4. bölüm / 11
Enkaz çiçeği4
Bölümler 11Şu an: 4
- 1 1580 kelime
- 2 2959 kelime
- 3 3623 kelime
- 4 4999 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 51.092 kelime
- 6 6869 kelime
- 7 7883 kelime
- 8 81.676 kelime
- 9 9991 kelime
- 10 10723 kelime
- 11 11481 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Ulaa uşağum gelmiş." Bizi kapıda karşılamıştı Fatma hanım. Anlaşılan o ki oğlunu fazlasıyla seviyordu
Poyraz'dan on dakikadır ayrılamamıştı.
"Uy kurban olim benim Ahu gözlüm gelmiş." Bu seferde Ahu'ya sarılmıştı hızını alamamış olmalı ki Alp'e de sarıldı.
"Oy maşallah sübhanallah tü tü tü ne güzel çocuk bu."
Tabi güzel olcak ben doğurdum.
Dakikalar sonra oğlumdan ayrılmıştı.herkesin oğlu kendine gitsin kendi oğlunu sevsin banane.
Bana yönelmişti bu kez.
"Oy maşallah toprak gözlü kızım ne tatlısın sen."benimle şive yapmadan konuşmuştu bu kadının neresi kaynanaydı ki?
Hayırlı gelinsin sen Sayra kadının elini öp.
İç sesimin dediğini yaptım Fatma hanımın önce elini öptüm sonra alnıma koydum.
"Uy el öpenlerin çok olsun." Sıkı sıkı sarılmıştı bana ama asla sert değildi bir annenin naifliğini taşıyordu hareketleri son derece nazikti.
Fatma hanımın arkasında yan yana duran 4 kişi gördüm tahmini olarak Yavuz bey ve ailesiydi.
"Ay eltim gelmiş." Poyraz'a baktım göz ucuyla.
O elti benmi oluyorum.
Pekala ikinci bir şok geliyor.
Bu sefer beni kolları arasına alan Narin hanımdı. Bu insanların tanımadıkları birine karşı nasıl bu kadar samimi davrandıklarını merak etmiştim.
"Narin abla bırak kızı boğulacak." Arkadan seslenen sesi seçebilmiştim. Çok naif ve nazik bir sesti çok ince değildi ama kalın da değildi.
"Anne kızı bıraksan mı artık?" Sesin sahibi Derindi büyük ihtimalle .
"Aman halası kılıklı hiç bir fırsatıda kaçırma zaten." Dedi Narin hanım.
"Bu lakapla çağırılmaktan onur duyarım annecim." Derin bir yandan bize bakarken öbür yandan saçlarını düzeltiyordu.
"Derin." Dedi yine aynı naif ses." Boşuna uğraşma halacım sınavdan kalırsan seni kanaat notuyla geçirmicem yağ çekmene gerek yok."
"Yazıklar olsun ya." Dedi Derin bu kez Poyraz'a bakarak "benim amcam gelmiş siz burda ne konuşuyorsunuz hiç yakıştıramadım sana nazlı hala cık cık ve cık yani."
"Gel buraya amcasının üçkağıtçı yeğeni." Poyraz yanına Derini çağırınca derin ona doğru hareket etti.
"Eee anne biz burdamı durucaz içeri almicanmı?" Sanırım Poyraz haklıydı aylardan Ekimdi ve Karadeniz'deydik haliyle üşüyorduk.
"Ay ben unuttum hadi geçin soğukta kalmayın." Fatma hanım sanki kış kıyametmiş gibi bizi içeri çekti.
Bir kaç dakika sonra yöresel şekilde düzenlenmiş salonda oturuyorduk benim yanımda Alp, Poyraz'ın yanında Ahu oturuyordu.
"Ee gelin hanım nerelisin?" Bu bir yargı cümlesi değilde daha çok sohbet açma amaçlı bir cümleydi. Sorunun sahibi ise Yavuz bey, yani yavuz abiydi. Bir kaç dakika önce herkes kendini tanıtmıştı.
"Bilmiyorum Yavuz abi çocuk yurdunda büyüdüm ben." Hep bir ağızdan a sesi çıktı
Büyük görümcem hariç.
"Oğlun?" Dedi Nazlı abla bana dönerek ilk defa konuşuyordu benimle. Ama diğerlerine karşıda soğuk davranıyordu büyük ihtimalle mizaçı sert biriydi.
"Babası kim?" Kadın zerre yorulmadan takılmadan düşünmeden soru soruyordu
"Babası Poyraz." Dedim "Ama öz babasını soruyorsan şöyle diyim şerefsizin tekiydi ne yaptığıyla şu an ilgilenmiyorum dilerim benden uzakta kendi sonu olur."
"Ahu nasıl benim kızımsa Alpde benim oğlum bundan sonra." Poyrazı bu konu rahatsız etmişti anlaşılan.
Nazlı abla bir nefes aldı ve yerinden kalkıp Alp'e doğru ilerledi. "Merhaba Alp, az önce sana öyle baktığım için kusura bakma olurmu?
Ah, hadi şu tanışma işini baştan yapalım ne dersin?" Alpden cevap beklemeden konuşmaya tekrar devam etti. "Nazlı Karakan ve senin halanım tamam mı?"
