Dilsiz çıglık kitap kapağı

2. bölüm / 6

Dilsiz çıglık

2.bölüm hedef

Vaveyla Yazarı: F Yıldırım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2.bölüm hedef

Arabada hâlâ hareket hâlindeydik.

Gözlerim dışarıyı seyrediyordu.

Can sıkıntısından ne yapacağımı şaşırmıştım.

O yüzden gördüğüm ağaçları ve arabaları saymaya başladım.1, 2, 3 derken sıkılmıştım bile.

Gözlerim Karan’a takıldı. Dışarıyı izliyordu.

O kadar sakin, o kadar umursamazdı ki…Diğerleri de aynıydı.

İnsan kaçırmak çok normal bir şeymiş gibi davranıyorlardı.

Midem bulanmaya başlamıştı. Ya kusacaktım ya da bu lanet araba daha düzgün gidecekti.

Elimle Karan’ı dürttüm. Kafasını çevirmeden,
— Daha fazla soru sorma artık, Alya.

dedi.Arabaya bindiğimden beri bin bir çeşit soru sormuştum.

“Bana Ne yapacaksınız?”, “Nereye gidiyoruz?” diye sorularımın ardı arkası kesilmemişti.

En sonunda Karan kızınca susmuştum.

— Hayır, soru değil.

dedim Elim karnımı bulmuştu. Yine göz teması kurmadan konuşuyordu benimle.

— Ne diyeceksin o zaman, Alya?

İkide bir adımı vurgulamasına sinir olmuştum.

— Midem bulandı ya.

Tepki vermedi. Suratıma bile bakmadı.

Tekrardan dürttüm. Bu sefer bakmıştı.

Yine boş boş baktı suratıma.

— Vallahi üstüne kusarım. Midem ağzımda şu an.

Araba hızla durdu. Etrafa bakındım. Ne oluyor diye düşündüm.

Ne olabilirdi ki? Ya düşman taraf önümüzü kesmiş, canımızı istiyor olabilirlerdi.

Arabayı süren genç adam arkaya baktı.

Gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

Karan’a bakmaya çalıştığını düşünüp biraz geri çekildim ama gözleri beni hedef aldı.

Kafamı salladım, “Ne oldu?” der gibi.

— Ne, yoksa beni almaya mı geldiler?

Sesim fazlasıyla aciz çıkmıştı. Kafamı Karan’a çevirdim.

Bana bakmıyordu, bana bakan çocuğa bakıyordu.

— Efe, noldu? Ne bakıyon öyle?

Diye çıkıştı Karan.Adının Efe olduğunu öğrendiğim çocuk bana bakıyordu.
— Etrafa kusmazsın, demi? Ben kusan birisini görünce ya da duyunca ben de kusuyorum. Lütfen kusma.

Kendimi gülmemek için zor tutuyordum.

Efe bana öyle bir bakıyordu ki acımıştım ama çok komik duruyordu.

Bir anda öne döndü ve torpidoyu açtı. Bana çubuk kraker uzattı.İlk Efe’ye baktım, sonra elindeki pakete.İlk tereddüt ettim ama aldım.

Yoksa kusacaktım burada.Efe yüzüme bakmaya devam etti.

— Tamam be, kusmam. Kusarsam Karan’ın üstüne kusarım ve emin ol senin için sessiz kusmaya çalışacağım.

Dedim. O sırada paketi açmaya çalışıyordum.Paket elimden alınınca alan kişiye baktım.

Karan paketi açmış, geri elime koymuştu.

— Sakın üstüme kusma.

Şu an bu arabanın içindeki beş kişi de saf safıktık .

—Yalnız araba böyle giderse kraker bile fayda etmez, ben size söyleyeyim.

Dedim. Bir krakeri ağzıma götürmüş, yiyordum.

Krakeri çiğnerken dışarı bakmaya devam ettim.

Araba hâlâ ilerliyordu ama artık yol biraz daha düzgündü. Midem de eskisi kadar bulanmadığı için rahatlamıştım.Bir süre sessizce dışarıyı izledim.

Ağaçlar gittikçe azalmaya başlamıştı.Karşıda birkaç bina görünüyordu.

Nerede olduğumuzu anlamaya çalışıyordum ama hiçbir şey tanıdık gelmiyordu.

Başımı biraz yana eğip etrafa baktım.Buraya daha önce hiç gelmemiştim.

Araba biraz sonra yavaşladı.Ben de elimdeki kraker paketine baktım.Yarısı gitmişti.Nedense o paketin yarısını bitirmiş olmam bana biraz komik geldi.

