Dava Dosyası kitap kapağı

8. bölüm / 12

Dava Dosyası

Ağız Alışkanlığı

Vaveyla Yazarı: Besremm .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: Ağız Alışkanlığı

7. Bölüm

"Baran! Baran beni bırakma, beni kurtar ne olur Baran!" diye bağırarak uyandığımda terler içinde kalmıştım.

"Ne oldu Besre'm, ne oldu? Kabus mu gördün, iyi misin? Bak buradasın, birlikteyiz, güvendesin."

"Evet Baran, kaçırılıyordum bir kez daha ama bu sefer gözlerimin içine bakarak gidiyordun. Sana çok yalvarıyordum ama beni bıraktın," dedim ve gerçek ile kabusu anlayamıyordum.

"Buradasın, birlikteyiz, güvendesin. Kabusundaki Baran işine baksın," dedi. Başımı omzuna koydu ve kafamı okşadı.

"İyi misin şu an?"

"Galiba biraz daha iyiyim de... Nereye gidiyoruz ve ne zamandır yoldayız?" diye sordum kafamı ona çevirmişken.

"Yemek yemeye gidiyoruz, 1 saattir yoldayız."

"Neden bu kadar uzun sürdü bu yolculuk?"

"Seni ıssız bir depoya götürdükleri için Besre, kaçarken etrafına bakmadın mı?" dedi sorgularca.

"Yani kaçarken manzaraya bakma fırsatı bulamadım, can sağlığım için koşuyordum da... Artık bu konuyu konuşmasak? Şu anlık kötü oluyorum."

"Tamam, sen iste yeter, konuşmayız.
Eve geçince konuşuruz o zaman."
"İyi, peki," dedim.

"Geldik abi."

"Arslan... Gidelim mi Besre?"

"Ama onlar gelmiyor mu?" dedim üzüntüyle.

"Gelsinler mi? Ben rahatsız olursun belki diye... Tanımıyorsun ya."
"Tanışırız, hem sen de beni tanımıyorsun, rahatsız oluyor musun?"

"İyi madem, gelsinler. 'Bir gün ben de sizi tanımak isterim Besre Hanım,'" dedi ve kapıyı açtı, elini uzattı.
Ben anlamazca eline baktım.

"Besre, gel," diye.

"Anladım, tamam," dedim ve elini tutup yavaşça arabadan indim. Baran kapıyı kapattı. Biz önden, Göktuğ ve Arslan arkamızdan fısır fısır konuşarak geliyordu.

"Baran, benim elimi tutmana gerek olduğunu düşünmüyorum."

"Daha yemek yemedin, düşebilirsin. Hâlâ bedenin kendine gelemedi. Bana belli etmiyorsun ama ben anlarım."

"40 yıllık doktor musun, anlamazsın sen!"

"Anlarım ben Besre."

"Polis değil misin? Doktorluk ile alakanız, Baran Bey... Ben bir bağlantı göremiyorum," dedim ona alaycı bir sesle.

"3 yaşımdan 4 yaşıma kadar doktorluğa ilgim vardı çünkü annem doktordu. Ona çok özenirdim, bana her gün bir şeyler anlatması için yalvarırdım. O da az ama öz bilgiler verir, beni geçiştirirdi. Hep de yorgunlukla alakalı bilgilerdi. Sonra...
Neyse, boş ver."

"Sonra ne oldu?" dedim. Yüzü düşmüştü.

"Amcan ailemden bir kişi kalmayacak şekilde hepsini öldürdü."

"Ben... Ben özür dilerim Baran, keşke sormasaydım ya, of."

"Ödeştik say, ben de sana ismini neden koyduklarını sormuştum, öyle düşün."

"Ama Baran, aynı şey değil ki!"

"Aynı şey gibi düşün sen. Gel, girelim."
Burası bayağı lüks bir restorandı.

Baran arkasına dönüp Arslan ve Göktuğ'ya "Gel" işareti yaptı.

(Göktuğ ve Arslan'ın konuşmaları)

"Bu adamı hiç bu halde göreceğim aklıma gelmezdi."

