3. bölüm / 6
DERSİM KARAN3.Bölüm— Matematik Diye Bir Gerçek
Bölümler 6Şu an: 3.Bölüm— Matematik Diye Bir Gerçek
- 1 1.Bölüm— Müdürün Değil, Karan'ın Odası313 kelime
- 2 2.Bölüm — On Dakikalık Felak635 kelime
- 3 3.Bölüm— Matematik Diye Bir Gerçek738 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm — Bir Aferinin Bedeli 💗733 kelime
- 5 5. Bölüm — Bir Şeyler Değişiyor mu? 💗781 kelime
- 6 6. Bölüm — Üç Hafta Sonra 🎓922 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Defne’nin gözünden.
Ertesi sabah okula girdiğimde kendime bir söz vermiştim.
Bugün uslu duracaktım.
Kimseyle tartışmayacaktım.
Özellikle de matematik dersinde gereksiz yere konuşmayacaktım.
“Defne!”
Daha sınıfa adımımı atmadan Ece’nin sesini duydum.
“Ne var, kızım?”
“Bugün uslu duracakmışsın, öyle mi?”
Çantamı sıraya bıraktım.
“Bunu nereden çıkardın?”
“Dün gece bana üç kere söyledin.”
“Ben her gece çok mantıklı şeyler söylerim.”
Ece sandalyeye oturup kahkaha attı.
“Tabii canım. Geçen gece de Karan Demir’in matematik anlatırken kalemi nasıl tuttuğunu anlatıyordun.”
Bir anda başımı ona çevirdim.
“Ece, sesini kes!”
“Niye? Sınıfta kimse yok zaten.”
“Şu kapıdan biri girerse seni tanımıyorum.”
“Sen önce kendini tanı, sevdiceğim diye diye adamı nüfusuna geçireceksin.”
Tam cevap verecektim ki sınıfa Arda girdi. Elinde tost, yüzünde de her zamanki umursamaz ifade vardı.
“Günaydın, aşk kuşları.”
Ece hemen elini kaldırdı.
“Arda, gel. Sana çok önemli bir şey anlatacağım.”
“Anlatma,” dedim hızla.
Arda tostundan bir ısırık aldı.
“Şimdi kesin anlatacaksın.”
Ece ağzını açacakken çantamı alıp aralarına koydum.
“İkiniz de susun. Matematik sınavımız varmış gibi çalışacağım.”
Arda kaşlarını kaldırdı.
“Matematik mi? Bugün mü?”
“Hayır, Arda. Yılbaşında.”
Ece kahkahaya boğuldu.
“Defne, çocuğun tostunu burnundan çıkaracaksın!”
“Çıkarmasın. Belki o zaman ağzı kapanır.”
Arda tostunu masaya bıraktı.
“Hocamıza söyleyeceğim. Sınıfta psikolojik baskı görüyorum.”
“Git söyle,” dedim. “Hatta benim adıma da şikâyet et. Ben de seninle aynı sınıfta okumaktan yoruldum.”
Tam o sırada zil çaldı.
Herkes yerine geçti.
Ben de defterimi açıp kalemimi elime aldım. Kendime son bir kez hatırlattım:
Sakin ol, Defne. Bugün yalnızca ders dinleyeceksin.
Kapı açıldı.
Karan Demir içeri girdi.
“Günaydın arkadaşlar.”
Sınıf hep bir ağızdan karşılık verdi.
Ben de başımı kaldırıp ona baktım.
Koyu renk gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Elindeki kitapları masaya bırakırken sınıfa göz gezdirdi.
Göz göze geldik.
İstemeden gülümsedim.
Sonra hemen defterime baktım.
Allah’ım, ben neden böyleyim?
“Defne.”
Başımı kaldırdım.
“Buyurun hocam?”
“Defterini açtın mı?”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Sonra önümdeki açık defteri gösterdim.
“Evet hocam. Hatta kalemim bile hazır.”
Karan’ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
“Güzel. Umarım derse de aynı şekilde hazırsındır.”
Arka sıradan Arda’nın sesi duyuldu.
“Hocam, Defne her şeye hazırdır. Tartışmaya özellikle.”
Sınıf güldü.
Ben arkamı döndüm.
