6. bölüm / 6
Dilsiz çıglıkKurşunların aradında
Bölümler 6Şu an: Kurşunların aradında
Tekrar ellerimi birbirine vurdum ve yüzlerine güzelce tek tek inceledim ama o an bir şey fark etmiştim.
Dışarda Karan’ın ekibine dair hiç kimse yoktu ama o elinde silahlarla inen adamlar neredeydi?Belki bir fikirleri vardı.
—Bu arada ben size hayallerimden bahsetmiş miydim?
Aklıma gelen ilk soruyu pat diye sormuştum.Herkes, Karan da dahil, bana şaşkın şaşkın bakıyordu.
—Bilmiyorsunuz tabii!
Gülümsedim ve tekrar Karan’ın yanına gittim ama bu sefer ondan bir adım önde duruyordum.
—Hayalim, bir sosyal medya hesabı açıp ünlü olmakkk.
O kadar heyecanlı anlatmıştım ki yerimde duramıyordum.
—Bakın, şimdi ben bir hesap açacağım ve zaten Karan’ın mafyası, çetesi tahmini dört beş bin falan vardır. Ee, sizde de o kadar vardır. Bir de yakın arkadaş, mafya arkadaşları falan desek…
Durdum. Hiçbiri bir şey demiyordu, sadece dinliyordu.Gözlerimi yukarı diktim.
—Ee, bir de beni sevenler ve başka bir mafya çıksa baya ünlü birisi olurum ben.
Konuşurken havanın iyice aydınlandığını fark ettim.
Tekrar gözlerimi en öndeki adama çevirdim.
—Alya, bizimle gel. Patron zorluk çıkartmamamız için uyardı, yoksa seni çoktan orada almış götürmüştük.
Aksanlı sesi yine kulaklarımı doldurdu.
Allah’ım ya, ben nasıl bir şeyin içine düşmüştüm böyle ya?
—Ama ben istemiyorum. Şimdi şöyle düşünün, gratis’e gittiniz, bir ürün aldınız ama o üründen bir tane kalmış. O ürünü ilk alanındır. Bende de o kural var. Yani beni ilk Karan aldı, burada kalacağım. İlk siz alsaydınız, sizde kalırdım.
Lafımı bitirdiğim gibi güçlü bir nefes verdim ve ardından buz gibi rüzgâr esti.
Kaba sakallı olan adam konuştu.
—Karan, seni burada zorla tutuyor?
Dedi. Sesi ve aksanı diğerlerine benzemiyordu.Kaşlarımı çattım.
—Yoo, bana gel dedi. Zorluk çıkmasın diye geldim.
Arkadan bir adam sinirlenmiş olacak ki:
—Иди нахуй, дебил! Какая нафиг оборона, заберем эту дуру силой! (Siktir git, amına koyayım, bu aptalı zorla alıp götüreceğiz işte!).
Boş boş baktım çünkü Rusçam yok.Karan’a baktım. Ellerini yumruk yapmış, adamlara en sert bakışlarını gönderiyordu.
Hava zaten soğuktu, bir de bu an iyice havanın soğumasına yardımcı oluyordu.Tekrar adamlara baktım.
En öndeki adam bana doğru gelmeye başladı.Kalbim çok ani bir kararda, hızlısının da hızlısı şeklinde atmaya başladı.
Bir adım geri attım, iki adım, üç adım ama adam çoktan bana ulaşmış, kolumu kavramıştı bile.
Her şey çok hızlı gelişiyordu. Yormuştu artık bu hayat.Adam, kolunu boynumun altından geçirip beni kendine çekti.Gözlerimi kapattım, ellerimi sıktım.
—Bitti, bir şey olmayacak. Bitti, bir şey olmayacak. Bitti…
İçimden onlarca geçirmeye başladım.Bir şey olmasın istiyordum.Ölüm gerçekten zor gelmişti.
Şu an neden bilmiyorum ama Karan hayatıma geldiği ilk saniye bile ölüm korku verici duruyordu.
Daha Karan’ı kaç saattir tanıyordum ama bana ölüm korkusu vermişti. Yaşamak istiyordum şu an.
Tamam, kararları hızlı değişen birisi olabilirim ama ölme isteği, o ilk cinayetimden sonra içime yerleşmiş bir duyguydu ve uzunca bir yıl kaldı içimde.
Şimdi iki üç saat içinde o duygudan vazgeçmiştim.
Şakağımda bir soğukluk hissettim. Kalbim sanki o an durmuştu.
Ağzımdan derin derin nefesler almaya çalışıyordum.
Bir yandan da gözlerimi daha nasıl, daha sıkı kapatabilirim diye düşünüyordum.
Daha doğrusu, düşünmeye çalışıyordum.Sonra ayak sesleri geldi kulağıma.
Acaba öldüm de cenazemdeki adım sesleri mi bu adım sesleri, diye düşündüm.
Adım sesleri bayağı yakında gelmeye başlamıştı.Karan’a ne olmuştu? Beni bırakmış mıydı?
Bir ateş sesi ve kendimi yerde buldum. Adam beni yere çekmişti. Ateş sesleri yükselirken…
İçimden aynı şeyi deyip duruyordum: Tamam, bir şey olmayacak. Geçecek, bitecek.
Beni tutan adamın kolları boynumda gevşedi.Ölmüş müydü? Yok ya, kendi canını korumak için buradan gidecektir.
Hâlâ silah sesleri devam ediyordu.Gözlerimi açma isteği duydum ama korkuyordum.İnsanın hayatı iki üç saat içinde bile değişebiliyormuş.
Bugün bunu öğrenmiş oldum.Adamın kolları beni bırakmıştı. Artık yerde yüzüstü yatıyordum.Zihnim kulak seslerine odaklandı.
Her yerden silah sesi geliyordu. Ben ortada yüzüstü yatmış, bütün bu olayların bitmesini, hatta kabus olmasını diledim.
Kolumda bir el hissedince kendimi istemsizce kastım.Onca silahın arasında bir net ses duydum.
—Hadi, kalk. Fazla zamanımız yok.
Kimin sesiydi anlayamamıştım.Kafamı hayır anlamında salladım.O ses tekrardan konuştu.
—Alya, hadi kalk.
Bir kez daha kafamı salladım. Kendimi çok çaresiz hissetmiştim.Kolumdan tutan el bu kez daha sert çekti. Parmaklar tenime gömülürken bedenim sarsıldı.
—Alya, kalk! Gitmemiz lazım!
Silah sesleri duvarların ardında yankılanıyor, her patlama göğsümün içinde yeni bir darbe gibi çınlıyordu. Gözlerimi açmaya çalıştım; dünya önce bulanık bir karanlığa, ardından kesik kesik ışıklara
havada barutun keskin kokusu asılı duruyordu.Nefesim boğazımda düğümlendi. Nerede olduğumu, neden yerde yattığımı,hatırlayamıyordum.
Yalnızca kolumu kavrayan elin baskısını ve yaklaşan ayak seslerini hissedebiliyordum.Sonra gözlerim karşımdaki siluete odaklandı.
Ve tek bir şeyden emindim:
Bu kişi karan degildi
Bölüm etkileşimi
