1. bölüm · Duru

Küçük Bir Adım, Büyük Bir Yolculuk🪐

Estrella 🌟

Güneş, sabahın ilk ışıklarını yavaşça yaymaya başlamıştı. Duru, üniversiteye kabul edildiği haberini bir kez daha telefon ekranından okudu. Her harf gözlerinde sevinçle parlıyordu. ‘Başardım!’ diye düşündü, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle. Bu gün, hayallerinin başlangıcıydı. Artık sıradan bir lise öğrencisi değil, büyük bir hayata doğru cesur adımlar atan bir üniversite öğrencisiydi. Onu ileride nasıl maceraların beklediğini bilmiyordu, ama kalbi bu yeni yolu kabul etmeye hazırdı. Duru derin bir nefes aldı ve telefonu usulca masaya bıraktı. Bugüne kadar ne kadar çok çalıştığını, ne kadar hayal kurduğunu bir kez daha hatırladı. Üniversite onun için sadece bir eğitim yeri değil, aynı zamanda kendini bulacağı, hayallerini gerçekleştireceği bir yerdi. İlk adımlar her zaman heyecan vericiydi ama aynı zamanda biraz korkutucuydu. ‘Ya başarısız olursam?’ diye bir düşünce aklının köşesinden geçse de hemen kendini toparladı. O buraya kadar gelmişti ve bundan sonrası onun azmiyle şekillenecekti.Yeni aldığı çantasını omzuna takarken annesinin mutfaktan gelen sesini duydu. ‘Hadi kızım, kahvaltın hazır!’ Duru gülümsedi. Annesinin o sıcak, destekleyici sesi her zaman içini rahatlatırdı. Mutfak masasına oturduğunda, babasının gazeteyi elinden bırakıp ona gururla baktığını fark etti. ‘Kızım, artık koca bir üniversite öğrencisisin,’ dedi ve kahvesinden bir yudum aldı.
Duru, ailesine minnettarlıkla baktı. Onların desteği olmasaydı belki de buraya kadar gelemezdi. ‘Bugün bir başlangıç, baba,’ dedi içtenlikle, ‘Beni daha neler bekliyor bilmiyorum ama elimden gelenin en iyisini yapacağım.’ Babası başını sallayarak gülümsedi, annesi ise saçını sevgiyle okşadı.
Kahvaltıdan sonra, üniversiteye gitmek için evden çıktığında, sokaktaki serin hava yüzüne vurdu. İçinde hem heyecan hem de merak vardı. Üniversitenin büyük kapısına yaklaştığında durdu ve derin bir nefes aldı. Bu kapının ardında onu bambaşka bir hayat bekliyordu. ‘Haydi bakalım, Duru,’ dedi kendi kendine, ‘Yeni hayatına hoş geldin!’ Ve cesur bir adımla içeri girdi.Duru üniversite binasına adımını attığında kalbi heyecanla çarpıyordu. Her şey çok yeniydi. Etrafındaki kalabalık, büyük kapıların ardındaki dünya, ona bambaşka bir hayatın kapılarını açacak gibiydi. Sinifini buldu ve kapısını hafifçe aralayarak içeri girdi. İlk defa, hayatında kendi ayakları üzerinde durmaya başlamıştı. İçeri girdiğinde sınıftaki herkes farklıydı. Kimisi ciddi ciddi ders notlarına göz atıyor, kimisi gruplar halinde sohbet ediyordu.
Duru, arka sırada boş bir yer buldu ve sessizce oturdu. Gözleri odayı tararken, birden etrafındaki insanlar dikkatini çekti. Çoğu, markalı ve pahalı kıyafetler giymişti. Gözleri, o kıyafetlere, parlayan saatlere, pırıltılı takılara kayarken, bir anda kendini daha farklı bir dünyada hissediyordu. Kendisinin eski ve sıradan kıyafetleriyle diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu fark etti. Bir anlık bir hüzün dalgası onu sardı. O da o kadar iyi giyinmek isterdi, o kadar parası olmasını isterdi.
Bir anda ailesinin dar gelirli hayatını hatırladı. Evde her şeyin sıkıntı içinde olduğunu, annesinin ne kadar çabalasa da bazen temel ihtiyaçları bile karşılamakta zorlandıklarını düşündü. Kendisinin bu insanlar gibi olacağına, bir gün hayallerini gerçekleştireceğine ve en iyi şekilde yaşayacağına inandı. Yavaşça derin bir nefes aldı, sonra gülümsedi. ‘Ben de başaracağım,’ diye mırıldandı kendi kendine. ‘Bir gün ben de bu insanların arasında olacağım. Zengin, başarılı, hayal ettiğim hayatı yaşayacağım.’
Gözlerini tekrar sınıftaki insanlardan çekip, notlarına odaklandı. Ama artık içindeki kararlılık, ona güç veriyordu. Zorluklar ne olursa olsun, hayallerini gerçekleştirecek ve bir gün o pahalı kıyafetleri kendisi de alacaktı.Duru, derin bir nefes alarak gözlerini tekrar masasına odakladı. Ama birden, sınıftaki sessizliği bozan bir ses duydu. ‘Burası mı boş?’ dedi, bir sesle. Duru başını kaldırdı ve karşısında, kendisi gibi sade ama etkileyici bir kıyafet giymiş bir kız gördü. Üzerindeki eski tarz bir tişört ve basit bir pantolonla, diğerlerinden farklı görünüyordu. Kızın yüzünde samimi bir gülümseme vardı. Duru, şaşkınlıkla ‘Evet, burası boş’ dedi ve kızın yanına oturmasına izin verdi.
‘Adın ne?’ dedi kız, Duru’ya bakarak.

