3. bölüm · Geceyarısı Hanesi

Bölüm 3: Göz Hapsi

Mysterious_writer .

Odama çıkarken sorgudan kurtulduğumu sanmıştım. Fakat yemek salonuna adımımı atmamla beraber bir anda kendimi sorgu masasının tam ortasında buldum. Bütün ailem kapıda dikiliyordu. Babamın gözlerindeki o sert bakış, üzerimde görünmez bir ağırlık oluştururken, sarayın lüks koridorunun bir anda daraldığını hissettim.
Kraliçe Elia: "Neredeydin bu zamana kadar? Ya başına bir şey gelseydi, ne yapardım o zaman? Sana soruyorum Kaitlyn, yüzüme bak!"
O an yüzüne bakamadım. Bakarsam, içimdeki isyanın gözlerimden okunacağından korktum.
Prenses Kaitlyn: "Ama olmadı işte, buradayım. Söz vermiştim, onu tuttum sadece. Endişelendirdiğim için üzgünüm."
Kraliçe Elia: "Sözmüş... Bize haber vermen gerekirdi, biz burada dekor muyuz? Bir daha böyle bir şeyi asla yapmayacaksın."
Kral Oscar, odanın havasını bir anda donduran o otoriter tavrıyla öne çıktı.
Kral Oscar: "Bundan sonra kapında bir muhafız bekleyecek. Nereye gidersen git, onunla gideceksin. İtiraz istemiyorum."
Çaresizce ağabeylerime döndüm.
Prenses Kaitlyn: "Arthur? Edward? Lütfen, bir şey söyleyin..."
Prens Arthur: "Baba, cezası biraz ağır değil mi?"
Prens Edward: "Bence de, sadece nefes almak istemişti. Bu kadar baskı onu bize karşı daha çok yabancılaştıracak."
Kral Oscar: "Siz karışmayın. Kararımı verdim; ben ona tekrar güvenene kadar bu sistem böyle devam edecek."
Tek kelime daha etmedim. Sırtımı onlara döndüm, odama girip kapıyı kapattım. Yatağa kendimi bıraktığımda, omuzlarımdaki yükün altında ezildiğimi hissettim. Derin bir uykuya daldım; zihnim tüm bu gerçeklerden kaçmak için kendini karanlığa gömmüştü.
Sabah uyandığımda, her sabah saçımın şekli bozulmasın diye takılan o kumaş parçasını çıkardım. Bu artık hayatımın bir parçası haline gelmiş, sıkıcı bir rutindi. Kumaşı yatağa fırlatıp kapıyı açtığımda, babamı ve yanında zırhlı, yüzünü tam seçemediğim bir muhafızı gördüm.
Kral Oscar: "Tanışın. Bundan sonra her adımında yanında o olacak. Yeni koruman Muhafız Marcus .Eğer kaçmaya kalkarsa, onu durdurup bana getireceksin Marcus. O zaman cezasına biraz daha ekleme yaparım."
Prenses Kaitlyn: "Marcus mu?" dedim şaşkınlıkla. Babamın neden özellikle onu seçtiğini sorgularken, muhafızın soğuk bakışlarıyla karşılaştım.
Muhafız Marcus: "Emredersiniz, efendim."
Babam önden, ben arkasından merdivenleri indik. Marcus, sanki zırhlı bir gölge gibi tam üç adım arkamdaydı. Kahvaltı salonunda masadan kalkarken bile o soğuk bakışlarını ensemde hissettim.
Bahçeye, Leo'nun yanına gittim. Kapıyı çaldım ve içeri girdim. Leo'yu görünce içim rahatlamıştı; o benim tek destekçimdi. Ancak bu huzurum kısa sürdü. Marcus hâlâ çok yakınımızdaydı, neredeyse nefesini ensemde hissediyordum. Leo’a bakıp Sarah’ın yanına gitmem gerektiğini, vaktin yaklaştığını söylemek için dudaklarımı araladım ama Marcus’un her şeyi duyabilecek mesafede olduğunu fark ettim. Leo'nun gözlerine baktığımda onun da muhafız varken zor diye içinden geçirişini hissettim. Bu ufak kaçışım, üzerinde Marcus'un olduğu bir gölgeyle gerçekleşemezdi. Babamın koyduğu bu kural yüzünden bugünkü kaçışımın tahmin ettiğimden zor olacağını anladım.
Muhafız Marcus