DERSİM KARAN kitap kapağı

4. bölüm / 6

DERSİM KARAN

4. Bölüm — Bir Aferinin Bedeli 💗

Vaveyla Yazarı: Damla Aktürk

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm — Bir Aferinin Bedeli 💗

Defne'nin gözünden…
Karan öğretmen masasındaki defterleri düzenlerken ben hâlâ yüzümdeki aptal gülümsemeyi silmeye çalışıyordum.
Ece, dirseğiyle koluma dürttü.
“Defne.”
“Ne var?”
“Bir aferin için bu kadar mutluysan, adam sana günaydın dese herhâlde okulun çatısına adını yazdırırsın.”
“Abartma kızım.”
“Ben mi abartıyorum? Az önce adam sana ‘Böyle devam et’ dedi, sen de sanki evlilik teklif etmiş gibi gülümsedin!”
“ECE!” diye fısıldadım.
Arka sıradan Arda kafasını uzattı.
“Ne oluyor? Ben niye hiçbir şeyi kaçırmıyormuşum gibi hissediyorum?”
Ece hiç düşünmeden cevap verdi.
“Defne matematikle aşk yaşıyor.”
“Matematikle mi?” Arda güldü. “Ben de diyordum bu kız neden ilk defa soruyu doğru çözdü.”
Kalemimi ona doğru uzattım.
“Arda, o kalemi bir yerine sokmadan önce yerine dön.”
“Hocam!” diye seslendi Arda. “Defne beni tehdit ediyor!”
Karan başını kaldırdı.
“Defne, Arda'yı tehdit etmek yerine soruları çözmeye devam ederseniz ikiniz için de daha verimli bir ders olur.”
Sınıf kahkahaya boğuldu.
Ben dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Ben bir şey yapmadım hocam.”
Karan kaşını hafifçe kaldırdı.
“Tabii. Sen hiçbir zaman bir şey yapmazsın zaten.”
Sınıf bir kez daha güldü.
Ben de kendimi tutamadım. Gülümseyerek ona baktım. O da başını hafifçe iki yana sallayıp önündeki deftere döndü.
Allah'ım, şu adamın bir cümlesi bile neden günümü güzelleştiriyor?
Ece kulağıma eğildi.
“Sevdiceğin seni fena çözdü.”
“Bir sus, canım benim.”
“Canım benim mi? Bana mı dedin, ona mı?”
“Ece, bak gerçekten seni sınıfın ortasında rezil edeceğim.”
“Ben zaten senin aşk hayatının canlı yayınıyım, daha ne kadar rezil olabilirim?”
Tam cevap verecektim ki zil çaldı.
Herkes çantasını toplamaya başlarken Karan tahtadaki sorunun altına ödevleri yazdı.
“Arkadaşlar, yarın bu konudan birkaç soru çözeceğiz. Defterlerinizi getirmeyi unutmayın.”
Arda hemen itiraz etti.
“Hocam, yarın başka bir konuya geçsek olmaz mı?”
“Olmaz.”
“Peki, bir umut denedim.”
Karan gülümseyerek sınıftan çıktı. Ben ise arkasından bakarken Ece çantamı omzuma geçirdi.
“Haydi, yakışıklının arkasından bakmayı bırak.”
“Ben bakmıyorum.”
“Tabii, gözlerin de tesadüfen kapıya dönük.”
“Ece, seninle arkadaşlığımı sorguluyorum.”
“Ben de senin akıl sağlığını.”
Koridora çıktığımızda sınıf arkadaşlarımızdan Zeynep yanımıza geldi.
“Kızlar, mezuniyet için ne giyeceksiniz? Ben hâlâ karar veremedim.”
Ece hemen bana döndü.
“Defne'nin karar vermesine gerek yok. O, mezuniyette kiminle göz göze geleceğini planlıyor.”
Zeynep'in gözleri büyüdü.
“Kimle?”
“ECE!”
Ece kahkaha atarak birkaç adım uzaklaştı.
“Tamam, tamam! Söylemiyorum. Ama mezuniyete üç hafta kaldı, hanımefendi hâlâ matematik dersinde mutluluk arıyor.”