‘Ben Duru. Sen?’
‘Ben de Selin,’ dedi kız gülerek. ‘Sanırım seninle aynı durumdayız. Yeni geldim, her şey çok yabancı. Hani, biraz korkuyorum açıkçası.’
Duru’nun içinde bir rahatlama hissetti. Selin de aynı duyguları paylaşıyordu. ‘Evet, ben de çok heyecanlıyım,’ dedi Duru, ama yüzündeki gülümseme giderek büyüdü. ‘Ama bu, bizim için yeni bir başlangıç. Biz burada farklı bir şeyler yapabiliriz.’Selin gülümsedi ve başını sallayarak Duru’ya doğru eğildi. ‘Evet, bence de. Hem seninle tanıştığımıza çok sevindim,’ dedi, sesinde içten bir samimiyet vardı. Duru, Selin’in içtenliğiyle kendini daha da rahat hissetti. Kafasında bir sürü düşünce olsa da, o an için sadece bu anın tadını çıkarıyordu.
Hikayelerinin ve hayallerinin, yalnızca bir karar kadar uzak olduğunu fark etti. Yavaşça sırtını yasladığı sandalyeye oturdu ve bir an, gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. Bu, yeni bir başlangıcın ilk adımıydı. Duru’nun içindeki heyecan ve cesaret, her geçen saniye daha da büyüyordu. Artık yalnızca bir lise öğrencisi değil, büyük hayallerinin peşinden gidecek olan bir üniversite öğrencisiydi.
O anda, dersten önceki son dakikalarını düşünerek, kalbi hızla çarpmaya başladı. Yeni bir dünya, yeni bir yolculuk başlıyordu. İçinde büyük bir umut ve kararlılık vardı. ‘Başaracağım,’ diye düşündü, ‘Burası benim başlangıç noktam. Her şey şimdi başlıyor.’
Ve tam o anda dersin zili çaldı. Duru, gözlerini tekrar açtı, kendine güvenerek kalemi eline aldı. Sınıfın geri kalanı sessizleşti ve ders başladı. Ama Duru için, bu an aslında çoktan başlamıştı. Bu, hayallerine doğru atacağı ilk adımın başlangıcıydı.