3.bölüm :KÜL VADİSİ VE KADİM ŞİFRE

Vaveyla Yazarı: Vaveyla Kullanıcısı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3.bölüm :KÜL VADİSİ VE KADİM ŞİFRE

B-4 geçidinin nemli duvarları arasında ilerlerken ortam dondurucu bir sessizliğe gömülmüştü. Yerin onlarca metre altında, taşların arasından sızan su damlalarının sesi, sağ kalan örgüt üyelerinin yorgun adımlarına ritmik bir şekilde eşlik ediyordu. Ancak bu sessizlik çok uzun sürmedi.
Derinlerden gelen korkunç tırmalanma sesleri taş duvarlarda derin çatlaklar oluşturmaya başladı. Yerin altı büyük sarsıntılarla sallanıyor, adeta devasa bir deprem yaşanıyordu. B-4 tünelinin tavanından iri taş parçaları dökülürken, tünelin karanlık köşelerinden sese ve büyü enerjisine çekilen yaratıklar fırlamaya başladı.
Malea, zihninde beliren ani şok dalgasıyla şakaklarını tuttu. Gözleri mor bir ışıkla parlarken "Büyü enerjisine geliyorlar!" diye haykırdı.
Kael hiç tereddüt etmedi. Parmaklarını havaya kaldırıp sarsıntıyla duvardan sökülen demir parçarlarını yaratıklara doğru savurdu. Kael’in fırlattığı demirler ilk yaratık grubunu duvara çivilerken, tünelin giriş kapısından kulakları tırmalayan güçlü bir bomba sesi yükseldi. Devasa taş kapı paramparça olup içe doğru savruldu. Dumanların ve alevlerin arasından yüzlerinde mekanik maskeleri, ellerinde ağır enerji silahlarıyla Rejim Muhafızları sel gibi içeri daldı.
Ortalık tam bir cehenneme dönmüştü. Bir tarafta gözü dönmüş yaratıklar, diğer tarafta öldürmek için ateş açan muhafızlar ve ortada sıkışıp kalan Ay Işığı üyeleri...
Muhafızlar ve yaratıklar birbirine girmişken, Malea'nın mor gözleri duvardaki gizli sembolleri fark etti. "Burada bir şey var!" diye bağırdı kargaşanın ortasında. Duvarda kadim bir taş kapı gizliydi. Ancak kapı hem kalın bir demir mekanizmayla kilitlenmişti hem de zihinsel bir şifreye ihtiyaç duyuyordu.
Malea ellerini kapıya dayayıp zihnini taşın içindeki kadim enerjiye kilitlerken Kael’e seslendi: "Kael, mekanizmayı tutan demirleri bük! Tek başıma açamam, zamanımız yok!"
Kael tereddüt etmedi. Bir elini muhafızlardan gelen mermilere karşı demir bir kalkan yapmak için kullanırken, diğer elini kapıya doğru uzattı. Kael’in bükmeye çalıştığı devasa demirler ile Malea’nın zihninden taşan mor ışık aynı frekansta birleşti. Kapı gürleyen bir sesle geriye doğru kayarak açıldı.
Gizli taş kapıdan dışarıya adımlarını atar atmaz, genizlerini yakıp ciğerlerini kavuran o zehirli havayı soludular. Boğazlarına yapışan kül ve pas tadı berbat bir histi; ikisi de olduğu yerde öksürük krizine tutuldu.
Kael, çantasının yan gözünden çıkardığı eski, filtresi yıpranmış gaz maskesini vakit kaybetmeden Malea’nın yüzüne geçirmeye çalıştı. Ancak maskenin içinden sızan zehirli duman, Malea’nın genzini yakmaya devam ediyordu. Malea öksürük krizinin ortasında Kael’in bileğini tuttu; gözleri mor bir ışıkla parlarken parmaklarının ucundan süzülen kadim büyü, ikisinin etrafında saydam, hafif morumsu bir nefes kalkanı ördü. Havadaki zehirli kül, bu kalkanın yüzeyinde kıvılcımlar saçarak buharlaştı.
"Bu kalkan bizi bir süre idare eder," dedi Malea, nefes nefese. "Ama elini çabuk tutmalıyız Kael. Büyü buradaki yoğun radyasyonlu havayla temas ettikçe gücümü hızlı tüketiyor."
Gözlerini yaşartan dumanın arasından başlarını kaldırıp etrafı incelemeye başladıklarında, gördükleri manzara tüyler ürperticiydi. Tepelerinde simsiyah dumanlarla kaplı, güneşi tamamen yutmuş sisli bir gökyüzü duruyordu. Etrafları ise insan boyunu defalarca aşan, paslanmış dev sanayi parçaları ve ucu bucağı görünmeyen devasa hurda dağlarıyla çevriliydi. Kül Vadisi'ne varmışlardı.
