5. bölüm · Enkaz çiçeği

5

Zeynep Yücadağ

Duyduğum iki el silah sesine kollarım anında tepki göstermiş bir yanıma Alp'i bir yanıma Ahuyu çekmiştim.

"Bu kim ya." dedim Poyraz'a doğru.
"Amcamın oğlu daha doğrusu tek amcamın tek çocuğu." Ona anlamaz gözlerle bakarken odanın büyük kapısı açıldı. İçeriye giren Poyraz'ın boylarında esmer bir adamdı.

"Ula emicemin hayirsiz uşağı madem gelirsin niye haber vermirsin?" Adam yoğun bir şekilde şive yapıyordu. Ama sempatik birine benziyordu

"Sana da merhaba Ali Asaf da niye silah sıkarak geliyon oğlum." Bence oldukça makul bir soru Poyraz.

"Girişimiz olay olsun istedik be sanki ne yaptık." Sanırım buradaki herkes şive yapmadan konuşabiliyor ama girişi şive ile yapıyordu.

Adamın gözleri bana dönmüştü. "Merhabalar yenge hanım Ali Asaf ben." Kafasıyla Poyrazı gösterdi."Kuzeniyim."

"Merhaba Ali Asaf Sayra bende." Dedim kibarca.

Az önce iyi gelin iznenimi kazanmıştım kaybedemezdim kesinlikle kaybedemezdim.

"En sevdiğim amcam ya şu boy posa endama bak." Dedi Ege bir yandanda Ali Asaf'a sarılmıştı.

"Aliş geldi, aliş geldi." Diye buraya doğru koşan bir adet de Ahumuz vardı tabii.

"Ahu hanım." Kendine doğru koşan Ahuyu hızla kucağına aldı Ali Asaf. "Hiç aramıyorsunuz nerelerdesiniz."

"Ama benim telefonum yok sen beni ayamadın Aliş." Dedi Ahu gözlerim istemsizce Poyraz'a kaldı kızına içi gide gide bakıyordu ama ikisinin sarıldığını görünce gözlerinde yapmacık bir sinir oluşuyordu.

"Çok ayıp etmişim Ahu hanım yazıklar olsun bana." Ali Asaf kucağındaki Ahuyu yavaşca indirip bakışlarını Alp'e çevirdi.

Olayı havada kapansa Poyrazdı. "Sakın" dedi hızla."oğlumdan uzak dur. Bir çocuğumun daha sana hayran olmasını kaldıramam."

Ali Asaf ise bu uyarıyı zerre takmamıştı.

"Merhaba, küçük adam Ali Asaf benim ismim. Babanın kuzeniyim."

"Alp benim ismim."minik parmakları bizi gösterdi. "Onların oğluyum." Sonrasında hızla koşup Poyraz'a sarılmıştı.

Ahuysa benim kucağıma çıkmıştı.

"Annem." Dedi Alp.
"Efendim oğlum" kucağımdaki Ahu'nun saçını okşuyodum.
"Uykum geldi."
"İstersen kucağımda uyuyabilirsin." Poyraz Alp'in kafasına bir öpücük bırakmıştı.Alp ise cevap verme gereksinimi duymamış arkasındaki adama yaslanmıştı.

Ortamda yine ayrı bir sohbet dönüyordu Hazar Hazal Derin ve Ege bir yerde oturmuş konuşuyordu Ali Asaf ve Yavuz abi şirket hakkında konuşuyordu. Fatma anne ve Narin abla ortalıkta yoktu Nazlı abla ise kimseyi takmadan telefonla uğraşıyordu.

"Poyraz." Ahu başını göğsüme yatırmışken konuşmaya başladım. Oysa anında cevap verdi sesime.

"Efendim Sayra"

"Benim doktorla konuşmam lazım mesaj atmış nerede konuşabilirim?" Kucağındaki Alp'i yavaşça koltuğa yatırdıkdan sonra ayağa kalktı bende Ahuyu kendi oturduğum bölüme yatırdım.

Bir kaç dakika sonra dışarıya çıkmış evden uzaklaşmıştık.

"Hoparlöre al bende duyayım ne dediğini." Onaylamak manasında kafamı aşağıya yukarıya salladım.

Doktor 3. Çalışında telefonu açtı.

"Yine ne istiyorsun be."cırladım iyice, kesinlikle cırladım.

"Aaaa ayıp Sayra çok ayıp ben seni benimle böyle konuş diye mi evlendirdim cık cık cık yani."

"Uzatma doktor ne istiyorsun?" Poyraz da daralmıştı bu konuşmadan anlaşılan.

"Siz karı koca çok uyuz olmaya başladınız. Neyse konumuz bu değil operasyon için Trabzon'a geliyorum haberiniz olsun." Görmiyeceğini bile bile başımı salladım.

"Tamam." Dedi Poyraz, ardından telefonu yüzüne kapattı.

"Sırf bunu yaptığın için bize beş görev birden verebilir, biliyorsun değil mi?" Verirdi valla doktordu bu ne yaptığı asla belli değildi bir anda karşıma evlenceksin diye çıkması ise bunun en büyük kanıtıydı.

"Kokuttumu seni fazladan iş?" Güneş hafif hafif batmaya başlamıştı önümüzdeki yeşillikte sağa sola değilde güneşin battığı yere bakıyorduk .

"Asla." Dedim anında, gözlerim güneşin battığı yeri bulunca cümleme devam ettim. "İşten kaçan biri değilim, hiç bir zamanda olmadım ama fazladan iş oğlumla zaman geçirmeme engel."

