Enkaz çiçeği kitap kapağı

8. bölüm / 11

Enkaz çiçeği

8

Vaveyla Yazarı: Zeynep Yücadağ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 8

"Sırma neredesin?" Abisi bağırıyordu, önceden abisini severdi Sırma. Artık nefret bile edemiyordu.

"Odadayım." Dedi kekeleyerek.

"O daha işini bitirmedimi, ah bunun için ekstra bir ücret alacağım."

"Üstümü giyiyorum, geleceğim."

"Çok yavaşsın ama ben çok zekiyim ne güzel düşündüm hem cebime para giriyor artık."

"Sen," dedi Sırma odadan çıkınca."sen nasıl bu kadar kötü oldun? Sen abimdin benim bana bunu neden yaptın."

Abisinden yanıt olarak kocaman bir kahkaha aldı.
"Ben sana sordum, sana mı zarar vereyim, kardeşine mi dedim sen ne dedin."

Daha fazlasını kaldıramazdı Sırma gidecekti bu evden zorundaydı.

Abisinin önünden geçip kendi odasına gitti. Karnı ağrıyordu başı ağrıyordu sesi ağrıyordu Sırma'nın, ama kimse görmüyordu.

"Ablammmm." Dedi kardeşi Eymen m harfini uzata uzata

Gözündeki yaşı elinin tersiyle hızla sildi. Yetmedi burukca gülümsedi."Efendim ablacım?"

"Canın acıyormu?"kendi küçük yüreği büyük bir çocuktu Eymen, biliyordu abisi ablasına her kötülük yaptığında ablası ağlardı.

"Ablaların canı acımaz, yavrum." Dedi Sırma tüm acısına rağmen.

......

"Hiç aramadınmı?"

Aradım, ilk dayağımı yediğimde bir abim olmasını aradım. İlk aşk acımda bir annem olmasını aradım. Bazen dertleşeceğim, dertleşebileceğim bir kardeş aradım. Param olmadığı için yemek alamadığımda babamın pantolonumun cebinden al demesini aradım.

Ben onları hep aradım ama onlar beni aramadılar.

"Aradım, ama geçmişte kaldı."

Yağmur biraz daha çiseledi. Ben bir nefes daha aldım sigaradan."Sence yağmur kimin için yağıyor?"

"Bilmem," dedi Poyraz"belkide Romeo ve Julliet içindir."

"Ah Romeo ve Julliet içindir tabii." Bir nefes daha aldım sigaradan." Hayatımda bildiğim en kötü aşk hikayesi."

"Kim içindir peki sence?"

"Ali ve Ninodur belki." Dedim ardından konuyu değiştirdim."ben küçükken, ama baya küçükken yağmur yağdığında bulutlar ağlar sanardım."

"Belkide gerçekten ağlıyordur."
"Birazda benim için ağlasalardı keşke."

"Neyse," dedi "hadi yukarı çıkalım üşüteceksin.

......

"Ablaaaaa." Eymen evin içinde ablasına sesleniyordu."benim kitapları nereye koydun?"

Zıkkımın dibine demek vardı ama yuttu Sırma. "Salondaki kolilerin içine bak ablacım."

Eymen neden Trabzon'a geldiklerini bilmiyordu, ama bir süre burada kalacaklarından emindi.Ablası ile sürekli işi yüzünden şehir değiştiriyorlardı.

Bu Eymen için bir şey ifade etmiyordu, ablası yanında olduğu sürece Eymen her yerde kalırdı. Artık aileside peşini bırakmıştı.

Eymen, artık ablasından ayrılmıyordu.

Üstüne üstlük birde çalışması gereken dersler vardı.

"Eymen gel yemek ye." Diye bir ses duydu. Sesin sahibi ise ablasıydı.

"Geldim." Elindeki kitapları masaya bırakıp mutfağa yöneldi Eymen.

Ablası önüne bir kase çorba bırakmış kendi sandalyesine oturmuştu.

Eymende kendi yerine oturdu.
"Hazır çorba ha, birde makarna müthiş menü."

"Valla," dedi Sırma "beğenmiyorsan kendin yapsaydın ablacım."

