2. bölüm / 6
~Dikenlerle Taçlananlar~~Stormhaven~
Bölümler 6Şu an: ~Stormhaven~
"Uzun zaman oldu."
Elric'in sesi rüzgârın arasında kayboldu.
Vincent kralına baktı, ardından bakışlarını yeniden kaleye çevirdi. Stormhaven'ın gri taş surları denizin üzerinde yükseliyor, yüksek kulelerinden bazıları sislerin arasında kayboluyordu.
Tam o sırada köprünün diğer ucundaki kafile hareketlendi.
Önde koyu renkli bir sancak taşıyan iki atlı vardı.
Sancakta altın bir aslan işlenmişti.
Vincent kaşlarını hafifçe çattı
"Vareht"
Elric ise birşey demedi kafile yüksek yamaçtan aşağı köprüye doğru inmeye başladı
Köprüye indiklerinde vareht kafilesi hala yerleşme işlerini bitirememişti Eldrthy sancaklarını görünce bordo pelerinliler huzursuzlaştı ama emir emirdi tarafsız bölgede hainlik yapılmaz
Elric atından inmedi sakin bir sesle konuştu
"Kral Radney"
Radney Elric in sakin sesine karşı sakince karşılık verdi
"Kral Elric"
İki kral birkaç saniye boyunca birbirlerine baktı.
Aralarında denizin sert rüzgârından başka hiçbir ses yoktu.
Elric'in bakışları radney'nin yanındaki Oliver'a kaydı gülümseyerek.
"Seni son gördüğümde daha çocuktun. Şimdi ise karşımda bir şövalye duruyor."
Oliver başını hafifçe eğdi.
"Zaman hızlı geçiyor, kralım"
Vincent'ın gözleri ise genç şövalyenin üzerinde gezindi. Zırhı kendisininkinin aksine daha az gösterişliydi.Kılıcının kabzasında Vareht'in aslanını andıran küçük bir işaret vardı. Vincent hala sertliğini koruyordu.
Oliver da Vincent'a baktı.
Bir süre sessiz kaldıktan sonra başını eğdi.
"Ser Vincent"
Vincent'ın yüzünde herhangi bir yumuşama olmadı
"Prens Oliver"
Vincent'ın bakışları yeniden Oliver'ın zırhına kaydı.
"Genç yaşta şövalye olmuşsunuz."
Oliver çenesini hafifçe kaldırıp gururla karşılık verdi
"Evet Ser"
Vincent'ın gözü tekrar Oliver'ın belindeki aslan kabzalı kılıcına kaydı.
"İyi" Duraksadı ama kısa sürdü.
"Peki kaç gerçek savaşa katıldınız?"
Oliver'ın yüzündeki ifade biraz ciddileşti.
"Birkaçına" Diye tereddütle cevap verdi.
Vincent başını hafifçe salladı.
"Birkaç savaş, insanın ne kadar iyi bir şövalye olduğunu anlamaya yetmez."
Oliver kaşlarını hafifçe çattı Vincent ise başıyla kılıcının aslan kabzasını işaret etti
"Kılıcında fazla temiz"
Oliver birşey diyemedi.
Vincent ise sakince devam etti.
"Bir şövalyenin kılıcı çiziklerle dolu olur genelde,Gri yakalıların bile"
Oliver hafifçe gülümesemeye çalıştı
"Gri yakalılar en acemi şövalyelerdir savaşlar da bile tercih edilmezler"
Vincent saçını düzeltti.
"Ben tercih ederim"
Sonra atının dizginlerini tuttu.
"Ama merak etmeyin. Şövalye olmakla savaş yönetmek aynı şey değildir."
Oliver Vincent'a baktı bir gözü hafifçe seğiriyordu
"Biliyorum"
Vincent ise gülümsedi.
"Bildiğinize sevindim prensim"
Vincent atının dizginlerini tutmaya devam etti.Stormhaven'ın büyük kapılarına doğru ilerledi.
Kafile köprünün sonuna ulaştığında kapıların önünde birkaç Stormhaven muhafızı bekliyordu. Muhafızlardan biri öne çıktı.
"Kral Elric. Kral Radney. Hoş geldiniz."
Elric başı ile selam verdi.
Muhafız kısa bir süre iki kafileyi süzdü.
