1. bölüm · Emanet

Giriş

Seher Toprak

Üzerimde beyaz bir elbise arabanın arka kısmında oturmuş. Elbisenin eteklerinin parmaklarımın arasında çeviriyordum. Bu şekilde kendimi kandırıp gözyaşlarıma hakim olmaya çalışıyordum. Dikkatimi tamamen ona vermiştim. Eğer bunu yapmasam düşüncelere dalacaktım. Onunla beraber göz yaşlarım onu takip edecekti. Ağlamam demek yapılan makyajın batması demekti. Bu ihtimali göze alamazdım. Ben akça Aksoy 20 yaşındayım. Bugün hayatımın tamamen alt üst oluşunu izlemeye gidiyordum . Yaşanacak, yaşanabilecek her ihtimali kabul edip, göze alarak gidiyorum. Para karşılığında satın alındığım adama doğru giderken. Sadece için,için ağlıyordum dışarıya vurmak bile yasak olan hayatıma gidiyorum. Ben akça Aksoy kendisini hiç görmediğim kim olduğunu bilmediğim ne için aldığını, neden böyle bir şey yaptığını yada neden beni seçtiğini bile bilmediğim bir adama doğru ilerliyordum. Sadece benim isteğimle( yada benim zorumla) İmam nikahı kıyan adamın yüzünü bile görmemiştim. Aracılar vasıtasıyla gerçekleşmişti. Nikah kıyılırken bile gelmemiş kendisi yerine vekalet verdiği kişi gelmişti. Ormanın içerisinden özel ayrılmış yoldan gidereken dışardaki karanlığı izledim biraz, ne kadar sessiz ve karanlıktı tıpkı ruhum gibi, ruhumu bir karanlık bir odasında geziniyormuş gibi hissediyordum. Sonunda bir evin önünde durduğunda şoför inip bana kapıyı açtığında ben hala başımı önüme eğmiş elbisenin eteği ile uğraşıyordum. Yavaşca başımı kaldırdığımda karşımda muhtemelen benle aynı yaşıtlarda sarışın uzun boylu takım elbiseli adam bana bakıyordu. Ama karşı olan bakışlarında tiksinmeyi net hissetiriyordu. Ama haklıydı bedeni, ruhunu para için satan bir insana böyle bakması normaldi. İnmem gerektiğini anlayıp yavaşca indim önümde müstakil bir ev duruyordu. Evin bahçesine herhangi bir sınır çizilmemiş yada örülmemişti. Ağaçların arasında kaybolmasını ister gibi giriş kapısının her iki tarafında hem aydınlatma hemde süs niyetine ışık takılmıştı. Etrafda çakıl taşları ile süslenmiş giriş kapısına doğru yol çiziyordu. Çok sade bir yandan çok şık bir ev olmuştu. Arabanın kapısının kapanma sesi ile arkamı döndüğümde şoför ile göz göze geldik. Gözleri benden kopup omzunun üzerinden ileriye döndü. Başıyla birine selam verdiğini gördüğümde içimden bir şeyler iki parçaya bölündü. Korkudan ayaklarımın titremesi için olduğum yerde sabit durdum. Şoför bana bir şey demeden arabaya binip gitti. Onun uzaklaşmasını izlerken arkama dönmeye korkuyordum. Çünkü biliyordum o buradaydı hemen arkamdaydı. Sadece dönsem onu görürdüm. Bir anlığına hiç arkama bakmadan kaçmak istedim. Böyle yerimde ne kadar kaldım bilmiyorum. Duyduğum ıslık sesi ile yerimden sıçradım. Yinede arkama dönmedim ama bunun ne demek olduğunu çok iyi biliyordum. Derin bir nefes alıp yavaşca geri döndüm. Onu baştan aşağı sessizce sözdüm. Gördüğüm manzara siyah ayakkabılar ona uygun yine siyah bir pantolon gözlerim yukarı tırmandıkça iki elleri pantolonun cebinde beyaz gömleği ile bakan sert bakışlarına mağruz kaldığım kişi kocamdı.. ama bu olamaz nasıl olabiliyordu. Karşımdaki yabancı değildi tanıdığım kişiydi..
Ben akça Aksoy karşımda kocam olarak hayatımı satın alan belkide hayatımın odak noktası olacak insan....