9. bölüm / 11
Enkaz çiçeği9
Bölümler 11Şu an: 9
- 1 1580 kelime
- 2 2959 kelime
- 3 3623 kelime
- 4 4999 kelime
- 5 51.092 kelime
- 6 6869 kelime
- 7 7883 kelime
- 8 81.676 kelime
- 9 9991 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10723 kelime
- 11 11481 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sakindi Sırma, bunu hak ettiklerini biliyordu.
Kurtuluyordu ailesinden, bu köyden her yerden.
Tek başına değil, kardeşiyle kurtuluyordu.
Dün gece her şeyi halletmişti kardeşi artık küçük değildi.
Kendisi kaçarsa kardeşine iyi davranmayacaklarından o kadar emindi ki
Anne ile baba yatak odasındaydılar, abisinin nerede olduğunu bilmiyordu. Dün gece ilk defa temizlik dışında bir amaç için abisinin odasına girmişti.
Hayalperest bir çocuk değildi Sırma dışarıda paraya ihtiyacı olacağını biliyordu. Anne ve babadan para almıştı ancak asıl para abisindeydi.
Dün odalarda bulduğu tüm parayı bir zarfa koymuştu.
Zarf çantasındaydı
Başını yavaşça kaldırdı eve göz gezdirdi.
Bakışlarında öfke varmıydı?
Yoktu.
Bakışlarında korku varmıydı?
Yoktu.
Sırma evin her odasında anılarını hatırladı. Ama sonra durdu ve kendine geldi.
Bir çantayı kardeşinin sırtına taktı, diğerinide kendi aldı.
Sırma o gün kardeşinin elini sım sıkı tuttu, asla bırakmadı.
Sırma, abisi, biyolojik anne ve babası evdeyken o evi yaktı.
Ahşap ev ilk önce tutuşmadı ama dakikalar sonra cayır cayır yanmaya başladı.
Sırma kardeşinin elini daha da sıkı tuttu.
Evin bahçesinden çıkıp yola ilerledi. O sokağın sonuna geldiğinde feryat sesleri inlemeler birbirine karışıyordu.
Kardeşiyle o sokaktan çıkamadan polise yakalandılar.
Ama sırma o gün rapor için gittiği Doktor sayesinde hayatta kalmayı başardı.
Sırma ve Eymen ailesini son defa mahkeme salonunda gördü.
******
Sayra KILIÇSOY KARAKAN
Her şeyi aldıktan sonra biryerde oturduk. Fatma anne derin bir içli nefes çekmişti çünkü, Ege ve Hazar yine kavga etmeye başlamıştı. "Bak çocuk, sen şu salıncağa süs diye asarım. Bunu yaparım." Dedi Hazar.
"Hadi ya denesene anca laftasın oğlum sen."
"Oğlum fener varken Beşiktaş kimmiş."
"Bilmem, fener yıllardır şampiyon olamayınca belki tanınmıyordur."
"Gel he de Beşiktaşlı ol ben sana araba alacağım."
"Lan git sen önce kendine kulaklık al. Senin daha kendi kulaklığın yok sürekli benimkini alıyorsun oradan biliyorum''
"Sen varya sen çok hainsin yeğen bozuntusu."
"Ben yeğen bozuntusuysam sen de amca bozuntususun be." Ege'nin sesi eğlenir gibi çıkıyordu
"Tamam, Sayra yengeme soralım."
Konu bana ne ara geldi ya, ben burada çay içiyorum.
"Yenge," dedi ikiside aynı anda.
46 kere bismillah.
"Fenerbahçemi beşiktaşmı." İkizmisiniz oğlum siz niye aynı anda konuşuyonuz?
46'dan vaz geçtim 86 kere bismillah
"Ben beşiktaşlıyım." Ege gülerken Hazar hüzünlü bir bakış attı. "Aşk olsun yenge kanarya varken kartal neymiş."
"Yalnız Hazar amca kartal sizin civcivi havada karada yer."dedi Alp
Alpcim, yavrum, canım oğlum bu konuya sen karışmasamıydın acaba? Bunlar seni çiğ çiğ yer.
"Kartal kuzenim bee." Ege yerinden kalkıp Alp'i yavaşça kucağına alıp havaya attı.
"Ayıpsın Ege abi kartal varken kanarya kimmiş."
Muzip bir sesle "Aşk olsun sana be Alp, gerçi abimin çocuğundan ne beklenir ki." Dedi Hazar.
"Ben fenerliyim amca." Diye Ahu'da konuya dahil oldu.
"Civciv yeğenim benim be."
Arkamdan Poyraz'ın "Hazar kızımı rahat bırak." Lafını duydum.
"Hoşgeldin." Dedim yanıma oturan Poyraz'a.
"Hoş buldum."
Hazar,"Abim, canım abim, birtanecik abim, mükemmel abim." Dedi büyük bir istekle.
"Efendim, üçkağıtçı kardeşim."
"Biz gidiyoruz bize para. Valla arabam kaç gündür aç biliyonmu?"
"İlahi Hazar, boş boş gezersen araban tabi boş olur. Hem ben sana dün ne kadar para attım?"