Poyraz cevap vermek için tam ağzını açıyorduki Ege'nin sesi engel oldu.

"Amcaa, yengee babaannem çağırıyor."
"Geldik koçum, bağırma." Poyraz önce kendi yerden kalktı, sonra benim kalkmam için elini uzattı.

"Kalkın bakalım Sayra hanım, annemi kızdırmayalım."

"Kesinlikle hayırsız gelin konumuna düşmek istemiyorum." Gülerek çıkmıştı ağzımdan bu sözler.

"Poyraz." Dedim ilerlerken.

"Efendim." Anında cevap vermişti.

"Biz burada ne iş yapacağız?" Evet buda bir sorundu.

"Sayra, burada İstanbul'daki gibi görevler yok, halihazırdada bir görevde olduğumuz düşünülürse ben şirkette çalışacağım ama senin için hiçbir fikrim yok."

"Ben ailene avukat diyeceğim." Ayağımın altında ezilen çimler kesinlikle hoş bir ses çıkarıyor ve beni mutlu ediyordu.

"Vay be karım avukat ha." Alayvari bir üslupla söylüyordu ama kesinlikle dalga geçmek için değildi.

"Poyraz." Dedim yine.

"Efendim." Dedi anında.
"Ali Asafın ailesi öldü demi?"

Duraksadı bir kaç saniye "Nereden anladın?"

Omuz silktim nereden anladığımı bende bilmiyordum ama hissetmiştim Poyraz'ada aynen bunu dedim.

"Bilmiyorum, gözleri öyle bakıyordu belkide ama hisettim kesinlikle hissettim."

O ise cevap niteliğinde aşağı yukarı başını salladı.

Evin kapısının önüne geldiğimizde girmem için benim arkamda bekledi. Ben girdikten sonra ise o girdi.

"Oooo hiç gelmeseydiniz." Hazar bir bana bir yanımdaki Poyraz'a bakıyordu. Bakışları bana döndü "Yenge Allah aşkına al şu tabakları ya annem canıma okudu."

Gülümseyip tabakları alacaktım ki Poyraz engel oldu.

"Bir kere yaparsan hep yapmanı ister kardeşimin arsız olduğu konusunda kesin bir kanım var bu yüzden yapma."

Hazar anında gözlerini devirdi. "Aman karınada kıyama zaten."

Güldüm bu tepkisine. "Kusura bakma Hazarcım kocam yapmamı istemiyor."

Hazar dahada güldü." Canın sağolsun be yengem zalim kocan utansın." Cümlesine Poyraz'ın kaşları anında havaya kalktı. "Çok boş yapıyorsun abicim biraz daha oyalanırsan benim değil ama annemin zalimliğini göreceksin."

Hazar aydınlanmış bir ifade takındı. "Kesinlikle haklısın abicim ben kaçar."

"Hazarı sevdim çok tatlı biri." Dedim Poyraz'a doğru.

"Aman bunu ona da söyleyip kardeşimi başına bela atme Sayra."

"Kardeşini kesinlikle çok seviyorsun Poyraz."

Yüksek dozlu bir kahkaha attı bana.

Birkaç dakika sonra az önce oturduğumuz yerdeki masada oturuyorduk masanın başında Kemal baba oturuyordu sağ tarafında Fatma anne sol tarafında Yavuz abi. Fatma annenin yanında Hazar ve Hazal Yavuz abinin yanında ise karısı ve çocukları oturuyordu Hazal'ın yanında Alp ve onun yanında Poyraz vardı bende Poyraz'ın yanındaydım benim solumda ise Ahu vardı Ahu'nun yanında Ali Asaf karşı tarafın sonunda oturan Derin'in yanında da Nazlı abla oturuyordu.

Sofra yöresel değildi mercimek çorbası pilav ve köfteydi, pilav ve köfte neyseydi ama mercimek çorbasına hayır diyemezdim. Demedim de zaten. Ben bir yandan Ahu'nun yemesine yardımcı oluyor bir yandanda masada dönen sohbeti dinliyordum.

"Eee baba." Diye konuşmayı başlattı Hazar "abimin düğün ne zaman."

Kemal bey yemeğinden bir kaşık alırken konuşmaya başladı. "Bu akşam 8 de imam harun gelecek ve dini nikahını kıyacak Allah bilir bu gavur sadece resmi nikah kıyıp gelmiştir." Evet tam olarak öyle olmuştu ama bir eksik vardı Resmi nikahıda biz kıymamıştık.

Poyraz'a baktım Allah inancı yüksek olan biriydim bu yüzden dini nikah beni bir tık korkutmuştu.

"Poyraz acaba Allah'ı bu işe karıştırmasak mı?"

Kesinlikle katılıyorum zaten başımızda binbir türlü bela var birde Allah'ın işine karışıp daha fazla günah yüklemeyelim.

Bölümü ansızın bitirmek gibi huylarım var 2 yeni karakterimiz daha geldiiiii bu arada Sayra ve Poyraz'ın uğraştığı operasyonun adı lavinia daha gerçekci bir şey bulamadım çünkü.

Tanıştırayım, Ali Asaf Karakan

28 yaşında
Bekar

18 yaşındayken ailesi öldü (bu karakter çok çekecek)

Henüz tanışmadınız ama olsun

Sırma Özyurt

Lavinia operasyonu için çalışanlardan
5. Kademe ajan
26 yaşında
Lavinia operasyonu için öğretmen olarak çalışıyor