"Ne halde?" dedi Göktuğ.

"Kucağında taşırken, belinden kavrarken, 'Güzelim' gibi kelimeler kullanırken..."

"Sana da mı yapsın adam, ne bekliyorsun?" dedi gülerek Göktuğ.

"Çok meraklıydım zaten ya Göktuğ!"
"Bence bunlar sevgili olur, hatta evlilik görüyorum hocam."

"Olur da şimdi gitmezsek bizim de sonumuz olur, yürü," dedi Arslan.

"Geldik abi."

"Şükür Göktuğ," dedi ve Baran adamlara "Ben size sonra göstereceğim" gibi bir göz işareti yaptı.

Mekana girdik ve bir masaya yönlendirildik.

"Buyurun Baran Bey, şöyle geçin."
Baran sandalyeyi benim için çekti ve hemen karşıma oturdu. Yanıma Göktuğ, diğer karşısına da Arslan.

"Ne yemek istersin Besre?"

"Bilemiyorum, aslında burada ne yenir? Her yer çok şık duruyor, hiç böyle bir yere gelmedim aslında. Ne yiyeceğimi de bilmiyorum," dedim.

"Yani burası şık olabilir ama her yemek var, yani bu şıklığa uymak zorunda değilsin," dedi Baran.
"Yani öyle diyorsan... İskender var mıdır?"

"İskender?" dedi Baran sorgularca.

"Severim, yani yok mudur ki?"

"İskender isteyeceğini düşünmemiştim ama büyük ihtimalle yoktur."

"Başka bir şey alayım o zaman, ne yapalım..." Yüzüm birazcık düşmüştü, Baran bunu fark etmiş olacak ki:
"Arslan, kalkın gidiyoruz."

"Abi nereye?"

"Baran neden gidiyoruz, yemek yiyecektik hani?"

"Bir Küçük Hanımın isteğini yerine getirmeye."

"Teşekkür ederim," dedim utanmışçasına.

Göktuğ, Arslan'a laf yetiştirirken yüksek sesle konuştuğu için konuşmaları biz de duymuştuk.
"Yenge için mekan değiştiriyoruz, bu ileride neler olmaz Arslan!"

Baran ve ben aynı anda onlara bakarak:

"Yenge mi?"

"Eee, şey... Kuş mu geçti?" dedi ve Göktuğ hızlı adımlarla koşup mekandan çıktı.

Baran ve ben bu duruma kahkahalarla gülerken Baran ciddileşti: "Arkadaşına bakmaya git sen Arslan."

"Tamam abi," dedi ve hızlı adımlarla o da çıktı.

Garsonlar: "Baran Bey, gidiyor musunuz?"

"Evet," dedi ve arkasına bakmadan elimden tutup çıktık.

"Baran, onlar seni nereden tanıyor ve adama biraz kaba davrandın," dedim.

"Ha, şeyden... Şeyden işte, ben buraya hep geliyorum ondan. Bence kaba değildim."

"Emin misin? Sen neden herkese soğuk ve emirli konuşuyorsun da bana gelince nazik, kibar ve sıcak davranıyorsun ki?"

"Öyle mi olmuş? Farkında değildim Besre desem yalan olur aslında.

Çünkü sanki benim için özelsin, seni kıramam, kötü davranamam. Sen de bana karşı naziksin aslında ama herkese böyle misin bilmiyorum."

"Tamam Baran, şu an bunları konuşmasak? Ben çok yoruldum, bir yerde oturalım, yemek yiyelim. Bir de sen ben baygınken 'Güzelim' mi dedin?"

"Eee, biz yemek yemeye gidelim, hadi.

Yorgun musun?"

"Yani biraz da... Neden sordun?"
dediğim sırada Baran beni kucağına aldı.

"İşte bu yüzden," dedi.

"Baran yürüdük, araba şurası zaten!"

"Böyle gideriz, araba şurası zaten."

"Baran, insanlar bize bakıyor."

"Baksınlar gü- Besre, geldik zaten. Arslan, sırıtmayı bırak da kapıyı aç bize ve arabaya bin."

