4. bölüm / 6
Deniz Kızı 🐚4. Yıldırım Aşkı! Ve Sırılsıklam Bir Başlangıç
Bölümler 6Şu an: 4. Yıldırım Aşkı! Ve Sırılsıklam Bir Başlangıç
"Seveceksen,
yalnız kaldığında aklına geleni değil,
hiç aklından çıkmayanı seveceksin."
🐚
Arabalar peş peşe bizim evin önünde durduğunda sokak her zamankinden daha sessiz, ama evimizin içi bir o kadar gergindi. İçeri girdiğimizde kimse üzerini değiştirmeye yeltenmedi bile.
Babam salonun ortasında ayakta durmuş, derin derin nefes alıyordu. Annem koltuğun kenarına çökmüş, gözleri dolu dolu bize bakıyordu.
Çok geçmeden kapı zili çaldı. Gelenler Metehan, annesi ve babasıydı. Mahallede çıkan o büyük gürültüden sonra iki aile de soluğu bizim evde almıştı. Salondaki herkes yerini aldığında, sessizliği ilk bozan babam oldu.
Babam, gözlerini doğrudan Metehan'a dikerek sordu. "Metehan, oğlum... Salonda söylediklerin neydi öyle? Biz yıllardır kapı komşusuyuz, sizi öz evladımızdan ayırmadık. Nedir bu işin aslı? Başak, sen bir şey söyle. Bizimle dalga mı geçiyorsunuz nedir bu?"
Ben tam dudaklarımı aralamıştım ki, Metehan bir adım öne çıktı. Sesinde ne bir tereddüt ne de bir korku vardı. Son derece kendinden emin bir şekilde babamın gözlerinin içine baktı.
"Hikmet amca," dedi Metehan, net bir sesle. "Salonda söylediğim her kelimenin arkasındayım. Ben hiçbir şeyi laf olsun diye ya da sadece Başak'ı korumak için söylemedim. Ben Başak'ı gerçekten seviyorum. Uzun zamandır da aramızda bir şeyler vardı ama durumların bu raddeye gelmesini, o şerefsizin bu kadar çirkinleşmesini beklemiyorduk. Size daha önce söylemediğimiz için özür dileriz."
Metehan'ın bu çıkışıyla salonda kısa bir sessizlik oldu. Metehan'ın annesi şaşkınlıkla elini ağzına götürürken, babam dönüp bana baktı. "Doğru mu Başak?" diye sordu, gözleriyle benden bir onay bekleyerek.
Metehan'a baktım. Gözlerindeki o sarsılmaz güveni gördüğümde, arkamızda bıraktığımız o çirkin iftiraların ailemi daha fazla yıpratmasını istemediğimi anladım. Derin bir nefes alıp başımı salladım. "Doğru baba," dedim. "Evet, biz birlikteyiz."
Bu itirafla birlikte iki aile de derin bir nefes aldı. Mahallelinin dedikodusuna karşı ellerinde çok güçlü bir kale vardı artık.
Anneler hemen konuyu toparlamaya, "E madem öyle, hayırlı bir iş bu" diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştılar.
Metehan'ın babası Ali amca araya girdi. "Neden bunu bize daha önce söylemediniz? Bu anı beklemek zorunda mıydınız?"
"Baba, biz size söyleyecektik, ama Gül'ün okulu, benim işler, şu adamın düğünü, Başak'ın tedirgin olması ve bizim hazır olamamamız falan derken zaman geçti. Özür dileriz."
Herkes ona inanırken sakinleştiler. Herkes oturup sakince konuşmaya devam ettiler. Ali amca babama takılıp güldü. "Aman Hikmet, olan oldu. Biz de sevinelim işte. Gençler birbirleri ile anlaştılar. Ne yalan söyleyeyim, Başak kızımı gelinim olarak oğluma almayı çok istiyordum. Değil mi Nuray?" Diyerek eşine döndü.
Nuray teyze de yüzünde gülücükler saçarak eşini onayladı. "Valla öyle Hikmet bey. Daha geçen gün, Başak'ı bizim oğlana gelin alsak ne güzel olurdu diye düşündük. Kader işte ne zaman ne olacağı belli olmuyor değil mi canım."