“Arda, sen kendi adına konuş. Geçen hafta tahtaya kalkınca x’in yanına soyadını yazacaktın.”
Kahkahalar yükseldi.
Karan elindeki kalemle tahtayı işaret etti.
“Güzel. Madem hepinizin enerjisi yerinde, bakalım matematikte de aynı başarıyı gösterebilecek misiniz?”
Tahtaya bir denklem yazdı.
“Bunu kim çözmek ister?”
Sınıf bir anda sessizleşti.
Az önce kahkahalar atan herkes başını defterine gömdü.
Arda kitabının arkasına saklandı.
Ece kalemini yere düşürmüş gibi yapıp eğildi.
Ben de bir anda defterimde çok önemli bir şey varmış gibi davranmaya başladım.
Karan sınıfa baktı.
“İlginç. Az önce hepiniz çok konuşkandınız.”
Arda başını kaldırdı.
“Hocam, konuşmakla matematik farklı yetenekler.”
“Bunu fark ettim, Arda.”
Sınıf yeniden güldü.
Karan soruyu gösterdi.
“Defne, sen deneyebilir misin?”
İçimden derin bir nefes aldım.
Tahtaya doğru yürürken Ece’nin fısıltısını duydum.
“Başarılar, canım. Hem öğretmenini hem matematiği etkile.”
Ona dönüp dudaklarımı kıpırdattım.
Sus!
Tahtanın önüne geldim. Soruyu çözerken Karan yan tarafta bekliyordu. Sonucu bulduğumda kalemi bıraktım.
“Bitti hocam.”
Karan işlemleri inceledi.
“Doğru.”
Gülümsedim.
“Biliyordum.”
“Peki, bu kadar eminsen neden ilk başta defterine saklanıyordun?”
Arka sıralardan bir kahkaha yükseldi.
Bir an afalladım.
Sonra omuzlarımı kaldırdım.
“Hocam, insan bazen yeteneklerini herkese göstermek istemez.”
Karan başını iki yana sallayarak gülümsedi.
“Yerine geç, Defne. Bir sonraki soruda da yeteneklerini görmek isteriz.”
Yerime dönerken Ece koluma dokundu.
“Canım benim, doğru cevap verdin diye dünyayı kurtarmış gibi yürüyorsun.”
“Ece, cevap doğruydu.”
“Evet, evet. Karan da doğru olduğunu söyledi. Duyduk, bütün sınıf duydu.”
“Seninle konuşmayacağım.”
“Peki, sevdiceğin hakkında konuşalım mı?”
Önüme döndüm.
“Ece, yemin ederim…”
Karan tahtaya ikinci soruyu yazarken sınıf yeniden sessizleşti.
Dersin geri kalanında gerçekten not tuttum. Hatta iki soruyu daha doğru çözdüm. Birkaç kez söz almak istedim ama kendimi tuttum.
Dersin sonuna doğru Karan kitaplarını topladı.
“Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz. Soruları evde çözmeyi unutmayın.”
Zil çaldı.
Herkes çantasını toplamaya başladı. Ben de defterimi kapatırken Karan’ın sesini duydum.
“Defne, bugün derse katılımın iyiydi. Böyle devam et.”
Başımı kaldırdım.
“Teşekkür ederim hocam.”
Gülümsedim. O da kısa bir gülümsemeyle karşılık verip masasına döndü.
Sırama oturan Ece, yüzüme dikkatle baktı.
“Ne oldu?”
“Ne olmuş?”
“Yüzünde bir ifade var.”
“Nasıl bir ifade?”
Ece gözlerini kıstı.
“Matematikten yüz almış gibi değil. Matematik öğretmeninden aferin almış gibi.”
Defterimi çantama koydum.
“Ece, bir gün gerçekten seni susturacağım.”
“Bekliyorum, hayatım.”
“Bir de hayatım deme.”
“Peki, canım.”
“Ece!”
Kahkahalarımız sınıfta yankılanırken çantamı omzuma taktım.
Bir şeyi kabul etmem gerekiyordu.
Matematik hâlâ benim en sevdiğim ders değildi.
Ama o derste kendimi göstermek için artık daha çok nedenim vardı.
Ve Ece bunu benden önce fark etmişti.
Bölüm etkileşimi