"Tamam abi, kızma."

"Hadi ya, sen bize bak pis pis gül, sonra 'Abi kızma'. Abin seni ayağının alt- Neyse."

Baran'la yan yana oturduk. Ortaya oturmaktan bıktığım için cam kenarına kaydım, Baran da diğer cam kenarındaydı.

"Oturuyorduk, ne oldu?"

"Dışarıyı izlemek istiyorum. Bir de kafam dolu biraz, bir şeyler düşüneceğim."

"Anladım, yarım saate varırız."

"Tamam."

Ben dışarıyı izlerken gözlerim kapanmaya başladı. Elimle kafama destek yaptım ve gözlerimi kapattım.
Uyandığımda Baran'ın dizinde uyuyordum. Hiç rahatsız gibi değildi; o da, ben de... Bana doğru baktı.

Gözlerimi yumdum ve uykuya daldım. Baran turuncu, dalgalı saçlarımı okşuyordu.

"Abi inmeyecek miyiz?"

"Arslan, ne yapmamı bekliyorsun? Kızı kucağıma alıp İskenderciye de öyle mi gideyim? Zaten yaptığım en küçük ilgide utanıyor."

"Abi yapmadığın şey değil yani. Hem bence sen bu kızı seviyorsun da..."

"Arslan, sen bu meselelerimize çok karışmaya başladın, sus bence."

Konuştuklarını duyabiliyordum. "Ne meselesiymiş o?" diye sordum.

"Hiç, yok bir şey," dedi Baran.

"Ne zamandır buradayız?"

"Yarım saat oluyor, çok yorgun gözüküyordun."

"Peki neden dizinde yatıyordum?"
"Kafanı cama vurma diye yapmıştım aslında," dedi utangaçça Baran.

Arslan ve Göktuğ gülmemek için zor duruyorlardı.

"Siz neye gülüyorsunuz, söyleyin de biz de gülelim," dedi onlara.

"Abi çok komik atışıyorsunuz da..."
Baran tam bir şey diyecekken lafa atladım:

"Selam, ben Besre," elimi uzattım.

"Ben de Arslan." Koyu kumral, kıvırcık saçlı, benden uzun bir çocuktu.

"Tanıştığıma memnun oldum," dedim.
"Ben de."

"Ben de Göktuğ," dedi.

Göktuğ da kumral, düz saçlı, o da benden uzun bir çocuktu.

"Memnun oldum."

"Ben de."

"Gidelim mi artık Küçük Hanımın yemeğine?"

"Olur," dedim. Baran kapıyı açtı ve bana elini uzattı, tuttum ve elimi tutarak gittik.

Arslan ve Göktuğ hemen arkamızdaydı. Küçük dükkana girdik ve oturduk, yine herkes aynı yerine oturdu.

"Abi hepimize 1 porsiyon iskender. Ne içeceksiniz?"

"Ayran olabilir," dedim.
"Siz?"

"Göktuğ, ben kola içeceğim."
"Ben de abi."

"Tamam o zaman, hepimize 1 porsiyon iskender, 2 ayran, 2 kola."
"Tamamdır, birazdan gelir."

- 2 dakika geçer. -

"Öf, ne zaman gelir?"

"Yeni söyledik ya Besre, bekle biraz."

"2 gündür açım da Baran Bey! Ben bir yemeğimi yiyeyim, senden bir bir cevaplarımı alacağım."

"Ne cevabı ya yine?" diye mızmızlanırcasına.

"Ailem, Kuzey ile alakan, beni nasıl bulduğun..." dediğim sırada sözümü böldü.

"Ve adamları nasıl dövdüğünü, camı nasıl kırdığını, sana bir şey yapıp yapmadıklarını ve son olarak Kuzey'e beni ne kadar övdüğünü anlatmak ister misin ondan önce?"

"Övmek mi? Ne zaman övmüşüm ya ben? Hiç de hatırlamıyorum, hay Allah!"

"Hani 'Baran beni kurtarır', yok efendim 'Baran yaptıklarını sana tek tek ödetecek' falan diyordun ya!"