"Konsey salonuna yalnızca krallar, hanedan üyeleri ve temsilciler girebilir. Silahlı muhafızların içeri alınması yasaktır."
Vincent'ın kaşları çatıldı.
"Yani hiçbir tedbir almadan mı içeri giriceğiz? ."
Muhafız sakinliğini bozmadı.
"Stormhaven'ın kuralı, Ser."
Vincent cevap vermeden birkaç saniye muhafıza baktı,sonunda atından indi.
Sonra altın pelerinlilere döndü.
"Kimse kapıdan ayrılmayacak hiçbir koşulda"
Elric atından inerken Vincent'a baktı.
"Görünüşe göre bugün kılıcına ihtiyacın olmayacak."
Vincent kılıcının kabzasına kısa bir bakış attı ama herhangi birşey söylemedi ve karanlık kalenin içine doğru ilerledi.
Ahşap kapılar arkalarından sertçe kapandı
Kalenin içi dışarısından çok daha sessizdi.Taş duvarlarda yanan meşaleler uzun koridorları aydınlatıyor, ayak sesleri yüksek tavanda yankılanıyordu.
Elric önde ilerlerken hiçbir şey söylemedi.
Sonunda koridorun sonunda büyük salonun ahşap kapıları göründü.
Kapıların önünde yaşlı bir adam bekliyordu.
Elric'in adımları yavaşladı.
Adam da onu görünce birkaç saniye sessiz kaldı.
William Eldrthy oğluna baktı.
"Elric"
Elric de başını eğdi ve karşılık verdi.
"Baba"
Kısa bir sessizlik oluştu.William'ın bakışları Elric'in üstünde gezindi.
"Seni son gördüğümde saçında tek bir beyaz tel bile yoktu."
Elric hafifçe gülümsedi.William'ın bakışları bu kez Elric'in arkasındaki Vincent'a kaydı.
Bir süre baştan aşağı onu inceledi.
"Sen Vincent'sın"
Vincent başını eğdi
"Lord William"
William başını salladı
"İsyanda herkes senin yeteneğinden bahsediyordu"
Vincent'ın yüzünde herhangi bir değişim olmadı sadece çenesini hafifçe kaldırdı
William da sakin sesiyle devam etti.
"O zamanlar bir şövalyeydin.Şimdi ise Altın Pelerinli'lerin komutanı olmuşsun."
Vincent gözlerini kaçırmadan devam etti.
"Hak ettim"
William'ın kaşları hafifçe kalktı.
"Kendinden oldukça eminsin."
Vincent:
"Emin olmasaydım o rütbeyi taşıyamazdım Lord'um"
William birkaç saniye konuşmadı sonra Vincent'ın mavi gözlerine baktı
"Doğru"
William bakışlarını Elric'e çevirdi.
"İkiniz de yolculukta yorulmuşsunuzdur,çalışma odama geçelim."
Elric de başını onaylar şekilde salladı.
William kapıya doğru ilerledi. Vincent ve Elric de peşinden yürüdü.
Koridorun sonunda büyük, koyu renkli ahşap bir kapının önünde durdular.
William kapıyı açtı.
Oda genişti,duvarlarda eski savaş haritaları, raflarda kalın kitaplar ve yıllar önceki seferlerden kalma belgeler vardı. Büyük masanın üzerinde ise Eldrthy, Vareht ve diğer krallıkları gösteren eski bir Valtherion haritası seriliydi.
William masanın başına oturdu
"Oturun"
Elric ve Vincent de oturdu.
William bir süre masanın üzerindeki haritayı inceledi. Parmağını Eldrthy sınırlarında gezdirdi.
"Krallık nasıl?"
Elric bir süre düşündü
"Gayet sakin"
William bakışlarını haritadan kaldırdı
"Sadece sakin mi?"
Sonra parmağını vareht topraklarına koydu.
"Peki vareht ile ilişkileriniz hala çalkantılı mı?"
Elric başını kaldırdı yüzü daha ciddiydi
"Evet ama açık bir savaş sebebi yok"
William başını hafifçe salladı
"Ama vaelis onların yanında"
Elric duraksamadan net bir sesle cevap verdi.
"Aerwyn ve Elseryn de bizim yanımızda"
William arkasına yaslandı.
"Sen iyi bir kralsın Elric. İnsanlarını korumak istiyorsun."
