DERSİM KARAN kitap kapağı

6. bölüm / 6

DERSİM KARAN

6. Bölüm — Üç Hafta Sonra 🎓

Vaveyla Yazarı: Damla Aktürk

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 6. Bölüm — Üç Hafta Sonra 🎓

Defne'nin gözünden…
Okula girdiğimde koridordaki panoyu renkli kâğıtlarla kaplanmış hâlde gördüm.
Mezuniyete üç hafta kalmıştı ve okul yönetimi sonunda hazırlıklara başlamıştı.
Ece panonun önünde durmuş, yazılanları okuyordu.
“Defne! Gel buraya, mezuniyet görevleri açıklanmış!”
Yanına gittim.
“Ne görevi? Ben öğrenci olarak mezun olacağım, organizasyon şirketi olarak değil.”
Ece listeyi gösterdi.
“Bak, sınıfımızdan birkaç kişi seçilecekmiş. Süslemeler, müzik, oturma düzeni…”
“Ben süsleme istiyorum.”
“Sen mi?”
“Evet, neden şaşırdın?”
“Geçen hafta defterini sınıfta unuttun. Senin süsleyeceğin yerden mezuniyet günü sağ çıkabilecek miyiz, onu düşünüyorum.”
Koluna vurdum.
“Çok komiksin. Gerçekten, bir gün seni sahneye çıkarıp tek kişilik gösteri yaptıracağım.”
Tam o sırada Arda yanımıza geldi.
“Ne gösterisi? Ece'nin gösterisine bilet satarsak okulun mezuniyet masrafını çıkarırız.”
Ece elini göğsüne koydu.
“Sonunda yeteneğimi fark eden biri çıktı!”
“İkiniz de susun,” dedim. “Listeye bakalım.”
Arda listeyi baştan sona okudu.
“Defne ve Ece… Mezuniyet hazırlık ekibi!”
İkimiz aynı anda birbirimize baktık.
“NE?”
Arda kahkahaya boğuldu.
“Geçmiş olsun kızlar. Artık okulun kaderi sizin ellerinizde.”
Ece başını iki yana salladı.
“Ben bu okuldan mezun olamayacağım. Hazırlıklarda yaşlanacağım.”
Ben de listeye tekrar baktım.
Adımızın altında bir not vardı: Görev dağılımı için sınıf öğretmeniyle görüşülecek.
Karan Demir.
İçimden derin bir nefes aldım.
Pekâlâ, Defne. Gayet normal bir görüşme. Adam öğretmenin. Sen de öğrencisisin. Mezuniyet hazırlıkları konuşacaksınız. Başka hiçbir şey yok.
Ece yüzüme baktı.
“Sen niye kendi kendine telkin veriyorsun?”
“Vermiyorum.”
“Dudakların oynuyor.”
“Ece, bir gün gerçekten seni okul bahçesine gömeceğim.”
“Mezuniyet hazırlıklarında görevim belli oldu. Ben çiçekleri seçiyorum, sen de tehditlerini azaltıyorsun.”
İlk dersin başlamasına birkaç dakika kala Karan sınıfa girdi.
Elindeki dosyayı masaya bıraktıktan sonra bize döndü.
“Arkadaşlar, mezuniyet hazırlıklarıyla ilgili kısa bir bilgilendirme yapacağım.”
Sınıf bir anda hareketlendi.
Arda hemen elini kaldırdı.
“Hocam, mezuniyet günü ders işlemiyoruz, değil mi?”
Karan ona baktı.
“Arda, daha mezuniyet hazırlıklarına yeni başlıyoruz.”
“Ben geleceğimi garantiye almak istiyorum hocam.”
“Sen önce bugünkü matematik sınavını garantiye al.”
Sınıftan kahkahalar yükseldi.
Karan dosyasını açtı.
“Defne ve Ece, hazırlık ekibinde görevlendirilmişsiniz. Ders arasında benimle konuşup görev dağılımını netleştirebilirsiniz.”
Ece dirseğiyle bana dokundu.
Ben de ona belli etmeden baktım.
Sevdiceğim, insanın adını bile böyle sakin söyleyebilir mi?
Karan devam etti.
“Başka gönüllü olan varsa ders arasında bana bildirsin. Her şeyi son güne bırakmayalım.”
Arda arka sıradan seslendi.
“Hocam, ben gönüllüyüm ama ağır işlerde çalışamıyorum.”
“Senin görevin sandalye taşımak olsun.”
“Hocam, vazgeçtim.”
Sınıf yine güldü.
Karan da gülümseyerek tahtaya yöneldi.
Ben ise önümdeki deftere bakarken kendi kendime gülümsüyordum.
Ece kulağıma fısıldadı.
“Daha görüşmediniz bile.”
“Ne olmuş?”
“Kadın, adam dosyasını açtı diye mutlu oluyor.”
“Ece, ders başladı.”
“Peki, mezuniyet komitesinin romantik danışmanı olarak susuyorum.”
Ders arasında Ece'yle birlikte öğretmenler odasının yanındaki koridora gittik. Karan bizi bekliyordu.
Kapının önünde durunca bir an heyecanlandım.
Ece bunu fark etmiş olacak ki kulağıma eğildi.
“Normal davran.”
“Normalim.”
“Defne, elindeki kâğıdı ters tutuyorsun.”
Kâğıda baktım.
Gerçekten tersti.