"Adam çok ukalaydı, ben ne yapsaydım? Hem beni sinir etti, ben de aramızdaki cama tekme attım."

"Ne yaptı peki?" Gülmemek için zor duruyordu.

"Sana ne! Allah'ım ya, yüz verdik diye her şeyi söylemek zorunda değilim."

"Söyle valla bir şey yapmayacağım. Hem sen o kırılmaz camı nasıl kırdın ya? Göktuğ söyledi, kaskı almaya gittiğinde görmüş kırık camı."

"Evet, hem iki tane iğne de vardı, pek anlayamadı ama..." dedi Göktuğ.

"Valla ben hiç bir olay yaşayamadım, eşya topladım. Çanta arabada bu arada Besre," dedi Arslan.

"Tamam ben alırım da arabada görmedim ben, neredeydi?"

"Baran abinin ayağının yanındaydı en son."

"Baran?"

"Yemedim çantanı merak etme, orada usluca duruyor."

"Yemek yiyince ben size her şeyi anlatacağım ama uğraşmak, dalga geçmek yok. Adamdan hesap sormak da yok!"

"Valla biz bir şey yapmayız, hesap sormayız da diğerlerine söz vermeyiz," dediler Göktuğ ve Arslan.

"Baran?"

"Ben hiçbirine katılmıyorum. Sana kötü bir şey yaptıysa adamı alır... Neyse boş ver."

"İyi, ben de anlatmam o zaman," dedim.

"Ya yenge anlatsan ölmezsin, ne olur!"
İkimiz de aynı anda Arslan'a dönüp:

"Yenge mi?"

"Ağız alışkanlığı, pardon!"

"Buyurun efendim, iskenderiniz ve içecekleriniz. Şöyle, ayranlar kimindi?"

"Benim. Bir de o devenin abi," dedim ona atarlanarak.

"Delikanlı, sevgilini üzecek bir şey mi yaptın? Birazcık sinirli de..."

"Biz sevgili değiliz abi, ben onu sinirlendirecek bir şey yapmam, yapamam zaten abi."

"Olursunuz çocuklar, ne demişler: 'Bugünün arkadaşı yarının sevgilisi.' Allah mesut etsin çocuklar."

"Abi kim demiş onları ya, salladın gibi?" dedi Baran.

"Yok çocuğum sen bilmezsin, benim dedemin dedesi 1. Dünya Savaşı'nda demiş sevdiğine... İşte öyle."

"Tamam abi."

"Adam çok tatlı değil mi?" dedim.

"Hıhı, kesin öyledir. Neyse, sen çok beklediğin yemeğini ye," dedi trip atarca.

"Baran iyi misin? Yüzün düşsün sanki."

"Bir şey olmadı." Baran kendini toplamıştı ama bozulduğu belliydi.
Yemeğimi yemeye başladım, yarısına geldiğimde, "Siz yemiyor musunuz?" dedim.

"Yiyoruz canım, sen keyfine bak," dedi Baran.

"İyi, peki," dedim.

Yemeğimiz bitti. Göktuğlar fısıldaşıyordu ama biz hiç konuşmuyorduk. En son ayranımı içtim ve masadan kalktık.

"Ben öderim, siz geçin arabaya," dedi Baran.

"Baran, başka bir gün ben ödeyeceğim o zaman, tamam mı?"

"Nedenmiş Küçük Hanım? Ben ödüyorum işte."

"Ee, ben kendimi mahcup hissediyorum."

"İyi, bir kahve ısmarlarsın başka gün o zaman."

"Senden sözümü aldım, oyunbozanlık yapma sonra."

"Bilemiyorum artık... Neyse gel, bizimkilerin yanına gidelim. Ha, bir de..." dediği sırada Baran, Besre'nin telefonunu cebinden çıkardı.

"Telefonun düşmüş, aldım. Al."

"Teşekkür ederim. Ay, şimdi beni Aslı abla kaç kere aramıştır! Bir de kaçırıldığımı duysa kötü olurdu yani."

"Şey, aslında biliyor."

"Nasıl biliyor?"

BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18