Hurda dağlarının dar labirentinde ilerlemeye başladılar. Her adımlarında ayaklarının altındaki paslı saclar ve kovanlar çatırdıyordu. Tam devasa bir çelik tank kalıntısının altından geçeceklerken, gökyüzünü yaran tiz bir mekanik sesle irkildiler. Tepelerindeki dumanlı bulutların arasından, Rejim’in kırmızı tarama ışıkları saçan iki devasa Gözetleme Dronu belirdi.
"Kıpırdama!" diye fısıldadı Kael. Malea’yı belinden tutup çökmüş bir konteynerin gölgesine doğru çekti. Sırtlarını soğuk ve ıslak metale yasladılar. Dronun kırmızı lazer çizgisi, saklandıkları konteynerin tam üzerinden, Malea’nın ayakkabısının ucundan birkaç santim öteden geçti. İkisi de nefeslerini tuttu. Kael, sağ elini hafifçe kaldırarak dronun mekanik motorundaki küçük bir çarkı metalle sıkıştırdı. Dron hafifçe sendeledi, sinyali bozulup başka bir yöne doğru yalpalamaya başladı.
Ancak dronun yarattığı titreşim, tonlarca ağırlıktaki paslı hurda dağını tetikledi. Büyük bir gürültüyle üzerlerine doğru bir hurda kayması başladı! Devasa çelik kirişler ve araç enkazları aşağı yuvarlanırken Kael öne fırladı. İki elini birden havaya kaldırıp gelen tonlarca metali tam tepelerinde durdurdu. Kasları geriliyor, şakaklarından ter damlıyordu. "Malea... Çabuk geç!" diye bağırdı Kael.
Malea tam öne atılacakken, zihninde aniden kulakları tırmalayan, çan sesini andıran gür bir fısıltı çınladı. İlk Kadim Anahtar’ın zihinsel dalgasıydı bu. Malea’nın gözleri bir anlığına tamamen mora döndü; zihninde Kül Vadisi’nin merkezinde duran, paslı metallerden ve eski rejim parçalarından oluşmuş devasa bir gölge—Vadinin Korumacısı—belirdi. Geleceğe dair bu ani vizyon Malea’nın dengesini bozdu, dizlerinin üzerine çöktü.
"Malea! Şimdi değil, kalk!" Kael’in haykırışıyla zihnindeki vizyondan sıyrılan Malea, son bir gayretle öne fırladı ve Kael’in yanından geçip güvenli alana ulaştı. Kael havada tuttuğu devasa hurda kütlesini arkalarına doğru fırlattığında, tünelden çıktıkları yol tamamen kapandı.
Duman yavaşça dağılırken, vadinin tam ortasındaki düzlükte duran o devasa mekanik silüet ortaya çıktı. Vadinin Korumacısı, gözlerindeki kırmızı ışıkları yakarak ağır ve korkutucu adımlarla onlara doğru dönüyordu.
Yaratık etraftaki tüm paslı metalleri ve çelik parçalarını devasa bir mıknatıs gibi kendine çekerek zırhını daha da büyüttü. Göğsündeki eski rejim çekirdeğinden yaydığı yüksek frekanslı parazit dalgası, Malea’nın şakaklarında şiddetli bir zonklamaya sebep oldu. Malea acıyla dizlerinin üzerine çöktü.
Korumacı devasa elini kaldırıp ilk öldürücü darbesini doğrudan Malea’ya doğru indirdi! Kael bir an bile düşünmeden kendini Malea’nın önüne attı. Yaratığın savurduğu ağır metal parçası Kael’in omzunu sıyırıp geçti, ikisi de sertçe yere yuvarlandı.
Kael, omzundaki derin yaraya ve acıya aldırış etmeden ilk iş olarak Malea’yı kolları arasına alıp korumaya çalıştı. Yüzleri birbirine o kadar yakındı ki; Malea, Kael’in hızlı ve sıcak nefesini kendi teninde hissetti. Kael’in gözlerinde kendi canının acısı değil, sadece ve sadece Malea’yı koruma hırsı vardı.
"Sana zarar vermesine izin vermeyeceğim," diye fısıldadı Kael, sesi acıdan hafifçe titrerken.
Malea, titreyen elini Kael’in kanlı omzuna ve ardından toza bulanmış yanağına koydu. Kalbinin güm güm çarptığını hissediyordu. "Yalnız değilsin Kael... Bana zihnini aç. Birlikte bitirelim şunu."
