78. bölüm · ✨️Dünyanın en ikonik şiirleri!!!✨️
Dünya Dönüyor💀💀💀
Bu şiir ne anlatıyor?
Özgür olduğunu sürekli ilan eden ama aslında kendi zihninin, kimliğinin ve kurduğu düzenin içinde sıkışmış birinin giderek gerçeklik duygusunu kaybetmesini anlatıyor. Kral, soytarı, kukla, taç ve karnaval imgeleri; güç ile esaret, özgürlük ile bağımlılık ve gerçek benlik ile maskeler arasındaki çelişkiyi temsil ediyor. “Dünya dönüyor” tekrarları ise anlatıcının aynı düşüncelerin ve aynı döngünün içinde dönüp durmasını, ne yukarıda ne aşağıda nerede olduğunu artık ayırt edememesini güçlendiriyor. Sonunda özgürlük bile bir maskeye dönüşüyor; anlatıcı zincirlerinden kurtulsa da nereye gittiğini, kim olduğunu ve gerçekten özgür olup olmadığını artık bilmiyor.
DÜNYA DÖNÜYOR
Özgürüm!!! İstediğim her şeyi yaparım, ne hoş!
ÖZGÜRÜM!!! Dünya benim, dışarıda her şey boş!
Evriliyorum! Dönüyorum! Hiçbir şey beni tutamaz!
Üç müyüz? Bir miyiz? HAH! Kim bunu anlayamaz?
Özgürüm!!! Peki zincir yoksa... bu zindan neden böyle loş?
Dünya dönüyor!!! Bakın, durmadan dönüyor,
Yukarı aşağı, aşağı yukarı—HAHA! Her şey dönüyor!
Bir kral mı oldum? Bir soytarı mı? Kim bilir?
Taç başımda parlar ama tahtım beni eder esir,
Dünya dönüyor!!! Ben de onunla dönüyorum, kim bilir?
Dön!!! Dön!!! Dünya sonsuza kadar döner,
Hayat bir dans olur, Şeytan'ın bıçağında döner,
Karanlık ışığa karışır, gece gündüze akar,
Ben düşerken gülerim—HAHA! Dünya yine bakar!
Dön!!! Dön!!! Bakalım bu çılgınlık ne zaman yiter!
Çaresizim... ne güzel! HAH! Bundan iyisi mi var?
Umutsuzum!!! Öyleyse söyleyin, daha ne kadar?
Hiçbir şey bulamıyorum... ne büyük bir eğlence!
Son bile bitmiyor artık, ne güzel bir işkence!
Çaresizim... HAHAHA! Bundan daha özgür ne var?
Ben kral mıyım?! Şu tacı kim koydu başıma?
Yoksa soytarı mıyım?! HAH! Kim gülüyor karşıma?
Tahtım göğe yükseliyor, fakat kapıları kilitli,
Regallik bir hapishaneyse... kim gerçekten özgür şimdi?
Kral mıyım?! Soytarı mıyım?! Hangisi daha yakın bana?
HAHAHAHA!!! Bakın! Saray benim, herkes burada!
Alkışlayın!!! Daha yüksek! Sesiniz yankılansın burada!
Ama ben... tek başıma mıyım? Hayır! Asla kendi başıma değil!
Şu duvarlar, şu maskeler... hepsi sahte birer delil!
HAHA... Ne garip... kalabalık neden bu kadar yalnız burada?
Ne kadar da eğlenceli!!! Şu kalabalığa bakın!
Sıra sıra dizilmişler—HAHA! Hepsi bana bakın!
Tahtın önünde eğilir, sonra birbirine güler,
Ben gülerim, onlar güler; kim kimi izler, kim söyler?
Ne kadar da eğlenceli!!! Hadi, bir kez daha bakın!
HAHAHAHA!!! Özgürüm! Bunu kaç kez söylemeliyim?
İpler yok! Taç yok! Emir yok! Daha ne istemeliyim?
Kendi yolumu seçerim, kendi kendime yürürüm,
Ama neden her döndüğümde yine aynı yere sürüklenirim?
Özgürüm!!! Öyleyse neden kendi kendimden kaçmalıyım?
Karanlık... Karanlık her yeri kaplıyor, göğü sarıyor,
Karanlık... kahkahamı, yüzümü, ismimi sarıyor,
Özgür olmak hayattan kurtulmaksa... aşkın anlamı ne?
Sevmek bir zincir takmaksa... özgürlük nerede?
Karanlık... söyle bana... aşk gerçekten ne?
Işık... ışık asla yetmiyor! Daha parlak yanmalı,
Cennet ışıldıyor... ama neden içim hala karanlık kalmalı?
Aşk özgür bırakmaksa, neden insanı böyle bağlar?
Cehennem dürüstse... cennet neden rol yapar?
Işık... ışık asla yetmiyor... gerçek nerede saklanmalı?
Şimdi!!! Nihayet zaman geldi—eğlence başlasın!
Davullar! Maskeler! Kahkahalar! Bütün saray taşsın!
Herkes yeşil kıskançlıkla birbirine bakarken,
Ben gülerim! HAH HA! Taçlar havaya savrulurken,
Şimdi!!! Nihayet zaman geldi—karnaval başlasın!
Bir festival hiç kimse için! Bir karnaval yalnız bana!
