5. bölüm / 14
Geceyarısı HanesiBölüm 5: Yukarıdakilerin Günahı
Bölümler 14Şu an: Bölüm 5: Yukarıdakilerin Günahı
- 1 Bölüm 1: Perdenin Arkası783 kelime
- 2 Bölüm 2: Saray Oyunları771 kelime
- 3 Bölüm 3: Göz Hapsi412 kelime
- 4 Bolum 4 :Kasaba Yolu898 kelime
- 5 Bölüm 5: Yukarıdakilerin Günahı624 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Bölüm 6 :Altın Kafesteki Kül1.015 kelime
- 7 Bölüm 7: Kırılan İpler596 kelime
- 8 Gölge Anlaşması: Yedi Günün Şafağı585 kelime
- 9 Bölüm 8:Kırık Mühür: Cehennem Çukuru608 kelime
- 10 Bölüm 9 : Cehennem Çukuru'nun Eşiğinde886 kelime
- 11 Bölüm 10 : Aşılamayan Kapı719 kelime
- 12 Bölüm 11: Kayıp Mühür ve Zihnin İzleri435 kelime
- 13 Bölüm 12:Fırtına Geçidi ve Gümüş Mühür380 kelime
- 14 Bölüm 13: İhanetin Hançeri511 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ormanın sınırındaki hafif sis tabakasını arkalarında bırakıp kasabanın labirent gibi uzanan sokaklarına daldılar. Saat iki buçuğu geçmiş, üçe doğru geliyordu. Gökyüzünü kaplayan gri bulutların arasından sızan çiğ, soluk öğle ışığı etraftaki sefaleti gözler önüne seriyordu. Havada paslı demir ve çürüyen yaprak kokusuna benzeyen keskin bir koku vardı; Kül Vebası’nın kokusuydu bu.
Sarah birden durdu ve eliyle bir evin gölgeli duvarını işaret etti. "Bak, bahsettiğim şey tam olarak buydu," diye fısıldadı.
Taş duvarın dibinde, incecik kumaşlara sarınmış, hastalıktan titreyen bir aile uzanmıştı. Bir anne ve küçük bir çocuk... Derilerindeki mor lekeler, tepedeki soluk ışıkta bile netçe seçiliyordu. Çocuk annesine sokulmaya çalışırken, kadının fersiz gözleri doğrudan gökyüzüne bakıyordu.
Kaitlyn adımlarını geri çekip sırtını soğuk bir duvara yasladı. Kalbi göğsünü döverken saraydaki şifacıların o rahat tavırları geldi aklına.
"Bu... bu gerçek olamaz," diye mırıldandı Kaitlyn, gözleri dolarak. "Sarayda bana her şeyin kontrol altında olduğunu, taşrada küçük bir vaka dışında sorun kalmadığını söylemişlerdi."
Sarah acı bir gülümsemeyle ona döndü. "Sana yalan söylemişler Kaitlyn. Gördüğün her şey gerçek."
"Aylardır bu haldeler," diye devam etti Sarah, sesi buz gibiydi. "Tedavi var, her zaman vardı. Ama sadece o yüksek surların arkasında, seninle aynı sofraya oturan asiller için. Aşağıdakiler onlar için sadece birer sayı."
Kaitlyn çocuğun titreyen ellerine baktı. Boğazına devasa bir düğüm saplanmıştı. "Gerçekten bu kadar mı vicdansızlar? Onlar sadece... sadece yaşamak istiyor."
Tam o sırada, sokağın diğer ucundan gelen ağır zırh sesleri sessizliği bıçak gibi kesti. Gündüz vakti devriye gezen Kale Muhafızları’nın pırıl pırıl parlayan zırhları taş sokaklarda yankılanıyordu.
Sarah sertçe Kaitlyn'in kolundan yakaladı. "Gelmeye başladılar. Yürü!"
Kaitlyn arkasına son bir kez baktı. İçindeki üzüntü, o saniyede yerini yakıcı bir öfkeye bırakmaya başlamıştı. Muhafızların sesini arkalarında bırakmak için dar, çamurlu bir çıkmaza saptılar.
Ancak sokağın sonuna geldiklerinde, gölgelerin içinden üç siluet belirdi. Ellerinde paslı palalar ve sopalar tutan kasaba çetesiydi bu.
"Bakın burada kimler varmış," dedi çetenin lideri olan adam, adımlarını öne doğru atarken. Boynundan yukarı, çenesine doğru uzanan büyük bir anka kuşu dövmesi soluk gün ışığında parıldıyordu. Gözlerini Kaitlyn’in pelerinine dikti. "Muhafızlardan kaçtığınıza göre ses de çıkaramazsınız."
Sarah hemen Kaitlyn’in önüne geçip elini belindeki bıçağa attı. "Geri durun. Sizinle bir derdimiz yok."
"Ama bizim sizinle var," diye kükredi boynunda anka dövmesi olan adam. "Alın şunları!"
Üçü birden üstlerine doğru atıldı. Sarah ilk hamleyi yapan adamın üzerine doğru fırlayıp bıçağını savurdu. Kaitlyn kendini bir anda hayatta kalma savaşının tam ortasında buldu. Sarah, anka dövmeli adamın savurduğu paladan son anda sıyrılıp adamın dizine sert een bir tekme indirdi. Diğer adam Kaitlyn’e doğru hamle yapınca, Kaitlyn panikle yerdeki kırık bir ahşap parçasını adamın göğsüne doğru savurdu.
"Neler oluyor orada! Kımıldamayın!"
Sokağın başından gelen gür sesle herkes buz kesti. Kale Muhafızları çıkmazın girişinde belirmişti. Muhafızların geldiğini gören anka dövmeli adam, yakalanmamak için nefret dolu bir bakış fırlattı. "Gidiyoruz!" diye tısladı. Çete üyeleri hızla duvarların üzerindeki ahşap iskelelere tırmanarak bambaşka bir yöne doğru kaçıp gözden kayboldular.
"Kaitlyn, bu taraftan!" diye bağırdı Sarah.
Muhafızlar arkalarından koşmaya başlarken, iki kız çıkmaz sokağın yan tarafındaki yıkık çitlerden atladılar. Tüm güçleriyle kasabanın çıkışına, ormandan süzülen o hafif sis tabakasına doğru koşmaya başladılar. Ağaçların arasına dalarak izlerini kaybettirdiler.
Kaitlyn tek başına sarayın arka surlarına ulaştığında hava kararmaya başlamıştı. Yüksek taş duvarın gölgesinde bir hareketlilik fark etti. Saray duvarının gizli tünel çıkışında Leonardo duruyordu. Duvarın dar ve dik eşiğinden dışarı çıkmaya çalışıyor ama tek başına basamakları bulamıyordu.
Kaitlyn'in yaklaştığını fark eden Leonardo, heyecanla ve kısık bir sesle bağırdı: "Buradayım! Kaitlyn, buradayız!"
Kaitlyn hemen öne atıldı ve ellerini ona doğru uzattı. "Leonardo, sakin ol! Basamağa dikkat et, elimi tut," diye fısıldadı.
Leonardo uzanan eli kavradı. Kaitlyn'in de desteğiyle yüksek sur duvarından aşağıya, güvenli zemine doğru kayarak inmeyi başardı. Kaitlyn üstündeki tozu silkeleyen Leonardo’ya bakarken, kasabada tanık olduğu o Kül Vebası gerçeğinin yüküyle gözlerini sarayın yüksek kulelerine dikti.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, en azından onun için, diye düşündü.
Leonardo Barrett
Bölüm etkileşimi