Bir an durdu.
"Ama bazen bir kralın iyi niyeti, düşmanının kullanabileceği en kolay silahtır sana bunu öğrettiğimi sanıyordum"
Elric bir süre sessiz kaldı.
William bakışlarını haritadan çekmedi.
"Reynardlar?"
Ama Elric daha kelimeyi duyunca kaşlarını çattı
"Bugün zaten buraya bu konuyu konuşmak için geliyor herkes bu yüzden bu konuyu konsey ile birlikte ele almak daha iyi olur"
William başını kaldırıp oğluna baktı.
"Hala konseyin kararlarına güveniyorsun."
Elric sakinliğini korumaya çalıştı.
"Bu konuda tek başıma karar vermeyeceğim."
William birkaç saniye oğlunu inceledi.
Hiçbirşey demeden bakışlarını yeniden haritaya çevirdi.
"Öyleyse bugün kimin merhametli, kimin korkak olduğunu göreceğiz."
Bu sözden sonra bir sessizlik oluşmuştu ama fazla sürmedi oda dışardan gelen borozan sesi ile kaplandı
William ayağa kalktı
"Başka bir kafile olmalı"
Elric pencereye doğru ilerledi.
Aşağıdaki avluda yeni bir sancak yükseliyordu.
Sancağın üzerinde gümüş kanatlı bir kuğ motifi vardı.
Elric sancağı görünce ilk kez rahatlamış bir şekilde baktı.
"Elseryn"
Sonra kapıya doğru ilerledi.
"Onları karşılayalım"
Hep beraber çalışma odasından çıkıp tekrar soğuk ve dalga sesleri ile yankılanan bahçeye indiler.
Elseryn kafilesi avlunun ortasında durdu. Sancakların altında birkaç asker eşyaları indirirken kafilenin önündeki adam da atından indi.
Elric'in yüzünde uzun zamandır görülmeyen bir tebessüm oluştu.
"Lord Harvey."
Harvey başını kaldırdı. Elric'i görünce o da gülümsedi.
"Majesteleri."
Elric birkaç adım ilerledi.
"Seni görmek güzel."
William birkaç adım geriden ikisini izliyordu. Vincent ise sessizce Harvey'nin yanında duran genç adama baktı.
Harold başını eğdi.
"Majesteleri"
Elric başıyla karşılık verdi.
"Harold,sen de değişmişsin"
Harvey oğluna bakıp tekrar Elric'e döndü.
"Oğlum büyüdü. Hâlâ benim kadar akıllı değil ama zamanla olur."
Kısık bir kahkaha attı.
Harold artık alışmış gibi hiçbir şey demedi.
Harvey'nin bakışları Vincent'a kaydı
"Ser Vincent"
Vincent da başını eğdi
"Lord Harvey"
Harvey yavaşça başını salladı
"Uzun zaman oldu kızıma iyi bakıyorsun değil mi?"
Vincent başını onaylar şekilde salladı
"Tabiki Lord'um"
Harvey'nin sözlerinden sonra kısa bir sessizlik oldu.
Elric hafifçe gülümsedi.
"Yolculuktan sonra hepiniz dinlenmelisiniz. Yarın uzun bir gün olacak."
Kısa süre sonra herkes kendi odalarına çekildi.
Stormhaven'ın avlusu yavaş yavaş sessizleşti. Gün boyunca duyulan at sesleri ve askerlerin konuşmaları yerini denizin kıyıya vuran dalgalarının huzur verici gürültüsüne bıraktı.
Elric odasının penceresinin önünde bir süre dışarı baktı. Sis, kalenin surlarını çoktan kaplamıştı. Uzakta birkaç meşalenin ışığı görünüyordu.
Elric huzursuzdu yarın konuşulcak konu içini kemiriyordu
Reynardlar
Büyük isyanda her biri öldürüldü sanılan Reynardlar'ın her biri ölmemişti çünkü.
Bu düşünceyle bakışlarını pencereden çekti.
Yatağına uzandı.Günün yorgunluğu sonunda üzerine çökmüştü. Gözlerini kapattığında Stormhaven'ın dalga sesleri hâlâ odanın içinden duyuluyordu.
Birkaç dakika sonra Elric uykuya daldı.
Bölüm etkileşimi
