3. bölüm · Emanet

( 3 ) Arın Gencer

Seher Toprak

Multimedya' da ( Arın Gencer var)

Evin çalışanı beni arının odasına götürmüştü. Arın ise yatakta oturmuş vaziyette elindeki telefondan bir şeye bakıyordu.

"Arın!" Dememle bakışları beni buldu. Şaşırmıştım hastalandığından haberim yoktu.

"Akça!"

Sesi Şan şakraktı hiçte hasta bir halı gibi de yoktu. Çalışan çıkıp bizi yalnız bırakınca yatağının ucuna oturdum.

" Geçmiş olsun hasta olduğunu bilmiyordum."

" Hasta değilim ki" omuzlarını silkeyip.

Madem hasta değildi. Bu saatte hala yatakta ne arıyordu. Düşüncemi anlamış gibi elindeki telefonu sallayıp

"Arkadaşına kırk tane mesaj attım. Hatta fotoğraf attım belki Halime açırda benimle görüşür diye"

Gözlerim fal taşı gibi açılıp ona baktım.

"Çakal!" Dedim kendimi tutamayarak.

" Eee!... İşe yaradı mı bari?"

"Nic!" Diye dişlerinin arasından ses çıkarıp olumsuz anlamında onayladı. E benim tanıdığım öyle kolay kolay kanacak tıp değil. Arın ismi gibi 'arı vız vız' ede ede dolanıyor nihan'in çevresinde ama nihan dönüp omzunun üstünden bile bakmıyordu. Nihan benim en yakın arkadaşım onunla İstanbul'a geldiğimde tanışmıştık. O gün bugündür ayrılamayız. Nihan Evin tek çocuğuydu. Anne babası da avukat, üniversite zamanlarında tanışmışlardı. Çocuk sahibi olabilmek için çok tedavilerden geçmek zorunda kalmışlardı. En son artık umutları bittiği yerde sema teyze nihan'a hamile olduğunu öğrenmiş. Hiç şımarık değil ama anne babası sevgilerini en güzel şekilde kendisine verdikleri için bir erkeğin ilgilenmesi ile hemen kendisine kanacak biri de değildi. Arın rolünü bırakıp yataktan çıkıp gelip yanıma oturdu.

" Ne yapacağım be kanka"

üzgün bir suratla bana bakıyordu. Nihan sayesinde bizde onunla samimi olmuştuk. Tamam başta sadece nihan için en samimi arkadaşı olduğumdan benimle görüşüyordu. Ama zamanla güzel bir samimiyet yakaladık. Haline içim biraz cız etsede oyunu gözüme batmamış değildi. Şimdilik o beklesin hesabını sonra sorarım.

" Allah için küçük Emrah gibi bakma!"

Daha da kendini acındırmaya çalışıyordu. Bu sefer küçük yavru köpekler gibi gözlerini kocaman açmış.

"Çok seviyorum vallahi....seviyrem seviyrem!" Ellerini toplamış yalvarır gibi bakıyordu. Son kelimesi neydi. "Seviyrem" Allah'ın lazı sırf urfalıyım diye. Damarıma dokunmak için şilveyle konuşmaya çalıyordu. Ya da konuşmaya mı çalışıyor desem. Söylediğine kusar gibi yapınca kahkahı patlattı.

"Olmadı mı?" Bir yanda. Da haline gülüyordu.

" Yok canım kim demiş!" Diye dalga geçince bu sefer beraber gülmeye başladık.

" Merak etme ben halledeceğim"

İnanmayan gözlerle bakıp

" Ciddi misin nasıl yapacaksın?"

" Haticeye bakma neticeye bak halledecem diyorsam hallederim"

Nasıl yapacaktım bende bilmiyordum ama halletmek zorundaydım. Sevinçle dizlerime kapandı.

" O zaman dile benden ne dilersen!"

Yükselen sesi kulağımın pasını sildi resmen eline vurup

"bağırmasana halledeceğim dedim ya!"

Bu halleri beni güldürüyordu.

©©©©©

Arının yanında çok kalmadan eve gitmek için çıkmıştım. Bir yandan da nihan'in nasıl ikna edebilirim diye düşünüyordum. Nihan çok inatçıydı. Arının yanından ayrılmadan önce bahçede gördüğüm adamı sormak istesem de utanıp sormamıştım. Bahçeden çıkarken gözümü gezdirsem de, onu görmemiştim muhtemelen oda korumalardan biriydi. Bizim mahallenin parkına yaklaştıkça kavga sesleri kulağımı doldurdu. Sesler tanıdık geliyordu. Merak edip sesin geldiği tarafa yöneldiğimde, Zeynep'le Meriç kavga ediyorlardı.

-senin aklında o mu var ! İsyan eder gibi sesi gürdü Zeynep'in

- bıktım artık bu kıskançlıklarından!... anla artık onunla aramda bir şey olamaz! Diye karşılık verdi Meriç. Benim varlığımı farkında değillerdi. Meriç Nilüfer teyzenin torunuydu.Bizim apartmanda kalıyordu. Meriç'in ziyaret edip gelip gitmesi ile tanışmıştık. Çok geçmeden salak gibi gönlümü kaptırmıştım. Ama benimle değil aynı dönem tanıştığı Zeynep ile yol almıştı... Onunla demişti acaba benden mi bahsediyordu? İçime kurt düştü, tıpkı Ateşten yapılmış bir kurt, hızla içimde dolanırken bir yandan da kemirmeye başlamıştı. Eğer bahsettiği bensem bile aramızda bir şey olmaz diyordu. Anlık nefesim kesildiği hissettim. Kelimeler boğazıma dizilirken dudağımdan firar eden hıçkırıkları yakalamak için elimle ağzımı kapattım hızla oradan uzaklaştım. Beni görmelerini istemiyordum. Onlardan iyice uzaklaşırken elimin dudaklarımdan çekip hıçkırıkları serbest bıraktım. İçimde yanan ateşe engel olamıyordum. Onun için acaba bile olamayacaktım. Biraz düşününce bahsettiği kişinin benden başka kimse değildi. Benim yüzümden bir çok kavgasına tanık oluyordum. Zeynep bana karşı bir ilgisi olduğunu düşünüyordu. Ki bende onunla aynı fikirdeydim. Meriç beni değilde, neden onu seçtiği konusunda hiç bir fikrim yoktu. Ama emin olduğum bir şey vardı bana karşı hisleri vardı.