9. bölüm · Emanet

6

Seher Toprak

Multimedya' da (Esra Polat var)

Hayatın neresin bakarsan bak. Hep zarar, hep ziyan bazen düşünüyorum. Acaba ben çok şanssızım, yoksa kaderin bana oynadığı bir oyun mu? Tamam kendime bir söz vermiştim kendi kaderini kendim belirleyecektim. Ama neresinden tutarsam tutayım zararlı çıkıyordum. Buğulanmış aynaya bakıyordum. Görüntüm net değildi. Ama biliyordum oradaydım, hemde tüm çaresizliğimle elimle sildiğim aynada görüntüm netleşti. Gözlerimin altları çökmüştü. Uykusuz geçen gecelerimi resmediyordu. Elime aldığım tarakla ıslak saçlarımı taradım. Saçlarımın arasında sıyırdığım tarağım değil düşüncelerimdi. Deren' in sözleri aklımda mıhlanmış gibiydi. Nasıl olur da abisi çıkabilirdi.Şahsi olarak kendisini görmesem de, adını Deren'den çok duymuştum. Deren kendisinden zerre kadar hazetmezdi. Öyle bahsederdi. Aklımda çok net bir bilgi kalmamıştı. Tehlikeli, hatta büyük harflerle beynime çakacak kadar, tehlikeli ve bencil diye kalmıştı. Tutuklama mevzusu da vardı tabi, en önemlisini unutmamam gerekiyor. Ama benim hafızam çıkmak nedir bilmeyen siyah gözleri. Belki derenin yüzünde alaycı bakışların tek sebebi buydu. Böyle bir birinle bakışmamı garipsemişti. Saçlarımı biraz toparlandıktan sonra tarağı yerine bırakıp banyodan çıktım. En son bizimkilerin sesi salondan geliyordu. O tarafa yöneldim. Oturmuş elindeki telefona bakan Esra'nın dikkatini çektim. Esra zarif ince bedene sahipken, siyah deline kadar siyah saçları sahipti. Bedeni gibi ince zarif yüz hatlarına sahipti.

" Saatler olsun"

Esra ile ortak noktamız, hayat ne kadar ağır olursa olsun. Tebessümüz eksik olmazdı. Yüzündeki tebessüm benimkini de beraber getirmişti. Yanına oturdum.

" Halam nerede?"

Gözüme çarpmamıştı. Ama sesini duymuştum.

" Odasına çekildi"

Elindeki telefonu bir kenara verip, bana döndü. Kendini rahat bir pozisyona aldı.

"Sana anlatacaklarım var" sessizce konuşmuştu. Kapıya bakıp halamın gelmediğine emin olduktan,sonra bana biraz yaklaşıp

"Söylediğin mevzuyu araştırdım"

Söylediği ile bende aynı şekilde ona yoneldim. Deniz ilgili benim evde olmadığım zamanlarda gözetlemesini istemiştim. Bunu halamdan habersiz ve dikkatini çekmeden yapmasını rica etmiştim.

"Peki sonuç?"

İster istemez gerilmiştim. Söz konusu Deniz olunca, benim için akan sular durulurdu. Benden uzaklaşıp eski pozisyonuna döndü

" Haklıymışsın seninkinde bir iş var"

İyice gerildim. Korkulu bakışlarla sözlerini tamamlamasını istedim.

"Ağzını da aradım biraz... Bence bu başını derde sokacak, haberin olsun"

" Ne gibi... Ne dedi sana"

"Sizi saraylarda yaşatacam. Az kaldı bitecek bu hayat, bu sefalet"

Belki de günahını alıyorum belki de, çünkü Deniz futbula karşı merakı vardı. Tek istediği ise bir futbolcu olmak. Belki de bahsettiği budur. Her zaman bir iyi takıma geçip, iyi hayat yaşacağımız günlerin hayalini kurardı.

" Yine futbol hayalleri olmasın?"

Diye bir fikirde bulundum. Esra hızla başını iki yana olumsuz anlamında salladı.