Güldü Eymen Sırmaya. "Senin yaptığın bir şeyi beğenmemek ha, öyle bir ihtimal bu dünya üzerinde yok."

Bu kez Sırma gülmüştü." Ağzın iyi laf yapıyor Eymencim ama beğenmediğin hazır çorbanı soğumadan iç çünkü daha çok işimiz var."

"Ablam." Dedi Eymen. "Burada ne kadar kalacağız?"

"Neden beğenmedin mi Trabzon'u."dedi Sırma.

"Senin olduğun her yer bana güzel ablacım, ama yani sürekli şehir değiştiriyoruz."

"Bilmiyorum ablacım."

.....

"Sayra abla, bundanda ye." Diye önüme uzatılan balı aldım.

"Teşekkür ederim Hazalcım." Dedim.

"Annem," dedi Alp."ben doydum."

Bana kalmadan cevap veren Fatma anne olmuştu. "Ay olmazki öyle, hiç bir şey yemedin doyamazsın ne seversin sen ne yapayım ki sana."

Doğru söylüyordu Alp'in yeme problemi vardı. Günlerce aç kalsa gelip ben açım demezdi genel olarak yemek sevmezdi ama kahvaltılardan ayrı bir nefret ediyordu.

"Ama ben doydum." Dedi Alp masumca.

"Ee iyi madem ama bu böyle olmaz benim evimde kimse az yemek yiyemez. Annende yemiyor zaten." Dedi Fatma anne.

Alp ise başını sallayıp sandalyeden kalkmıştı. Tabiki onun peşine de Ahu.

"Baba, biz Alp ile parka gidelim mi?"

Poyraz başını salladığında Ahu gerekli cevabı almış olacak ki gitti.

Herkes yemeğini yerken ortamda yine tek bir ses vardı, Hazar ve Ege.

Hazar, "Seni döverim bak." Dedi Egeyse Hazar'ı zerre tınlamamıştı."Senmi beni dövecen Hazar denizi."

Hazar artık dayanamıyor olmalıki Narin ablaya döndü."Yenge senin bu oğlun size yalan söyledi biliyormusun bunun okulu aslında iki saat önce bitiyor."

Ege kalbinden vurulmuş gibi tuttu ve Yeşilçam artistlerini aratmayacak bir oyunculukla, "Bana bunu yapmayacaktın Hazar Karakan," dedi sonra derin bir nefes alıp Kemal babaya döndü." Dede senin araba vardı ya arabayı Hazar vurmuştu hatta sonra arka sokağada arabayı o çekmişti."

Tam Hazar ağzını açıp bir şey diyecekti ki Hazal Hazara zeytin attı." Sus artık canım kardeşim."

Masada herkes kendi halindeydi.

"Fatma siz çarşıya çıkın bizde şirketi yoklayalım"diye bir öneri sundu Kemal baba.

Anladığım kadarıyla bu çarşı işinin içinde bende vardım. Açıkçası reklamın iyisi kötüsü olmazdı yani işime yarayacak gibi duruyor.

Malum yerlerinde patlamasında.

Ne zaman öyle bir şey olmuş ki.

Sayayımmı şimdi kızım, sen teşkilatta çalışkan olduğun ve hocalar tarafından övüldüğün için dayak yemiş insansın.

Ufak bir düşününce haklı olduğuna karar verdim. Şaka değildi yaşanmıştı bu olay;

Bir perşembe günüydü sanırım teşkilattaki 2. Yılımdı kimseyleyse bir sorunum yoktu, herkes kendi halindeydi.

Yinede kimseyle konuşmazdım.

Yemekhanenin önünden geçerken 4 kişi çıkmıştı karşıma." Sen çok akıllıymışsın, bizide çalıştırsana biraz." Demişti en iri olan.

Sonrası ise çok hızı gelişmişti iki kişi kollarımı tutunca savunmasız kalmıştım benimle konuşan yüzüme sağlam bir yumruk indirmişti.

Ardından birdaha. Ardından birdaha. Ardından birdaha. Kaç yumruk yediğimi hatırlamıyordum.

Beni sonrasında bulan doktordu. Benimle ilgilenmişti. Sonrasında ondanda ayrı dersler almaya başlamıştım.

