11. bölüm / 12
Dava DosyasıAŞK
Bölümler 12Şu an: AŞK
- 1 Yanlış Dosya296 kelime
- 2 Misafir635 kelime
- 3 Misafir'in Anlatımı1.026 kelime
- 4 400 km/s Hızla1.094 kelime
- 5 Hayata Bağlanma Nedenim1.040 kelime
- 6 Depo943 kelime
- 7 Siyah'ın Turuncusu1.098 kelime
- 8 Ağız Alışkanlığı1.610 kelime
- 9 Güven950 kelime
- 10 Bariyer930 kelime
- 11 AŞK1.047 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Açık Kartlar1.047 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
10. BÖLÜM
"Seni her şeye rağmen çok seviyorum Besre, seni sen olduğun için seviyorum. Sen benim karanlığımın tek aydınlık yanısın, benim için çok özelsin, seni ömrümün sonuna kadar seveceğim ama bir engelimiz var Besrem," dedi. Cümlesinin sonuna doğru yüzü düşmeye başlamıştı.
"Ne gibi? Ben bütün engelleri karşıma almaya hazırım," dedim kararlı bir ses tonunda.
"Sonra anlatacağım. O zaman geldiğinde ya beni seveceksin ya da beni terk edip gideceksin," dedi. Çok kararlıydı.
"Seni neden terk edeyim?" dedim kaşlarımı çatarken.
"Besre, bu anın tadını çıkar. Sonra bugünleri çok arayacağıma eminim."
Kalp atışlarım hızlandı. Bu adam benden ne saklıyordu? Onu terk edeceğime bu kadar emin olabilmesini bilmiyordum ama ben bu adamı seviyordum ve birbirimizi yeni bulmuşken bırakmaya niyetim yoktu.
"Baran, ben anlamıyorum gerçekten, ne oluyor?" dedim sorgularcasına.
"Anlatacağım Besre, anlatacağım. Önce evine gidelim ama, olur mu?" dedi.
"Tamam," dedim.
20 dakika içinde evin önündeydik, saat sabah 6 olmuştu. Anahtarı çevirdim ve evin içine girdik.
Cımbız kendi halinde etrafta dolaşıyor, yemek arıyordu.
Geldiğim gibi onu kucağıma aldım, ona yemek verdim.
O yerken Baran'a koltuğu işaret ettim.
"Gelsene, kapıda kaldın," dedim.
Baran az önce aşkını itiraf etmemiş, psikolojik rahatsızlığımızı anlatmamışız gibi bana bakıp sırıtıyordu.
Kapıyı kapattı, koridordan yürüdü ve pembe koltuğuma oturdu.
"Baran, biz ne yaşadık? Beni neden durdurdun? Be-" Sözümü kesti.
"Kendini oradan atmayı neden çok istiyormuş gibi davranıyorsun? Sen iyi birisin," dedi sakin kalmaya çalışarak.
"Ben mi iyi biriyim?" dedim mutfak tezgahından ona bakarken.
"Ben adam bıçaklamaya çalışmış, adam yaralamış, kendini kontrol edemeyen bir aptalın tekiyim," dedim.
"Ve bakmadığım bir dosyayı almış biriyim," dedim.
"Bakmadığın dosyayı mı almış?" dedi. Kaşlarını hafif çatmıştı.
Odamdan, turuncu çantanın içindeki dosyayı alıp Baran'ın önündeki masaya attım.
"Al bak, ne kadar iyi biriyim değil mi?
Bakmadığım dosyanın bana geldiğini bildirmedim, bunun peşine düştüm.
Yakında polisler gelip beni sorguya alacaktı zaten. Bıçaklamadan önce bunu söylerim, olayın tuzu biberi olur," dedim gözlerimden yaşlar akarken ama bir o kadar da alaycıydı sesim.
(Kapı çalar)
"Aa bak, beni almaya gelmişler. Dur, onları selamlayayım," dedim buruk bir gülümsemeyle.
"Besre dur!" dedi aniden. Baran yerinden kalkmıştı. "Bu dosyanın sana gelmesi hata, senin suçun değil," dedi ve yanıma geldi.
"Bu hatayı bildirmemek benim suçum ama Baran, buna ne kılıf uyduracaksın?" dedim ona sinirle.
"Besre bak, gerçekten iyi değilsin. Bu dosya işini de bildiririz, kurtulursun. Depo olayını da bir bir anlat, sen haklı çıkmalısın. Eğer haklı çıkmazsan hapse girersin, lütfen kendine gel artık," dedi. Gözleri acıyla bakıyordu bana.
"İyi olmadığımı inkar eden yok, anla artık!" diye bağırdım ve devam ettim: "Ben yalancı avukat olamam. Yaptım bir hata, o dosyadaki kişi umurumda bile değil artık," dedim.
"O dosyadaki kişi b-benim. O kaçakçı da benim. Benden uzaklaşacağını düşündüren nedenim buydu. Beni kötü biri zannediyorsun, değil mi?"
"Sen... Sen suçlusun, gerçek bir suçlusun," dedim korkuyla ve bir adım geri çekildim.
"Telefonun nerede?"
Masadaki telefonuma gözüm kaydı ve Baran telefonuma doğru yürüdü.
"Ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun?" diye haykırdım ona.
Baran telefonu tek hamlede ortadan ikiye kırdı, kendi telefonuna da aynı şeyi yaptı.
"Artık bizi dinleyemez," dedi bana bakarak.
"Kim bizi dinleyemez? Sen kötü birisin, sana asla güvenmemeliydim," dedim hayal kırıklığı içinde.
"Amcan Besre! Polisler kapıda ama sana bir şey anlatmam gerek. Evet beni kötü biri sanıyorsun ama sen de iyi biri sayılmazsın. Şu anlık seni bu durumdan aklamamız gerek, beni anlıyor musun?" dedi sakin kalmaya çalışarak, bana doğru bir adım attı.
"Baran artık seni dinlemek istemiyorum, kafa karışıklığından başka bir şey değilsin!" diye sesimi yükselttim geri adım atarken.
Baran bana bir adım daha attı ve elimden tutup yatak odama götürdü. Yüzünde hiçbir ifade kırıntısı dahi yoktu.
"Baran!" diye ciyakladım.
"Bırak beni!" diye çırpınıyordum.
Baran beni odaya soktu ve kapıyı sertçe kapattı.
"Besre, beni anlamıyorsun, empati yapmıyorsun! Beni dinle diyorum, anla artık!" diye bağırdı bana. İçimde bir şeyler tam ortadan kırıldı. O haklı olabilir miydi?
Kapı sertçe yumruklandı. Anladım ki artık hiçbir kimse beni bu durumdan kurtaramazdı.
Belki de bu kadar inatçı ve güçlü olmak her şeyi daha da kötü yapmıştı. Ellerimi kafama koydum ve olduğum yerde bir ileri bir geri yürümeye başladım.
"Besre dur artık!" diye haykırdı Baran ve ben kendi gerçekliğimden çıktım, Baran'a korkuyla baktım.
"Ne yapacağız Baran? Ben sana güvenmiyorken, sen bana bağırırken ne yapacağız?" dedim. Sesim istemsizce yükseldi.
"Besre, adamların kapıyı kırmasına son bir dakika var ve beni dinle! Ben seni bu durumdan kurtaracağım, her zaman yaptığım gibi. Seni bu salak hatanın içinde bırakmayacağım."
"Dinliyorum Baran, ne olur daha başlamadan biten bir hikayenin kötü karakteri olma," dedim gözlerimiz birbirini bulurken.
"Kötü kişi ben değilim, sana sadece şunu diyeceğim: Amcan bize pusu kurmaya çalıştı ve ben de kötü karakter rolü yapmak zorunda kaldım. O dosyada kötü görünüyorum evet ama her şey oyunun bir parçası, bana güven," dedi.
Sesi net ve kararlıydı, bir o kadar da beni inandırmak istiyordu.
"Şu an hiçbir şeye güvenmiyorum ama sana güvenebilir miyim?" dedim gözyaşları içinde ona sarılırken. Ben onu kollarımın arasına almış ağlarken o, şaşkınlıktan elleri havada kalmıştı ama beni öyle sıkıca sardı.
"Besre o kaçırmada ne olduysa anlat, dosya olayını ben anlatacağım ve seni bu durumdan ben çıkaracağım, ben soktuğum gibi," dedi. Sesinde garip bir hüzün vardı.
"Bu işe sen sokmadın beni Baran, kendine haksızlık ediyorsun," dedim onun göğsüne kafamı koyup sarılmaya devam ederken.
Kapı tekrar sertçe çaldı ve Baran ağzını açacakken ağzını geri kapatmak zorunda kaldı.
"Hadi küçük Hanım, sorguya!" dedi alayla, sanki az önce yaşananları umursamadan, az önce bana bağıran o değilmiş gibi.
Kapıyı açtı ve eliyle koridoru gösterdi.
"Baran, bir şey diyeceğim," dedim kendimin de anlamadığım bir duygu tonuyla.
"Söyle bakalım," dedi alaycı bir şekilde. Bu adam... Nasıl bu kadar alaycıydı bu ciddi olayların içinde?
"Sen ilk günkü gibi alaycı, bana lakaplar takan adam mısın yoksa beni korumak için her şeyi yapan ve bana en değerlisi gibi sarılan adam mısın? Anlayamıyorum," dedim yüzümdeki tebessümü saklayamayarak.
"Bazen ben de anlayamıyorum kendimi, seninle olunca içimde bir duygu oluşuyor. Bunu sana söylemek için uygun bir zaman değil ama bu duygu ikimizde de var, ben inanıyorum; bu duygu AŞK Besre," dedi ve bana baktığı an gözlerimiz birbirini buldu.
"Ben de seninle konuşurken içimde değişik bir duygu oluyor, sanırım bu AŞK Baran," dedim ve ona tekrar sarıldım. Baran benim boyuma geldi ve dudağıma bir buse kondurdu.
"Bazen ben de anlayamıyorum biliyor musun? İlk tanıştığımızda beni evine almaya korkan sen mi, yoksa herkese karşı olduğun nazik kalbimin anahtarını kendiyle mühürlemiş sen mi? Ben de bilemiyorum," dedi ve tebessüm etti.
Bu sefer ayak ucuma çıkıp dudağına bir buse konduran bendim.
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