Malea zihnini Kael’inkiyle tamamen birleştirdi. Zihinleri aynı frekansta birleştiğinde parazit dalgası etkisini kaybetti. Kael, yaratığın göğsünde saklanan ve sürekli dönen o zayıf kırmızı çekirdeğin tam yerini Malea’nın gözlerinden net bir şekilde gördü. Kael, Malea’nın elini sımsıkı tutarak diğer elini havaya kaldırdı. Etraftaki en keskin çelik kiriş parçası devasa bir mızrak gibi fırlayıp Korumacı’nın çekirdeğini tam ortadan delip geçti!
Devasa yaratık kulakları tırmalayan bir mekanik çığlıkla yere serildi. Gövdesi parçalanırken, kalbinin durduğu noktadan gümüş ve mor ışıklar saçan bir nesne yuvarlanarak önlerine düştü: İlk Kadim Anahtar.
Çatışmanın o yakıcı gürültüsü bıçak gibi kesilmişti. Geriye sadece yıkılan devasa yaratığın çıkardığı son mekanik hırıltılar ve ikisinin düzensiz nefes sesleri kalmıştı.
Kael, üzerlerindeki ağır baskının ve acının etkisiyle kendini geri doğru bıraktı. Sırtını paslı bir çelik sütuna yaslarken, omzundaki kanayan yarayı tuttu. Malea ise titreyen dizlerinin üzerinde durarak hızlıca Kael’in yanına emekledi.
"Kael! İyisin değil mi? Omzun..." Malea’nın sesi korkudan titriyordu. Parmakları, Kael’in ceketindeki kanlı yırtığa uzandı.
"Ben iyiyim... İyiyim, merak etme," dedi Kael nefes nefese. Başını kaldırıp Malea'nın yüzüne baktı.
Göz göze geldikleri o an, etraftaki dumanlı çöl, yıkılmış devasa metal dağları ve yaratan tehlikeler bir anda yok oldu. Zaman ikisi için tamamen durmuştu. Malea elini yavaşça Kael’in soğuk, toza bulanmış yanağına koydu. Parmaklarının sıcaklığı Kael’in içini ürpertti.
Kael, bu yumuşak dokunuşla gözlerini kapattı. Erkekler Bölgesi’nde büyürken kimse ona şefkatle dokunmamıştı; birinin gözlerinin içine böylesine içten bakması Kael’in kalbinde unuttuğu bir duyguyu uyandırdı. Yavaşça elini kaldırıp Malea’nın kendi yanağındaki elinin üzerine koydu ve parmaklarını Malea’nın parmaklarıyla kenetledi.
"Sana bir şey olmasına izin veremezdim Malea," dedi Kael, sesi fısıltı kadar alçak ama bir yemin kadar güçlüydü. "Bize öğretilen o düşmanlık, o sınırlar... Hepsi yalandan ibaret. Senin zihnini ilk hissettiğim andan beri... dünyam değişti."
Malea gülümsedi. Mor gözlerinde parlayan bir damla yaş, Kael’in eline damladı. "Biliyorum Kael. Zihnine girdiğimde hissettim... Kalbinin ne kadar temiz olduğunu biliyorum. Artık bu yolda yalnız değilsin. Hiçbir rejim, hiçbir sınır bizi ayıramaz."
İkisi de birbirlerinin nefesini hissedecek kadar yakındı. Kael, Malea’nın alnına hafif ve derin bir öpücük kondurdu. O an, koca Kül Vadisi’nin zehirli havası bile aralarındaki bu insani ve sarsılmaz bağın sıcaklığını bozamadı.
Kael yavaşça doğruldu ve yerdeki İlk Kadim Anahtar’a uzandı. Parıldayan gümüş anahtarı eline aldığında, anahtardan yayılan hafif dalga ikisinin de zihninde yankılandı.
"İlk halkayı aldık," dedi Kael, elindeki anahtara bakarak. Sonra bakışlarını Malea’yı çevirdi ve elini ona uzattı: "Şimdi dünyayı birleştirme sırası bizde."
Malea, Kael’in elini sımsıkı tutarak ayağa kalktı. Arkalarında bıraktıkları yıkıntılara ve önlerinde onları bekleyen belirsiz geleceğe rağmen, artık korkmuyorlardı. Çünkü karanlığın tam kalbinde, birbirlerinin ışığı olmuşlardı.

-3.bölüm sonu-
Malea ve Kael'in Kül Vadisi'ndeki bu duygusal yakınlaşması ve İlk Kadim Anahtar'ı ele geçirmeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce ikinci anahtar onları hangi tehlikeli bölgeye götürecek? Yorumlarınızı yazmayı unutmayın🤗💕

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.