13. bölüm / 17
DuruUmutsuzluk Gölgesinde….
Bölümler 17Şu an: Umutsuzluk Gölgesinde….
- 1 Küçük Bir Adım, Büyük Bir Yolculuk🪐807 kelime
- 2 Tanışma…375 kelime
- 3 Yeni Bir Yol Arayışı…218 kelime
- 4 Restorandaki İlk Gün271 kelime
- 5 Yüzüğün Sırrı ve Yeni Sorular145 kelime
- 6 Arven’in Dünyası108 kelime
- 7 Restoranda İlk Kriz200 kelime
- 8 Üniversite…92 kelime
- 9 Restoranda Sırlar Açığa Çıkıyor..267 kelime
- 10 Yüzüğün enerjisi183 kelime
- 11 Yalnızlık..251 kelime
- 12 Kapı…276 kelime
- 13 Umutsuzluk Gölgesinde….478 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Mesaj…289 kelime
- 15 Feci Kazanın Gölgesinde…315 kelime
- 16 Su…307 kelime
- 17 Çıkış🪐283 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kampusdan ayrılan Duru’nun adımları ağırlaşmıştı. İçindeki umut kırıntıları, yaşadığı her anla biraz daha tükeniyor gibiydi. Havanın soğukluğu yüzüne vuruyordu, yapraklar rüzgârla birlikte savruluyordu. Gökyüzü karanlık bulutlarla kaplanmıştı, sanki doğa da onun hislerini yansıtıyordu. İnsanlar aceleyle bir yerlere gidiyor, yüzlerinde günün yorgunluğunu taşıyorlardı. Duru ise, adeta onların arasında görünmez bir gölge gibi dolaşıyordu.
İş yerinin kapısına vardığında, geciktiğini fark etti. İçeri girdiğinde, onu öfkeli bir yüzle karşılayan yönetici, “Duru, bugün de geç kaldın! Bu böyle devam edemez. Hemen işine başla, müşteriler seni bekliyor!” diye sert bir şekilde konuştu. Duru, başını eğerek özür diledi ve hızlıca işe koyuldu. Ancak zihnindeki karmaşa, işine odaklanmasını engelliyordu.
Müşterilere hizmet etmeye çalışırken, dikkatinin dağılması nedeniyle bir müşterinin siparişini yanlış anladı. Bu durum, müşterinin sinirlenmesine yol açtı. Müşteri, öfkeyle şikâyetini yönetime iletti. Bu olay, Duru için günün en kötü anlarından biri oldu. İş çıkışı, yönetici onu yanına çağırarak, “Duru, bugün oldukça sorun yaşandı. Üstüne bir de bir müşteri senden şikâyetçi oldu. Bu yüzden maaşından kesinti yapmak zorundayız,” dedi.
Duru, bu sözleri duyunca bir an irkildi. Gözleri dolmuştu, ancak ağlamamaya çalıştı. Sessizce, başını sallayarak kabul etti ve eşyalarını toplayıp iş yerinden ayrıldı.
Duru, eve yürürken zihni bir girdap gibi dönüp duruyordu. Kendi kendine, “Neden her şey bu kadar zor? Bu kadar çalışıyorum, yine de hiçbir şey düzelmiyor,” diye düşündü. Üzerindeki baskının ağırlığı her adımda daha da artıyordu. Omuzlarına çöken bu yük, nefes almasını zorlaştırıyordu. Bir yandan ailesinin, bir yandan iş yerinin beklentileri arasında sıkışıp kalmıştı.
Hafızasında bir anı canlandı. Üniversiteye başlamadan önce, ailesinin ona umut dolu sözler söylediği bir günü hatırladı. Babası, “Duru, biz senin eğitimin için her şeyi ayarladık. Endişelenme, yeter ki sen çalış ve başarılı ol,” demişti. Şimdi ise, gerçekler bambaşka bir tablo çiziyordu. İçinde bir öfke büyüdü. “Neden bana bu hayali kurdurttular? Eğer bu kadar zor olacağını bilseydim, baştan vazgeçerdim,” diye iç geçirdi.
Eve vardığında, mutfaktan yayılan yemek kokuları onu karşıladı. Ancak içinde hiçbir şey yemek isteği yoktu. Ailesiyle masaya oturduğunda, herkes sessizdi. Sadece çatal-bıçak sesleri duyuluyordu. Bir süre sonra babası, sessizliği bozdu:
“Duru, bak kızım, bu kadar zorlanıyorsan eğitimi bırakabilirsin. Şimdi bir işe girersin, biraz para biriktirirsin. Belki ileride yeniden okula dönersin.”
Bu sözler, Duru’nun kalbinde bir bıçak gibi saplandı. Öfkesi ve hayal kırıklığı bir araya gelmişti. Gözleri dolmuştu ama bu kez gözyaşlarının akmasına izin vermedi. Sandalyeden hızla kalktı ve babasına dönerek, “Bu umudu bana siz verdiniz. Şimdi neden elimden almaya çalışıyorsunuz?” dedi. Ardından, kimseye başka bir şey söylemeden odasına gitti.
Odasına girer girmez kapıyı kapattı ve yatağına oturdu. Zihni karmakarışıktı. Ailesine duyduğu öfkeyle, geleceğe dair hissettiği korku arasında sıkışıp kalmıştı. Yorganına sarılarak kendi kendine, “Her şey bu kadar zor olmak zorunda mı? Bir çıkış yolu bulmam gerekiyor. Ama nasıl?” diye fısıldadı.
Pencereden dışarı baktı. Sokaktaki lambaların ışığı, yağmur damlalarıyla parlıyordu. Hayat, dışarıda hızla akmaya devam ediyordu. Ama Duru’nun hayatı bir yerde duraklamış gibiydi. Uzun süre dışarıyı izledikten sonra derin bir nefes aldı. Aklında, her şeyin düzelebileceğine dair bir umut kırıntısı belirdi.
Bölüm etkileşimi