Ama gün sonunda emin olduğum tek şey bana övgünün bile iyi gelmediğiydi.

Bu mükemmel anıyı hatırlayınca yüzümü ekşittim. Poyrazsa bunu asla kaçırmamıştı."Bişey mi oldu neden yüzünü ekşittin. Miden falan mı bulandı?"

Ama şimdi ses tonuda bir hoştu yani.

Başımı iki yana salladım, ''Yok, yok iyiyim ben. Oksijen çarptı herhalde."

"Yengem." Dedi Hazar Behlül'ü aratmayacak bir şekilde.

Bakışlarım ona döndü."Efendim?"

"Bende geleyimmi sizle çarşıya bence geleyim."

Bana kalmadan Fatma anne dönmüştü Hazar'a. "Ne yapacaksın sen bizimle."

"Bu Ege'ye gıcıklık olsun diye o gelecekse bende gelcem."

Bir köşede huzurla çay içen Ege'nin bakışları bize döndü, "Tanrım, şaka yapıyor olmalısınız."

Köşeden Ali Asaf kafasına vurdu. "Dublajlı mı doğdun çocuğum, adam akıllı tepki versene."

" Al işte." Annesine döndü Ege." Anam, anam garip anam çilekeş anam kurban olduğum ben ne yapacağım çarşıda sizinle."

"Ne mi yapacaksın? Poşet taşımamıza yardım edeceksin tabiki, ben seni bu günler için büyüttüm."

Evet, Alpcim bende seni o günler için büyütüyorum.

Aman aman kalsın, senin oğlun kendini idare edebilecek bir yaşa gelsin o bize yeter yani."

Kesinlikle yeterdi.

"Bende gelecekmiyim?" Dedi Sabahtan beri yemeğiyle oynayan Derin.

Narin abla başını salladı.

"Sayya, bende gelcem." Diye aniden ortama daldı Ahu.

Sen gelmeden olmazmı yeşilim, orman gözlüm.

Bu çocuğun gözlerine nazarı ben değdireceğim herhalde. Ama gözleri çok güzel.

"Sen gelmeden olurmu, yengesinin gülü." Diye bana kalmadan seslenen Narin ablaydı yine."Ha bu suratsız halan da gelecek.''

Nazlı abla, burayla ilgilenmiyordu sadece kendi kahvaltısına odaklanmıştı.

"Benim için fark etmez ama Sayra'nın buna katlanabileceğini sanmıyorum."

Herkeste katlanamaz diyor arkadaş ne bu yani adam mı dövüyorlar çarşıda.

Valla dövüyor olabilirler, burası Trabzon burada her şey gerçek

Hadi ama ben işin şakasındayım, başıma en fazla ne gelebilir ki?

......

Saatler sonra

"Anne, Allah'ın adını verdim bak yetmez mi?" Saatlerdir mağaza geziyorduk yinede bu isyan benden değil Hazaldan çıkmıştı.

Ama yani, bana alınanda bir hayli şey vardı. Fatma anne Trobzonda girilmedik kuyumcu bırakmamaya yemin etmişti herhalde.

Bunun başka açıklaması yoktu çünkü.

Fatma anne, bana bir şey gösterdiğinde cevap verene kadar alıyordu 5 tane kolye almıştı kadın.

Kolyeler de sadece bunla sınırlı kalmamıştı ki benim gözümün değdiği ne varsa almıştı.

3 farklı model hasır set almıştı. Bileklerimden dirseklerime kadar bilezik almıştı ama bunla sınırlı kalacağına inanmıyordum.

Narin ablada rahat durmamış 'eltisine' altın kemer almıştı.

Allah'ım bunlar bu kadar zenginmiydi ya. Ama açık söylemek gerekirse hiç itiraz edesim gelmiyor.

Hazar ve Hazal bana zarif özel tasarım bir bileklik yaptırmıştı.

Nazlı abla o bileklikle uyumlu bir kolye almıştı.

Acaba ben Karadeniz'e değil de aşiretemi gelin oldum? Birazdan Passat gelirse şaşırmam. Ama gelicekse tercihen siyah olsun.

"Yetmez, ben gelinime daha hiç bir şey alamadım." Dedi Fatma anne.