Oğluma döndü gözlerim hiç bir zaman çekingen bir çocuk değildi ama öyle herkesle konuşacak kadar sosyallikle ilgilenmiyordu.
"Alp Kılıç-" dedi ve kendi cümlesini yarıda kesti.
"Ben Alp Karakan, ve sanırım senin yeğeninim."
Nazlı abla bir elini Alp'e uzattı "Tanıştığımıza memnun oldum Alp." Oğlumsa tokalaşmadan vazgeçerek önündeki kadına sıkıca sarıldı.
"Bende menun oldum Nazlı hala."
Nazlı abla anlaşılan Alpin kendine sarılmasını beklemiyordu ama Alp sarılınca oda ona sarıldı.
"Eeee halam beni bu kadar çabuk kabullenmesi." Cümlenin sahibi Egeydi sanırım.
Hep bir ağızdan gülündü.
Bir kaç dakika sonra sohbet odağı hızla değişti Derin ve Ege'nin dersleri Yavuz abinin şirketteki dertleri Nazlı abla ve Narin ablanın atışması.
Kesinlikle sıcak bir ortamdı ama bu ortama ben ve Alp yabancıydık Alpin hiç bir zaman bu kadar kalabalık bir ailesi olmamıştı bu yüzdendirki yanımda oturmasına rağmen sıkı sıkı elimi tutuyordu.
Anlaşılan bu çekingenliğin farkında olan bir tek ben değildim. "Alp."dedi Poyraz Alp ona dönünce onu veya beni incitmeden hızla kucağına doğru çekti. "Uykunmu geldi tenin solmuş. Bendekide soruya çocuk tedirgin oldu burada kimseyi tanımıyor."
Ahu'nun derdi ise çok başkaydı Ege'nin elinde bir lolipop vardı ve Ahu onu almaya çalışıyordu ama ege inatla vermiyordu.
"Ya Ege vey." Bu kız r leri söyleyemediği için çok tatlı görünüyordu.
"Bir tane sarılalım Ahu hanım yoksa vermicem." Dedi Ege Ahu'ya doğru
Sonrasını ise bende beklemiyordum Alp yerinden kalktı Ahu'nun elini tutup geri çekti.
"Boşver Ahu vermezse vermesin ben sana daha güzelini alıcam söz."herkes sohbetine devam ederken benim gözüm Ege'nin yanındaki çocuklardaydı .
"Bak" Dedi Derin Ege'ye."millet kardeşini ne güzel savunuyor, bizimki ben düşsem bir tekmede o bana atar."Yine hep bir ağızdan Derin'e gülündü.
"Eeee anne bizim ikizler nerde?" Ah evet birde Poyraz'ın ikiz kardeşleri vardı ama geldiğimden beri göremedim.
"Yok onlar gelmedi, Hazal'ın arkadaşı gelmiş ikisi birlikte çıktılar." Fatma hanım çocuklarının nerde olduğunu açıklarken kapı açıldı.
"Ay abim gelmiş hoşgelmiş." Yeşil gözlü açık kumral saçlı bir kız koşarak Poyraza sarıldı.
Benim gözlerim ise arkadaki çocuğa takılmıştı. Önce Poyraz'a sarıldı.
"Abim gelmiş canım abim." Gözleri arkadaki Ahuyu bulunca poyrazı benim üstüme doğru itti. "Ahu gözlüm gelmiş." Ahuyu kucağına alıp bir kaç defa yukarı fırlattı.
Evet fırlattı basbaya fırlattı.
"Alp sen misin?" Sorduğu soruya Alp başını sallayınca Ahuyu yere bıakıp Alp'e yöneldi.
"Maşallah sana abi ne güzel bu çocuk." Tamam oğlumun sevmesi çok hoş ancak acaba oğlumu havaya atmasamıydı.
"Hazar bıraksana çocuğu, kusturacaksın." Galiba bu ailedeki herkes Nazlı ablaya saygı duyuyordu yoksa Hazarda kimsenin sözünü bu kadar hızlı dinleyecek bir ifade yoktu.
Ailenin dış görünüşüne şöyle baktığımda Fatma annenin ve Poyraz'ın Derin'in Ege'nin ve Hazarın gözleri kahverengiydi Hazal yavuz abi ve Kemal bey yeşil gözlüydü.
Bence Ahu'nun kıvırcık saçları küçük amcasından yeşil gözleri halasındand.ı
Nazlı abla ise ailedeki kimseye zerre benzemiyordu tam anlamıyla kara kaş karagöz bir kadındı.
"Merhaba yenge Hazar ben." Bana ayakta bir şekilde elini uzatan Hazara ayağa kalkıp tokalaşmak için elimi uzattım
"Sayra bende memnun oldum."
"Ay Hazal bende yenge." Dedi Hazal
"Memnun oldum Hazalcım." Hazalada aynı cevabı vermiştim. Bu ikizlere kanım kesinlikle kaynaşmıştı.
Bana kalırsa gusülsüzdüm yoksa silah seslerinin açıklaması yoktu.
Bölüm sonuuuuuu sizce azıcık text katayımmı bu şekilde devammı etsin?
Bölüm etkileşimi