Bu sefer de anneme döndüler. Annem yüzümüze bakıp iç geçirdi. "Elbet öyle, Metehan oğlumu da mahalleye ilk geldiğinizden beridir çok severim. Çocukları da pek yakıştırırım. Hayırlı olsun o zaman."
Babam başını sallayıp güldü. "En kısa zamanda kızımı gel iste oğlum. Malum biz Muğla'ya gitmeden şu işin adını koyalım da mahalleli daha fazla konuşmasın."
Ali amca keyifle oğluna baktı. "Hikmet doğru söylüyor. Bir an önce sizi sözleyelim de ben de mahalleliye Başak bizim gelinimiz diyebileyim."
Ağzım bir karış açık Metehan'a bakıyordum. Metehan bile ailelerin bu kadar çabuk onaylamalarına şaşırmıştı. Başını salladı, "Tabi, tabi Hikmet amca. Biz yarın geliriz. Çiçek, çikolata falan..." Yüzündeki şaşkınlıkla ne diyeceğini bile bilmiyordu, aşırı heyecanlıydı. Yerinde duramıyordu, sanki bıraksalar halay çekecek! "Sizinle Muğlaya bile gelirim, yarın isteyelim, hatta Hikmet amca müsaden olursa dini nikahı da kıyak."
Ay Allah'ım yer yarılsa da içine girsem. Koltukta oturuyorken yanımda duran abime 'Ne saçmalıyor bu?' dercesine baktım. Abim bile şaşkınca gülüyordu. "Vay zibidi," diye fısıldadı. Ama ben duymuştum.
Gözlerimi Metehan'a diktim. Utana sıkıla bana bakıp gözlerini yumdu. Neyin içine düştük biz der gibiydi.
Herkes kahkahalarla gülmeye başladı. Sadece biz dut yemiş bülbül gibi ağzımız açık onlara bakıyorduk.
Metehan gergince bana baktı ve sonra ağlamaklı bir şekilde çaktırmadan onlara uyarak güldü.
Babam bize bakıp konuştu. "Olur oğlum, sözden sonra imam nikahı da kıyın. Ama tabi ben kızı vermeye razı gelirsem."
Kızı vermeyecen de ne edecen baba! Vermeyecen de ne edecen! Dünden razılar, hiç istemem yan cebime koy falan yapmasınlar.
Metehan süt dökmüş kedi gibi başını usulca salladı. O kadar utanıyorduk ki ikimizde, halının desenleri bize bi hoş gelmeye başladı. Yan gözle birbirimize baktığımızda ikimiz de gariban çocuklara benziyorduk buna eminim.
Annem iç çekip Nuray abla ile konuşuyordu. "Başak'dan önce Yargı'nın başını bağlayaydık iyiydi be komşum."
Ben kurnazca abime baktığımda abim gözlerini devirmek ile meşguldü. Keyifle gülüp ortaya bir fikir attım. "Abime de Nergis'i mi alsak ne?"
Abim anında kırmızı görmüş boğalar gibi bana baktı. "Ne diyorsun Başak?" Sesi baya tehtid içeriyordu. Herkes gidince seninle görüşürüz Başak der gibi bakıyordu.
Annem bulduğum bu fikre oldukça ısınmıştı. "Doğru diyon kız! Çok da yakışırlar valla."
Nuray abla da başını salladı. "Nergis kızımızdan daha iyisi de yok yani Yargı oğlum için."
Abim yedi cihana sığamıyordu resmen. Yaa yarım saattir benimle dalga geçer gibi gülersen böyle olur abim benim. Hadi hayırlı olsun bakalım.
Gece yarısına doğru, ortalık sakinleşip herkes yavaş yavaş kalkmaya başladığında, Metehan gitmeden önce beni mutfağa çağırdı.
Mutfak tezgahına yaslanmış, elindeki su bardağıyla oynuyordu. Yanına gittiğimde yüzündeki o ciddi ifadeyi bozmadan bana döndü.