Az önce kaçırılmıştım.Şimdi ise arabada oturmuş kraker yiyordum.

Hayatım gerçekten çok saçma bir hâl almıştı.

Araba tamamen durdu.Öndeki adam kapısını açıp indi.

Karan da kemerini çıkardı.Ben ona baktım.

— Sonunda geldik mi?
Karan bana döndü.

— Evet.

Ses tonu yine aynıydı.Sanki beni kaçırıp başka bir yere getirmemiş de her gün yaptığı bir işi yapıyordu.

Kapıyı açıp indi.Ben de birkaç saniye arabada oturdum.Sonra kraker paketini kapatıp yanıma bıraktım.

Arabadan indiğimde ilk yaptığım şey etrafa bakmak oldu.

Burası düşündüğümden daha büyük bir yerdi.Önümüzde büyük bir bina vardı.Etrafında birkaç araba daha vardı.

Birkaç kişi de binanın önünde duruyordu.Hepsi bize bakıyordu.Özellikle de bana.

Omuzlarımı biraz kaldırdım.İnsanların bana bakmasına alışık değildim.Hem de böyle bakmalarına hiç alışık değildim.

Karan yürümeye başlayınca ben de peşinden gittim.Ama iki adım sonra durdum.Çünkü nereye gittiğimi bilmiyordum.

Karan arkasına baktı.
— Ne oldu?
— Şey…
Etrafı gösterdim
.— Burası neresi?
Karan birkaç saniye bana baktı.Sonra tekrar yürümeye başladı.
— Sonra anlatırım.

Kaşlarımı çattım.Yine aynı şey.“Sonra anlatırım.”Hep sonra anlatırım.Ben ne zaman bir şey sorsam cevabı “sonra anlatırım” oluyordu.

Sinirlenerek arkasından yürüdüm.Binanın içine girdiğimizde etraf daha da kalabalıktı.İnsanlar bir yerlere gidip geliyordu.

Bazıları konuşuyordu, bazıları ellerindeki şeylere bakıyordu.Ben ise olduğum yerde öylece kalmıştım.

Çünkü herkesin ne yaptığını anlamaya çalışıyordum.Karan birkaç adım önümde durdu.Bana bakıp,

— Gel,

dedi.Yavaşça yanına gittim.Yanından geçerken etrafa bakmaya devam ettim.

Her şey fazlasıyla düzenliydi.Ama nedense bu beni daha çok geriyordu.

Karan bir koridora girdi.Ben de arkasından girdim.

Koridorun sonunda bir kapının önünde durdu.Kapıyı açtı.İçeri baktım.

Oda oldukça normaldi.Bir yatak vardı.Küçük bir masa vardı.Bir de pencere ve pencerenin önünde duran küçük bir koltuk.

Odaya girip etrafa baktım.Sonra Karan’a döndüm.
— Ben burada mı kalacağım?
— Şimdilik.

Yine kısa cevap.Sinirden gözlerimi devirdim.

— Biraz daha açıklayıcı konuşamaz mısın?

Karan kaşını hafifçe kaldırdı.
— Ne açıklaması istiyorsun?
— Bilmiyorum.
Ellerimi iki yana açtım.
— Her şey!

Karan birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra kapının yanında durdu.
— Şimdilik burada kalacaksın.
— Neden?
— Bunu sonra konuşacağız.

Yine sonra.Başımı geriye attım.
— Bir insanın bu kadar “sonra” demesi normal mi?

Karan yüzüme baktı.İlk defa ne diyeceğini düşünüyormuş gibi durdu.

Ama yine bir şey demedi.Ben de yatağın kenarına oturdum.Karan kapıya doğru yöneldi.Tam çıkacakken aklıma kraker geldi.

— Karan.
Durdu.

— Krakerimi alabilir miyim?

Karan bana baktı.Sonra camdan dışarıya baktı.

— Gerçekten mi?
— Evet.
Başımı salladım.

— Midem düzelmedi.

Karan birkaç saniye bana baktı.Sonra kapıyı kapatmadan önce,
— Efe getirir,

dedi.Ve çıktı.Ben arkasından baktım.

Sonra yatağa uzandım.Tavana bakmaya başladım.Buraya nasıl geldiğimi düşünüyordum.

Aslında daha çok neden geldiğimi.

Babam aklıma geldi.Bir anda içimdeki bütün neşe gitti.Gözlerimi kapattım.