"Ama abi valla o dünde kaldı, her şey ne kadar pahalı sen biliyormusun?"
"Herşeyin ne kadar pahalı olduğunu bildiğim için sana para vermiyorum."
Bir kaç dakika Hazar Poyraz'a masum masum baktı. Poyraz bu bakışa dayanamamış olmalıki elini telefonuna attı. "Hesabına yolladım başınızı belaya sokmayın yeter."
Hazar ve Ege birbirine çak yaptılar."kalk Ege denizi Trabzon korksun bizden."
"Kesinlikle Trabzon korksun bizden."
İkisi birlikte arkalarına bakmadan Hazarın arabasına doğru koştu.
*****
Trabzon'un dar sokaklarının birinde saat 11'de dolanıyordu Eymen. Alkol almıştı biraz. Her sene bir günde alırdı alkolü, 27 Ekim.
Doğum günüydü Eymen, 27 Ekim 2005 'de lanetler içinde dünyaya gelmişti.
Hep düşünürdü Eymen, ablasına yük olduğunu düşünürdü.
Küçükken ablasının onun yüzünden bu kadar canının acıdığını düşünüyordu.
Eymen bu hikayede en masumken, en suçlunun kendi olduğunu düşünüyordu.
Eymen'in mavi gözleri puslandı. Bir anıya daldı,
Ablasının işleri yüzünden sık sık şehir değiştiriyorlardı. Ancak Trabzon'a daha önce gelmişlerdi.
Geçen sene yine aynı gün bu şehirdeydi Eymen, doğum gününde.
Ama o gün sarhoş değildi. O gün henüz içmemişti.
Trabzon'un ara sokaklarından birine girdi Eymen.
Sokaktan kavga sesleri geliyordu. Çok düşündü sonrasında o sokağa neden girdiğini, ama bulamadı.
İki kişi üç kişi ile kavga ediyordu.
Bir tanesinin burnu kanamıştı. Biri kaşının üstüne yumruk yemişti.
Eymen yine sakindi, o bu tür şeylere o kadar alışıktı ki.
Kavgaya doğru ilerledi, adamlardan biride ona saldırınca, durum eşitlenmiş oldu.
Kaşının üstüne gelen yumruktan eğilerek kurtuldu Eymen, hemen doğruluncaysa karsındakinin karın boşluğuna sert bir yumruk indirdi.
Kavag bittiğinde eymen'in dudağı ve kaşı kanıyordu.
Yanındaki çocuklara baktığında birinin sağ birinin sol tarafına oturduğunu fark etti.
"Ula a burasu Karadenuz, böyle kavgalara girersen boyuna dayak yersin."
"A burasu Karadenuz bende Karadenuzli değilim dayak yedim e siz karadenuzlisunuz sizde dayak yemissiniz."dedi Eymen daha büyük görünen çocuğun ağzını taklit ederek.
Sol tarafında daha küçük bir çocuk vardı.
"Ege ben, yanındakide Hazar."
Eymen yavaşça başını salladı." Eymen bende, neyse konu bu değil bu kara çocuğun kaşına pansuman yapılmazsa iltihap kapıcak."
Ege'de Hazarda ne yapıcağız der gibi bakınca Eymen ayaklandı,"Kalkın bize gidiceğiz. Ablam pansuman yapar bu gecede bizde kalırsınız bu yüzle gidipte ailenizi endişelendirmeyin."
Ege ile Hazar bir birine baktı bir süre, Hazar "pansumana hayır diyemem ama benim kuzenime gitmem lazım o yüzde bir an önce size gidelim."
Eymen elini ikisine de uzattı, ilk egeyi sonra Hazarı kaldırdı.
Hazar ve Ege'yi evlerine götürdü. Ablası kapıyı açtığında ise sıkı bir azar yediler.
" Eymen senin neyine böyle kavgalara karışmak hayır sizunde neyinize yani."
Sonrasında Hazar ve Ege'yi almak için eve gelen Ali Asafdı.
Anının içinde yavaşça çıktı yine aynı dar sokağa girmişti.
Cüzdanını çaldırmamak için büyük bir uraş vermişti çaldrmamıştı ama dayak yiyordu. Normalde en azından kendini korurdu ama bu sefer hem kafası güzeldi hemde kafasındaki.
Beyninin içinde bir ses duyulmaya başladı.
Yoksa gerçekten mi duyuluyordu?
"Geldim işte dostum, yüzün gülsün be."
Kafasını kaldırdığında bu tarafa gelenin Ege ve Hazar olduğunu gördü.
'Ah' dedi içinden 'ne vardı bu kadar içecek' şimdi de halüsinasyon görüyordu.
Yoksa görmüyormuydu?
Saniyelerin ardından görmediğine emin oldu,
Çünkü Hazar ve Ege'nin karsısındaki adamlara attığı yumruğu hayatı boyunca unutmayacaktı.
Bir kaç dakika sonra, kavga vittiğinde yine bir evin girişine oturdular.
"Eymen bey, sizi buralarda görürmüydük."
Bölüm etkileşimi