"Çok üstüne geldiler, farkındayım," dedi sesini alçaltarak. "Ama o salondan başka türlü çıkamazdık. Mahallenin diline düşmene, o eziğin seni suçlu göstermesine izin veremezdim."
"Biliyorum," dedim halsizce. "Teşekkür ederim ama şimdi ne yapacağız? Herkes evlenmemizi bekliyor."
Metehan bardağı kenara bırakıp bana doğru bir adım yaklaştı. Gözlerinde son derece mantıklı ve planlı bir ifade vardı. "Ben de tam bunu konuşmak istiyordum," dedi. "Bak, bu durumdan tamamen sıyrılmanın tek bir yolu var. Evleneceğiz."
Şokla yüzüne baktım. "Ne? Saçmalama Metehan! Zaten içeride bir ton şey oldu. İmam nikahı dedin Metehan! İmam nikahı ya!"
"Dinle bir," diyerek beni sakinleştirdi. "Gerçek bir evlilikten bahsetmiyorum. Formalite gibi düşün. Evleniriz, hem ailelerin içi rahat eder hem de mahalledeki o dedikoducu çeneler tamamen kapanır. Bir yıl falan evli kalırız, o sırada herkes bu olayları unutur. Sonra da 'anlaşamadık' der, sessiz sedasız ayrılırız. Bir yıl dişini sıkarsan, hayatının geri kalanını tamamen temiz bir sayfayla yaşarsın. Ne diyorsun?"
Söyledikleri ilk başta çılgınca gelse de, şu an içinde bulunduğumuz çıkmazdan kurtulmanın en kesin yolu buydu. Hem Şeref ve Ayşe'ye karşı en büyük galibiyetimizi ilan etmiş olacaktık hem de ailemin başı dik kalacaktı.
Metehan'ın gözlerinin içine baktım. "Bir yıl?" diye sordum emin olmak için.
"Bir yıl," dedi güven veren bir tebessümle. "Söz veriyorum, her şey senin istediğin gibi olacak."
Derin bir nefes alıp elimi ona uzattım. "Tamam," dedim. "Kabul ediyorum. Başak seçenek yok zaten naneyi yedik. Çiçeğini, en önemlisi de çikolatanı almayı unutma yarın. Valizini de hazır et."
Kaşlarını çattı. "Valiz ne diye?"
"Sizinle Muğla'ya bile gelirim dedin ya içeride. Babam seni Muğla'ya götürmeden içi rahat etmez. Dayımgillerle tanışmanı isterler özelikle de annem."
"Valla mı kız? Ne işim olur benim Muğla'da?" Beti benzi atmıştı resmen.
Kafamı salladım. "Yaa Metehan bey, içeride bunları demeden önce düşünecektin!"
"Üf, tamam kızım ne var yani Muğla'ya da geliriz ne olacak sanki?"
Ona gerçekleri anlatmadan onayladım. "Tabi en fazla ne olacak Metehan."
Önden mutfaktan çıkarken anne ve babası ayakkabılarını giyiyorlardı. Herkesle vedalaştıktan sonra annem ve babam kendi odalarına ayrıldılar. Ben de odama gidiyordum ki abim durdurdu. Ahaa! Şimdi başlasın şenlik.
"Sen hayırdır kızım?" Diyerek omzumdan tuttu.
Kaşlarımı çatarak gözlerimi kırpıştırdım. "Ne hayırdır abi? Ne oldu?" Diyerek salağa yattım.
"Nergis'i abime alak falan ne istiyon sen?"
Omuz silktim. "Bir şey istediğim yok be. Fikir sundum sadece."
"Hay ben senin fikrini, Başak!" Hem utanıyor hem de sinirleniyordu. Yok anam yok, bu işte bir iş var.
Alayla güldüm, "Ben sadece şaka yaptım. Sen Metehan ile bana gülerken iyiydi ama dimi?" Kısa bir an durdum ve devam ettim. "Hem sen buna niye bu kadar takıldın? Ne var yani alt tarafı seni Nergis ile yakıştırdık. Yoksa..."