Herhalde tüm kuyumcuları feth edecekti.
Ülkedeki altın rezervinin yarısını bana almışlardı.

O değilde Poyraz'a ne aldılar.

"Anne kız ayaklı kuyumcu gibi geziyor daha ne alacaksın?'' konuş be Nazlı abla.

"Ee ama gelinliği, elbisesi ,kınalığı daha bunlar alıncak."

"Anne ben ve Ege adaya veda ediyoruz."
Derinde bu işte yorulanlardandı anlaşılan.

"Hiç kimse bir yere gitmiyor, şurada Gülben'in gelinlikçisi var, bir kaç model deneyelim fikir olsun."

Poyraz bir ara 'annem beni sade bir düğün ile evlendirmez.' demişti haklıymış, Fatma anne o kadar hevesliydi ki.

Yinede gösterdiği yere girdik. Bizden ayrı bir kaç müşteri daha vardı.

"O Fatma hanım bu ne süpriz." 30'larının başında bir kadın karşıladı bizi.

"Hoş bulduk Gülbencim," dedi Fatma anne, ardından beni göstererek "yeni gelinim Sayra, Poyraz'ın eşı olacak inşallah ona bir gelinlik bakmaya geldik, beğendiği bir model olursa alıcağız olmazsa tasarım yaptıracağız."

O değilde ben Narin ablanın yerinde olsam bunlar bana yapılmasa ağır arıza çıkartırdım yani.

"Maşallah gelin kızımıza çok güzelmiş, nasıl bir model gelinlik istiyorusun kızım?"

Bu konuda pek bir fikrim yoktu ama kabarık bir gelinlik istrediğimden emindim.

"Kabarık model bir gelinlik düşünüyorum."

Gülben hanım önde biz arkada içeriye doğru yürüdük.

Bir kaç gelinlik ve bindallı denedim ama en sonunda yeşil bir bindallı ve kabarık etekli prenses model bir gelinlik beğenmiştim.

Taçlarıda seçtiğimde Fatma anne rahat bir nefes aldı.

...............................................

Ahu ve Alp içeride oturuyorlardı.

Alp, "Ahu beni burada bekle sakın bir yere gitme tamammı?'' dedi.

Ahu sakince başını salladı. Alp gittikten bir kaç saniye sonra Ahu yerinde dayanamadı ve ilerideki taçlara doğru yürüdü.

Yürürken kendi boylerında bir bedene çarptı.

"Dikkat etsene." Dedi çarptığı beden.

"Sen dikkat et akıllım, sen bana çarptın."

"Hem suçlu hem güçlüsün." Çarptığı çocuk arkasını dönüp gidecekken Ahu kolunu tuttu, " kardeşim gelecek birazdan, o gelene kadar yanımda dururmusun tek başma sıkılıyorum."

Çocuk ne yapacağını bilemedi ilk önce, Ahu'nun yanına oturdu onunla birlikte beklemeye başladı.

Ahu, "Adın ne senin?" Diye sordu.

"Eren," Dedi çocuk, "benim adım Eren. Senin adın ne?"

"Ahu benim adım, ama biliyormusun benim iki ismim var, Ahu Meyra ."

Başını salladı Eren. " Bence senin ismin yosun olmalıydı."

Minik kaşlarını çattı Ahu, "Niye ya, çirkinmi benim ismim." Ahu ağlamaklı sesle konuşunca Eren panikledi.

"Hayır ismin çok güzel, ama gözlerin yeşil ya daha çok yakışırdı."

Ahu elini sol yanağına atıp düşünüyormuş gibi yaptı, "O zaman sen bana yosun de."

Erenin dudakları sola kıvrıldı. Ahu bunu görünce biraz daha gülümsüyordu.

Ahu yalvarır bir ses tonuyla,"Bende sana toprak diyeyim mi? Ha n'olur." Dedi.

"İstediğini diyebilirsin bana Yosun."

"O zaman sende bana istediğini diyebilirsin Toprak."

İkiside kıkırdadı Erenin annesi çağırınca Ahu'nun yanından ayrıldı.

Bu anı en başından beri video kaydına alansa Derindi.

1670 kelime, vay be yazdığım en uzun bölüm oldu.

Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayınnnn sevgilerleee

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18