Üç hafta…
Bu kez gülümsemem biraz azaldı.
Üç hafta sonra okul bitecekti. Her gün aynı koridorlardan geçmeyecek, aynı sınıfta oturmayacak, Karan'ın ders anlatışını dinlemeyecektim.
Bunu düşünmek bile içimi tuhaf bir hisle doldurmuştu.
Ece yüzüme dikkatle baktı.
“Ne oldu?”
“Bir şey yok.”
“Defne, seni tanıyorum. Az önce şaka yapıyordun, şimdi suratın düştü.”
Omuz silktim.
“Okul bitecek ya… Garip geliyor.”
Ece'nin yüzündeki alaycı ifade biraz yumuşadı.
“Biliyorum. Ama mezun olunca her şey bitmeyecek ki.”
“Bazı şeyler bitecek.”
Bunu söylerken aklımdan kimin geçtiğini ikimiz de biliyorduk.
Ece koluma girdi.
“Bak, mezuniyete kadar üç hafta var. Önce şu sınavları atlatalım, sonra ne yapacağına düşünürsün. Hem belki hayat sana güzel bir sürpriz yapar.”
Ona yan gözle baktım.
“Sen ne biliyorsun?”
“Hiçbir şey. Ama senin yüzünü güldürmek için umut dağıtıyorum.”
“Allah seni bildiği gibi yapsın.”
“Âmin, yakışıklının hatırına!”
Gülmekten kendimi alamadım.
Tam merdivenlere yönelmiştik ki arkamızdan bir ses geldi.
“Defne, bir dakika bakabilir misin?”
Olduğum yerde durdum.
Karan öğretmen birkaç adım gerideydi. Elinde sınıfta unuttuğum defterim vardı.
Kalbim hızlandı.
Ay, canım benim, insan defteri de böyle mi uzatır?
Yanına gittim.
“Defterini sırada unutmuşsun,” dedi.
“Teşekkür ederim hocam. Bugün matematikteki başarımın ardından defterimi de okulda bırakıp yeni bir dönem başlatacaktım.”
Karan hafifçe güldü.
“Seninle ciddi bir konuşma yapmaya çalışırken bile bir şey söylemeden duramıyorsun, değil mi?”
“Bazen durabiliyorum hocam.”
“Ne zaman?”
“Uykum geldiğinde.”
Gülümsemesini saklamaya çalıştı.
“Peki. Yarın da bugünkü gibi derse katılmanı bekliyorum.”
“Emredersiniz hocam.”
“Emir değil, beklenti.”
“Daha kibar söylediniz, o yüzden kabul ediyorum.”
Karan başını hafifçe salladı.
“Haydi, arkadaşların seni bekliyor.”
“İyi günler hocam.”
“İyi günler, Defne.”
Yanından ayrıldım. Ece koridorun sonunda beni bekliyordu; yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.
Yanına ulaşır ulaşmaz koluma girdi.
“Ne konuştunuz?”
“Defterimi verdi.”
“Başka?”
“Yarın derse katılmamı bekliyormuş.”
Ece durdu, bana döndü.
“Defne, sen bu adamın bütün cümlelerini eve gidince bir deftere yazıyor musun?”
Bir an düşündüm.
“Yazsam mı acaba?”
“DELİSİN SEN!”
Kahkahalarımız koridorda yankılanırken defterimi göğsüme bastırdım.
Üç hafta sonra mezun olacaktım.
Şimdilik Karan benim öğretmenimdi, ben de onun laf yetiştirmekten vazgeçmeyen öğrencisiydim.
Ama içimde, adını koymaya cesaret edemediğim küçücük bir umut vardı.
Belki de bazı hikâyeler, bitmeye yaklaştığında asıl başını yazmaya başlardı.
Benimki de öyle olabilirdi.
Hem önümde daha üç hafta vardı.
Ve ben, Defne, üç hafta boyunca sessiz kalabilecek biri kesinlikle değildim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.