Abim hemen araya girdi. "Yoksa ne Başak? Yoksa ne? Saçma sapan konuşma sinirlendirme beni. Bugün olanları da unutmadım. Metehan ile evleniyorsunuz. Sonra ne olacak düşündünüz mü?"
Konuyu nasıl da değiştiriyor ama benim adım da Başak'sa bu işin aslını öğreneceğim.
"Bir yıl formaliteden evli kalacağız sonra o sağa ben selamet. Okey?" Sesimi olabildiğince sessiz tutarak konuştum.
Abim de taklidimi yaparak başını salladı. "Okey canım!" Sonra ciddiyetle devam etti. "Neyse, madem bir işe bulaştık hakkıyla bitirelim. Size kolay gele çünkü beni pek de ırgalamaz."
Gözlerimi devirerek yüzümü buruşturdum. "Üf abi! Hadi git uyu beynim ütülendi bugün!"
"Tamam, hadi iyi geceler." Diyerek saçlarımı öpüp odasına girip kapısını kapattı.
Biz böyleydik işte kedi köpek gibi tartışır iki dakika sonra barışırdık. Ben de odama gidip yatağıma oturdum.
Bugün olanlar şaka gibi, inanılmaz. Ben çocukluk arkadaşım ile evleneceğim.
***
Ertesi gün evde yine ve yeniden bir koşuşturma vardı. Annem heyecanlı ve bir o kadar da heyecanını göstermesini engelleyen siniri şuan temizlik yapıyordu.
O mutfağı temizlerken bir yandan da söyleniyordu. "Pat diye düğünde söyleyiverdiler. Ne bir hazırlık ettik! Ne de ev temiz! Akşama gelecek insanlar, saat öğleni geçiyor! Aşkınız depreşti herhal!" Elindeki temizlik bezini mutfak tezgahına bırakıp elini beline koydu ve o muhteşem bakışlarını bana dikti. Ben de kapının yanında onu izliyordum. "Kızım, insan bir çıtlatır, 'Anne biz Metehan'la böyle böyleyiz' der! On iki yıldır yanımızda yöremizde çocuk, bir gün de dönüp bakmadın adama, şimdi ne ara yetiştirdiniz bu aşkı?"
Ahaa! Biliyordum bu sorunun bir gün geleceğini ama erken geldi. İşte annemin farkı. Elime temizlik bezlerinden birini hemen alıp arkama bile bakmadan mutfaktan ayrıldım. "Aşk işte anne kime aşık olacağını bilemiyor insan."
Annem gür bir kahkaha attı. "Öyle mi benim güzel kızım? Peki bu aşkını ne zaman annene de söylemeyi planlıyordun?"
Bundan bir kaçış yok muydu ya? "Ya anne illa ki söyleyecektim. Ben de böyle bir anda söylemeyi ister miydim ki? Hep o Şeref'in suçu, adam bana iftira attı. Metehan ile onunla uğraşıyorduk."
"Boyu devrilecise, hiç beklemezdim ondan. Mahallemizden bildik, her sıkıntılarında yardımcı olduk. Bunu mu reva gördüler yani bize. Yazıklar olsun."
Salonda keyifle güldüm. Odak dağıldı, şimdi de biraz Şeref'e sövecekti.
Ben de zaman kaybetmeden salonun penceresine çıkıp bir güzel köpüklü suyla yıkadım. O kadar işime dalmıştım ki pencerenin altında bana fısıldayan Metehan'ı fark etmemiştim.
"Başak! Kız bana bak!"
Kaşlarımı çatarak aşağıya baktım. "Ne işin var burada? Niye geldin?"
"İnsan müstakbel nişanlısına böyle laflar eder mi? Gücendim bak."
Gözlerimi kısarak ona baktım, "Ah Metehan be! Bu sözleri de mi duyacaktım senden." Sesimi iyice alçaltarak eğildim. "Kırk yıl düşünsem seninle evleneceğim aklımın ucundan bile geçmezdi."