Hemen düzelttim.
“Senin yüzünden!”
Kapı açıldı ve Karan dışarı çıktı.
“Geldiniz mi? Buyurun, şu masada konuşabiliriz.”
Bizi yakındaki boş sınıfa götürdü. Masanın üzerine mezuniyet hazırlıklarıyla ilgili birkaç kâğıt koydu.
“Öncelikle fikirlerinizi duymak istiyorum. Nasıl bir tören hayal ediyorsunuz?”
Ece hemen konuşmaya başladı.
“Hocam, girişte fotoğraf alanı olsun. Bir de herkesin birlikte fotoğraf çektirebileceği bir köşe hazırlayabiliriz.”
Karan başını salladı.
“Güzel fikir. Defne, sen ne düşünüyorsun?”
Düşüncelerimi toparladım.
“Bence herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir alan olmalı. Sadece süsleyip geçmeyelim. Mesela sınıfımızdan fotoğraflar, küçük notlar… İnsanlar yıllar sonra baktığında hatırlayabilecekleri bir şey görsün.”
Karan bana dikkatle baktı.
“Bu güzel bir fikir.”
Bir an durdum.
Sonra gülümsedim.
“Teşekkür ederim hocam.”
“Üstelik uygulanabilir. Bunu hazırlık listesine ekleyelim.”
Fikrimi ciddiye alması hoşuma gitmişti. Bunu yüzüme yansıtmamaya çalışarak kâğıda not aldım.
Karan birkaç ayrıntıyı daha konuştuktan sonra bize döndü.
“Başka öneriniz var mı?”
Ece bana baktı.
“Defne'nin var hocam. Ama önce bir kendisiyle anlaşması gerekiyor.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne demek o?”
“Mezuniyet günü ağlamayacağına söz verecek.”
Bir an sustum.
Karan'ın yüzündeki gülümseme hafifçe azaldı.
“Mezuniyet yaklaşınca böyle hissetmeniz normal,” dedi. “Uzun zamandır birlikte olduğunuz insanlardan ve alıştığınız bir ortamdan ayrılacaksınız.”
Gözlerimi kâğıda indirdim.
“Evet hocam. Biraz tuhaf geliyor.”
“Burada geçirdiğiniz zaman sona eriyor ama önünüzde yeni bir dönem var. Bunu da düşünmeye çalışın.”
Başımı salladım.
“Çalışıyorum.”
Karan kısa bir süre sustu, ardından daha yumuşak bir sesle konuştu.
“Defne, okul boyunca kendini geliştirmek için daha fazla çaba gösterdiğini görmek güzel. Mezuniyete kadar da böyle devam etmeni isterim.”
Başımı kaldırdım.
Bana bakıyordu. Her zamanki gibi sakin, ama bu kez söylediklerini gerçekten düşünmemi istiyormuş gibi.
“Teşekkür ederim hocam,” dedim. “Elimden geleni yapacağım.”
Karan başını salladı.
“Buna inanıyorum.”
İşte bu kadardı.
Ne büyük bir söz vardı ne de olağanüstü bir an.
Ama o cümle içimde bir yere dokunmuştu.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey, birinin ona yapabileceğine inandığını söylemesiydi.
Ece masadaki kâğıtları toparladı.
“Tamam hocam, görevlerimizi aldık. Söz veriyoruz, her şeyi son güne bırakmayacağız.”
Karan ona baktı.
“Bunu duymak güzel.”
Ben ayağa kalktım.
“Hocam, peki süslemeleri seçmek için ne zaman başlayabiliriz?”
“Yarın fikirlerinizi getirirseniz birlikte değerlendirebiliriz.”
“Tamamdır hocam.”
Kapıya yöneldik. Tam çıkarken Karan arkamızdan seslendi.
“Defne.”
Döndüm.
“Efendim hocam?”
“Fotoğraf ve not fikrini unutma. Bence güzel bir hatıra olacak.”
Gülümsedim.
“Unutmam hocam.”
Koridora çıktığımızda Ece birkaç saniye sessiz kaldı.
Bu, onun için alışılmadık bir durumdu.
Sonra bana döndü.
“Defne…”
“Ne?”
“Sen fikir sundun, adam da beğendi. Normalde bu kadar basit bir şey.”
“Evet?”
“Peki neden yüzünde dünyanın en mutlu insanı ifadesi var?”
Gülmemek için dudağımı ısırdım.
“Çünkü fikrimi beğendi.”
“Tabii canım. Sadece fikir.”
“Ece!”
Kahkahalarımız koridorda yankılanırken sınıfa doğru yürüdük.
Mezuniyete üç hafta kalmıştı.
Artık hazırlıklarımız başlamıştı.
Ve ben ilk kez mezuniyet gününü düşündüğümde yalnızca okuldan ayrılacağımı değil, geride bırakacağım insanları da düşünüyordum.
Özellikle birini.
Ama bunu Ece'ye söylemeye hiç niyetim yoktu.
Zaten söylesem, mezuniyet gününe kadar başımın etini yiyeceği kesindi.
Ve benim Ece'yle başa çıkmak için yalnızca üç haftam kalmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.