Burada ne kadar kalacağımı bilmiyordum.Kimse bana doğru düzgün bir şey anlatmıyordu.Tek bildiğim şey, Karan’ın beni buraya getirdiğiydi.

Ve nedense onun hakkında bilmediğim şeylerin, bildiklerimden çok daha fazla olduğunu hissediyordum.

Tam bunları düşünürken kapı açıldı.Başımı kapıya çevirdim.Efe elinde kraker paketiyle içeri girdi.

Pakete baktım.Sonra Efe’ye baktım.

— Gelmiş.
Efe paketi bana uzattı.

— Abi özellikle bunu almamı söyledi.

Paketi aldım.
— Kaç kere söyledi?
Efe omuzlarını kaldırdı
.— Sayamayacağım kadar çok.

Pakete baktım.Sonra Efe’ye.

— Bence Karan benim kraker yememe senden daha çok önem veriyor.
Efe güldü.
— Bence de.

Ben de gülümsedim.Sonra kraker paketini açtım.Bir tane aldım.Ve tekrar yatağa uzandım.

Şimdilik yapabileceğim tek şey buydu.Kraker yemek ve başıma ne geleceğini beklemek.

Efe odadan çıkmıştı. Ben ise yatağın üstünde oturmuş kraker yiyordum.

Üstümdeki kabanı çıkarmamıştım. Yataktan hızla kalkıp üstüme bakmıştım.

Gerginlikten nasıl durduğuna bakamamıştım.

Tahmin ettiğim gibi yerlere kadar uzuyordu.Üşüyordum ama bunda daha fazla kalmak istemedim.

Çıkarttım ve yatağın üstüne attım.Gözüme uçları takıldı. Toz toprak olmuştu.Yapacak bir şey olmadığından onu es geçmiştim.

Odadaki her şey yeni gibi gözüküyordu.

Yatak ortada durmuş, sağ tarafında bir komodin vardı.

Yine yatağın sağında pencere vardı.

Nedense oradan dışarıya bakmak istemiştim.Pencereye doğru ilerledim.Pencerenin önünde duran koltuğa dizlerimin üstünde durarak çıktım.

Birinci kattaydık ve ön tarafa bakıyordu.

Oradan kalkıp yatağın karşısında duran küçük masaya baktım.

Ahşap bir masaydı ve yanda iki tane küçük çekmecesi vardı.

Bir sandalyesi yoktu ama yatakla çok yakındı.Yatağın uç kısmına oturup ilk çekmecesini açtım.

Bir el aynası ve paslanmış bir kolye çıktı.

İlk elime kolyeyi aldım. Ucunda kar sembolü vardı.Biraz daha dikkatli bakınca siyah olduğunu fark ettim.Acaba neden siyahtı?

Daha sonra aynayı elime aldım ama camı kırılmıştı.Aynaya dikkatle bakıyordum.

Aynanın bir camı hiç sağlam durmuyordu. Bunu gördüm ama dikkate almadım.

Aynayı çevirdim.Ayna bakır rengindeydi ve üstünde renkleri akmış çiçekler ve sarmaşıklar vardı.

Çok güzel bir aynaydı.Elimdeki aynayı masaya bıraktım.İkinci çekmeceyi açtım.

Orası boştu.Geri kapattım ve masanın üstüne koyduğum eşyaları da geri çekmeceye koyacaktım.

İlk kolyeyi koydum.Daha sonra aynaya uzandı elim.Ama cebimde bir titreşim oldu.

Aklıma, evden çıkmadan önce gizlice aldığım telefonum geldi.

Hızla telefonu çıkarttım ve bildirim merkezine baktım.

Tek bir bildirim vardı.

Gözlerim açıldı ve telefonu daha sıkı tuttum.

Bildirim Trendyol’dan gelmişti ve indirime girmesini beklediğim elbise sonunda indirime girmişti.
— Ayyy, sonun daaa!
Diyerek bildirime tıkladım ve hemen sipariş verdim.

O kadar mutlu olmuştum ki…

Masanın üstünde duran aynayı hızla elime aldım ve elimde bir acı hissettim.

Sonra cam sesi geldi.Bir elimde ayna, diğer elimde telefon vardı. Elimdeki küçük yaralanmaya bakakaldım.Evet, o an yaşanan her şey o kadar ani olmuştu ki birkaç saniye ne yapacağımı anlayamadım.

— Aaaaa!Telefonumu masaya sertçe bırakacaktım ama elim acıyınca yavaşça bıraktım.

