11. bölüm · Duru
Yalnızlık..
Duru, dersten sonra hocalarının odasına çağrıldığını öğrendi. İçeri girdiğinde, hocalarından biri soğukkanlı bir şekilde, “Duru, okul ücretini bir hafta içinde ödemezsen, maalesef okuldan atılacaksın. Bu, bizim için de zor bir durum.” dedi. Duru’nun kalbi bir anda sıkıştı, kulakları uğuldamaya başladı. “Ama…” diyebildi, ama kelimeler ağzından çıkmaya zorlanıyordu. Gözlerinde korku ve çaresizlik vardı. Hocalarından biri ona son bir kez bakıp, “Lütfen bir an önce çözüm bulmaya çalış,” dedi ve odayı terk etti. Duru dışarıya adım attı, derin bir nefes aldı. Yağmur çiseliyordu. Ne yapacağını bilmiyordu.
Bir yandan okuldan atılmak düşüncesi, diğer yandan ailesine nasıl açıklayacağı fikri onu sıkıştırıyordu. Duru, çevresindeki kalabalığı fark etmeden, okuldan uzaklaşmaya karar verdi. O, yalnız başına bir köşe bulmalıydı, bir yerde kafasını toplamalıydı. Bir banka oturdu ve başını ellerinin arasına aldı. Yağmur damlaları saçlarını ıslatıyordu, ama o, dışarıdaki dünyadan tamamen kopmuş gibiydi. İçinde korku, yalnızlık ve çaresizlik vardı. Bir taraftan okuluna devam edebilmek için ne kadar çok çalışması gerektiğini düşünüyor, diğer taraftan bir çözüm bulamayacak kadar sıkıştığını hissediyordu. “Belki de bir mucize olur,” diye geçirdi içinden. Ama ne yapmalıydı? Kendisini kurtarmak için bir yol arıyordu, fakat içinde bulunduğu durumda neye odaklanacağını bilemiyordu.
Gözleri yaşardı, ama dışarıdaki yağmurdan daha çok, içindeki boşluk onu yıkıyordu. “Bu kadar çalıştım, bu kadar mücadele ettim… Ama her şey bu kadar kolayca mı sona erecek?” dedi kendi kendine. Her bir düşünce ona daha da karamsar bir gelecek sunuyordu. Her şeyin çok zor olduğunu düşündü, geleceği, hayalleri, umutları hepsi bir anda silinip gitmiş gibiydi. İçinden geçen bir düşünce ona güç veriyordu: “Bunu aşmalıyım. Ama nasıl?”