Bu sözümden sonra Metehan'ın yüzündeki gülümseme anında silindi. Onu tanımasam bu dediğime üzüldü sanardım. Aman saçmalama Başak. Niye üzülsün, dediğim gayet de normal bence. O benim arkadaşım, aşk bizim için çok uzak bir kavram.
Kendisini toparlayıp dediğimi es geçerek başka bir şey söyledi. "Başak, hani biz Muğla'ya gideceğiz ya, ne zaman gideceğiz?"
"Bu gece." Cevabı pat diye söyledim.
Metehan'ın yüreğine inerken ben gayet normal bir cevap verdiğimi düşünüyordum.
Metehan dehşete düşmüş surat ifadesi ile bana bakmaya devam ediyordu. "Gece mi? Başak delirdiniz mi kızım? Biz ne ara uyuyacağız, ne ara valizimizi hazırlayacağız? Gece gitmemiz şart mı? Yarın sabah gitsek ya?"
Başımı olumsuzca iki yana salladım. "Cık, gece gitmemiz şart. Babamlara göre gündüzün sıcağından ve trafikten korunmanın en iyi yolu gece yola çıkmaktır. Biz her zaman böyle yaparız. Sen de artık bizim evin bir bireyi olacağına göre fazla da şaşırma babamın yanında. He de geç Metehan."
Metehan gömleğinin yakasından tutarak serinlemeye çalıştı. Başına güneş geçti herhalde. "Biz nelere kalkıştık böyle Başak?"
"Sessiz ol, annem mutfakta."
Anında susup başını salladı. "Tamam ben gidiyorum o halde daha çiçek çikolata alacağım. İmamın yanına da gideyim."
Alayla güldüm. "Oh, git tabi canım. İmamla falan konuş. Sanki yangından mal kaçırıyoruz. Nişanda imam nikahını da kıyan ilk biziz herhalde."
Metehan umursamazca başını eğdi. "Yoo, nişanda da imam nikahı kıyılır ki."
Tam cevap veriyordum ki annem salona girdi. Korkuyla irkildim. Elimdeki su kovası aniden aşağı düştü. Bilin bakalım ne oldu? Evet, Metehan'ın üzerine döküldü su. Metehan ıslak saçlarını geriye iterken ateş saçan gözlerini bana dikti.
Bense masumca gözlerimi belerttim. "Özür dilerim." Dedim.
Annem hızlıca gelip Metehan'a baktı. "Aboo kız siz bir de pencere önlerinde mi konuşuyorsunuz?" Metehan'ın yüz ifadesine ve ıslak saçlarına bakınca sinirle bir bana bir de ona baktı. "Bari çocuğu ıslatmayaydın. Eve gel Metehan böyle gitme oğlum."
Metehan olur diyerek apartmana girdi. Annem içeri geçerken, "Seninle sonra görüşeceğiz Başak hanım!" Diyerek homurdandı.
Ben hızlıca peşine takıldım, kapının önünde masumca duran Metehan ile kıkırdadım.
"İçeri geç oğlum. Ben sana Yargı'nın gömeklerinden birini getireyim." Annem abimin odasına giderken Metehan içeri girip kapıyı kapattı.
Saçı ıslanmış, gömleği sırılsıklam olmuştu. Gülmeden edemedim. Bana yan bir bakış atıp gözlerini devirdi. "Niye gülüyorsun sen? Bak bunun sebebi sensin. Annen ikimize de kızacak."
Omuz silktim, "Aman sanki ilk defa annemden azar işiteceksin. Ben de senin annenden az azar işitmedim yani Metehan. Rahat ol be. Sırılsıklam bir başlangıç yaptık, Metehan."
Metehan bana öyle mi olmuş der gibi baktı. "Buradaki sırılsıklam olan kişi benim ama."
Annem odadan elinde abimin gömleği ile geri döndü. Metehan gömleği alıp abimin odasına geçti.
Annem sen iflah olmazsın bakışlarını atarken ben salondaki işime geri döndüm.
🐚
4. Bölümün sonu!
Yorum yapmayı unutmayın lütfen.
Bir dahaki bölüme dek hoşçakalın.
Baaaay!
Bölüm etkileşimi