Elimdeki aynayı aldığım yere geri bıraktım.Sonuçta ne demiş atalarımız?“Nasıl bulduysan öyle bırak.”Umarım öyle demişlerdir.

Bunlar o kadar kısa bir süre içinde yaşanmıştı ki hızla elimi kontrol edip dışarı çıktım.

Ama nereye gideceğimi bile bilmiyordum.Yoldan geçen bir adamı durdurdum.
— Merhabalar, bir şey sorabilir miyim?

Adamın karşısında iki büklüm olmuştum resmen.Kalın bir sesle cevap verdi.

— Ne soracaksın?
Dedi.
— Şey… Karan’ı gördünüz mü?

Adama Karan’ın ismini duyunca adeta hazır ol duruşuna geçti.

— Siz kimsiniz?

Elim biraz fazla acımaya başlamıştı. Yüzümü buruşturmamak için zor duruyordum.

Şimdi adama Karan’ın kaçırdığı kişi olduğumu söylesem olmazdı. Bana yerini söylemezdi.

Bir yalan bulmalıydım.

Ne söylesem inanırdı ki?Aklımın ucundan bile geçmeyecek bir şey söyledim.

Gerçi aklımdan geçmese nasıl söyleyecektim?

— Şey… Ben Karan’ın sevgilisiyim,

deyiverdim.Ağzımdan dökülen harfler adamı şoka uğratmıştı.

İnşallah Karan’ın şu an bir sevgilisi yoktur. Varsa da buraya getirmemiştir.

İçimden dualar ediyordum.Adam şoku üstünden atıp konuştu.

— Demek o sizsiniz.

Kimdim ben?

Bir yalan söyledim, devamını getirmeliydim, değil mi?

Kafamı salladım.

— Evet, o benim. Ehe…
Şu an kendimden daha fazla nefret ediyordum.O sondaki “ehe” neydi ya?

— Hoş geldiniz, Lara Hanım. Ben hemen Karan Bey’e haber vereyim.

Gözlerimi kocaman açtım.Elimi havaya kaldıracaktım ama bırakırsam elim daha çok acıyacakmış gibi geliyordu.

— Hayır, lütfen ona haber vermeyin, beyefendi!

Dedim.Adam bana bakıyor, ben ona bakıyordum.

— Peki, haber vermem.

Dedi.Derin bir nefes verdikten sonra gözlerine baktım.Koyu kahve gözleri vardı.Saçları sakallarına göre açıktı.Adam elini uzattı.

— Adım Ali. Burada adınız çok geçti. Sizi oradan tanıyorum.

Ne?Adım burada çok mu geçmişti?

Bir dakika…Benim adım Alya’ydı, Lara değil ki.

Kimdi bu Lara?

Elimi uzatamazdı kandı gülümseyip elimi ilaret ettim

-iyimisiniz lara hanım
-evet iyiyim ama bir an önca karanın yanına gitmeliyim

Dedim .yüzüne bakmaya devam ederken elini koridorun başına işaret etti.

Tekrar yapmacık bir gülümseme attıktan sonra ilerledim.Sağ, sol derken büyük kapılı bir odanın önüne geldik.

— Karan Bey burada olmalı, Lara Hanım.

Beni Lara olarak tanıması iyi mi oldu, kötü mü oldu bilmiyordum ama şimdilik böylesi daha iyiydi.

Kapıya baktım.Yarım açıktı.
— Teşekkürler, Ali Bey. Siz gidebilirsiniz.

Kafasını salladı ve arkasını dönüp gitti.

Yarım açık olan kapıya elim gitmişti ama içeriden gelen sesle durdum.

— Karan, vazgeç bu kızdan. İşine yaramaz,

diyordu bir ses.Sonra Karan’ın sesini duydum.Kapının önünde sessizce kaldım.İçerideki konuşmadan duyabildiğim kadarıyla hakkımda konuşuyorlardı.Karan’ın sesi geldi:

— bırakmam .hazır elimizde defalarca ölmeye çalışmış ölümden korkmayan birisi var böyle bir şeyi kaçıramam

Sesler durdu.Sanki içeride konuşma devam ediyordu ama ben artık hiçbir şey duymuyordum.Demek beni bir plan uğruna kullanacaklardı.Bir an olduğum yerde kaldım.Bunca şeyin neden olduğunu şimdi biraz daha anlamaya başlamıştım.Benim için asıl soru artık “Buraya neden getirildim?” değildi.Karan’ın planında benim yerim neydi?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

37okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.