" Hayır!...Hayır!....bu sefer öyle anlatma değildi. Tanımaz mıyım canım ben Deniz'i"

Deyince daha da gerildim. Deniz kişisel eşyaları teyzemin odasında bulunurdu.

" Halamı bir şekilde evden çıkaralım"

Esra kaşları çaktı. Yüzünde sinsi bir bakış.

" Ne var aklında?"

" Sen halamı çıkar gerisi bende"

" Tamam " deyip hızla odadan çıktı.

" Neredeymiş benim kuşum!"

Diye annesine seslendiğini duydum. Olduğum yerde iyice tünedim. Ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. Umarım beni korkutacak bir şey yoktur. Çok geçmeden halamla Esra'nın seslerini dudyum. Sonrada açılıp kapanan Çelik kapının sesi, Esra'nın salona gelirken ki ayak seslerini duydum.

"Asayiş Berkkemal"

Baş parmağı ile onayladı. Hızla yerimden fırladım. Halamın odasına yöneldik. Ben önde o arkamda, odaya atıldık. Dolapları açıp hemen aramaya koyuldum. Esra kitapların olduğu kısmı gösterdim

"Sen oraya bak"

Esrada oraya yöneldi

" Tam olarak ne arıyoruz?"

" Aklının ucuna ne gelirse"

Dememle bakışları beni buldu. Yüzü ağlamaklı oldu.

" Deniz kuşum ne yaptın sen!"

Deyip işine koyuldu. Bütün elbiseleri taradım. İlgi çekebilecek bir şey yoktu. Esra baktığımda olumsuz anlamda başını iki yana salladı.

" Burada hiç bir şey yok"

Umutsuz bir şekilde elimdeki defteri bir köşeye bırakıp yatağın üzerine oturdu. Benim elimde bir şey yoktu. Olduğum yerde kendimi yere bıraktım. Yarım saattir her yeri didik didik ettik. Hiç bir şey bulamadık.

"Bence çocuğun günahını aldık. Zaten bir şey olsa buraya mı saklar"

Dedi Esra haklıydı. Bir şey olsa buraya saklayacaktı. Bir anda beynimdeki ampul patladı. Doğru ya ben bunu nasıl düşünmedim. Yerimden fırlayıp bizim odaya geldim. Arkamdan hızla gelen Esra

" Ne oldu!" Diye sordu. Benim yatağın bazasını açıyordum. İçine koyduğum kışlık elbiselerin hurcunukurcalamaya başladım.

" Sen haklıydın. Bir şeyi saklamak isterse....."

Sözüm yarım kalmıştı elbiselerin arasından elime bir poşete değmesi ile hışırtı sesini duydum.Olduğum yerde bir iki dakika kaldım. Poşeti çekip almaya korkuyordum. Kesinlikle benim içine ekledigim bir şey değildi. Sonradan konulduğu da belliydi.

" Ne oldu!... Bir şey mi buldun?"

Hareketsiz kalmış Halim onu da korkutmuştu. Yavaşca poşeti çekip aldım. Siyah bir poşet sıkıca bağlanmıştı. Ayağa kalktım.

"Bu ne böyle!"

Sesi endişeli ve korkuluydu. Esra'nın yaptığına çekip oturdum. Poşeti dikkatli bir şekilde açtım. Poşetin içine eklenmiş başka bir poşet daha vardı. Onuda açtım. Beyaz şeffaf poşet özenle bantlanmıştı. Elim titremeye başlamıştı. Esra şaşkınlıkla elini dudaklarını örttü.

"Bu denir Allah için!"

Parmaklarının arasından konuştuğu için sesi buğuktu. Ama yinede bu endişesini saklamıyordu. Benim kardeşim,benim Deniz'im ,benim büyütğüm kardeşim inanmak istemedim. Başımdan kaynar sular boşalmış gibiydi.

" B..bu!.. bu!.."

Söylemeye cesaret edemiyordum. Başımı kaldırıp esraya baktım.

"Uyuşturucu!"