Taç düşene kadar gülerim—HAHA! Yaklaşın sahneme daha!
Düşeceksin! Parçalanacaksın! Gösteri bitmeyecek!
Perde kapanacak belki... ama dünya dönmeyi kesmeyecek!
Bir festival hiç kimse için... gel beni karanlıkta ara!
Özgürüm!!! Dönüyorum!!! Beni kim durduracak?!
Yukarı mı gidiyorum? Aşağı mı? Kim bunu bilecek?!
Zincirlerim yok artık... ama neden düşüyorum?
Gökyüzüne yükselirken neden kendimi bulamıyorum?
ÖZGÜRÜM!!! HAH HA! Beni kim durduracak?!
Şeytanın bıçağı dönüyor!!! Bakın, nasıl da parlar!
Bir zamanlar üstünde dans ederdim, şimdi kendisi dans eder,
Sağım keskin, solum keskin, kaçacak yer yok,
HAHAHA!!! Bıçak benim elimdeyse neden kontrolüm yok?
Şeytanın bıçağı dönüyor!!! HAH! Dünya da onunla döner!
Şimdi dünya benim etrafımda dönüyor, ne güzel!!!
Ben merkezim! Ben kralım! Ben soytarıyım! Ne güzel!!!
Hiç kimse durduramaz beni, hiçbir gece bitmez,
Umutsuzum... ama umut bile içimde boğulup gider,
Şimdi dünya benim etrafımda dönüyor—NE GÜZEL!!!
Kimse durduramaz beni!!! Çünkü ben hiç başlamadım!
Bir sona ulaşamam—HAHA! Çünkü başta hiç olmadım!
Karanlık ışığa döner, ışık yeniden gece olur,
Ben nereye gidersem gideyim dünya benimle savrulur,
Kimse durduramaz beni!!! Çünkü ben hiç başlamadım!
YUKARI!!! AŞAĞI!!! Hangisi gökyüzü, hangisi yer?!
Bulutların üstündeyim! Yoksa toprağın altında mıyım, der?!
Yukarı aşağı dönerken başım bile şaşar,
Bir adım göğe çıkar, bir adım cehenneme düşer,
YUKARI!!! AŞAĞI!!! HAH! Artık hangisi hangisi, kim der?!
HAHAHAHA!!! Şu gülümsemeye bakın! Ne güzel bir surat!
Biraz daha büyüsün! Biraz daha! Maskeler ardında kopan bir feryat!
Gülümseme bir anda çatırdar, kahkaha sessizleşir,
Aynadaki ben bana bakar... sonra benden önce gülümser,
HAHAHAHA!!! Ne güzel bir surat... değil mi? Ne surat!
Ah ha ha ha!!! İzleyin beni! Kaos oluyorum!
Sizin kurduğunuz bütün düzeni kahkahamla bozuyorum!
Kuklalar sağa sola savrulur, ipleri gerilir,
Ben gülerim, dünya güler, sonra herkes susturulur,
Ah ha ha ha!!! İzleyin beni! Kaos oluyorum!
Kim çalıyor o lirayı?! Kim yalan söylüyor orada?!
Kim yukarıdan iplerimi çekiyor hâlâ?! HAH! Kim orada?!
Bir kukla mıydım ben? Bir kukla mıydınız siz?
Yoksa hepimiz aynı ipin ucunda asılı mıydık biz?
Kim çalıyor o lirayı?! Kim yalan söylüyor orada?!
Bir ip daha koptu!!! Bir tane daha!!! HAH HA!
Gökyüzünden düşüyorum ama artık tutan yok, HAHA!
Kuklanın ipi yoksa kukla hâlâ kukla mıdır?
Özgürlük buysa... neden içim hâlâ titrer, neden ağırdır?
Bir ip daha koptu!!! Şimdi beni kim oynatacak, HAHA?!
Işık... ışık artık yalnızca bir gösteri,
Cennet parlıyor... ama perde arkasında kim bekliyor, kim bilir?
Gökyüzü güzel! HAH! Ama güzellik neden bu kadar boş?
Cennet herkes içinse... neden kapısında bekleyen çok?
Işık... ışık artık yetmiyor... sahne nerede biter, kim bilir?
Karanlık... derinlerde bir ses beni çağırıyor,
Karanlık... kimsenin bilmediği şeyleri bana anlatıyor,
Cehennem verilmiş bir haksa... neden ondan korkayım?
Cennet bir gösteriyse... neden maskemi çıkarayım?
Karanlık... dinliyor musun? Kimse bilmek zorunda değil...
Şimdi!!! Nihayet zaman geldi!!! Güzellik yeni başlıyor!
Bir festival hiç kimse için!!! Bir karnaval yalnız bana doğuyor!
Taç düşecek! Perde sönecek! Seyirci kalmayacak,
Ben yine güleceğim—HAHA! Müzik asla susmayacak!
Şimdi!!! Nihayet zaman geldi!!! Karnaval yeniden başlıyor!
Taç yok artık... ne kralım, ne de kralın kulu,
Soytarı da değilim belki... yalnızca dönen bir ruhum,
Dünya dönüyor... dönüyor... ben de onunla savruluyorum,
Karanlıkta bir kahkaha duyuluyor... HAHAHA! Geliyorum!
Özgürüm... ve dünya dönüyor.
