7. bölüm · Çocukluk Arkadaşım

#6

Miles 42

Derken kapı kulpu yavaşça aşağı indirildi. Ben bir anlık tırstım çünkü evde tek olduğumuzu düşünüyordum. Nefesimi tuttum.

Poyrazın elini kavrayıp kendime çektim. Hayır anlamadım psikopat mısınız abi neden yavaşça indiriyorsunuz?

Ses çıkmasın diye tabi ki.
Doğru, ses çıkmasın diye

Kapı açıldı ve içeri Halime abla girdi. Ohh be ben de korkmuştum.

"Hmm uyanık mıydın kızım? Ben de uyuyorsundur diye özenli açtım kapıyı."

Gel de vicdan azabı çekme şimdi. O kadar kurguladım aklımda. Sonra da Halime anne çıktı. Halime abla bir anda elime doğru bakınca ben de hemen elimi Poyrazın kolundan çektim.

"Halime abla beni korkuttun yaa. Kapı yavaşça açılınca hırsız sandım"

"Ahtapot gibi sarmışsın zaten Poyrazın kolunu. Yemeğe çağıracaktım gelin hadi."

"Ben yemesem? Yemekte ne var."

"Kabul etmiyorum. Köfte-patetes yaptım o kadar senin için."

Köfte ve patetes ikilisi deyince benim için akarsular durur. Poyraz ise araya girdi.

"Hiç de oğlun için yemek yapma zaten öz çocuk olan o mu yoksa ben miyim belli değil. Bence misafir çocuğu olan o değil de ben." dedi Poyraz trip atar gibi. Onun bu haline kıkırdamadan edemedim. Sonra da ben ekledim cevabı.

"Bir kere ben de bu evin olmayan kızı sayılırım. Misafir falan değilim. Değil mi Halime Anne?"

Poyraz gözünü büyüterek bana baktı.

"Anne mi? Bari anneme göz koyma yaa."

"Evet sen benim evimin neşesi ve olmayan kızımsın. Gelin hadi."

Poyraza elimi uzattım. O benim elime bakarken ben de ayakta olduğum için o ise yatakta olduğu için ona doğru yavaşça eğildim.

"Ablacım hadi elimi tut alt kata inip yemek yiyelim."

Bana dik dik bakmaya başladı.

"Hadi gel ablacım aç kalırsın bak." dedim gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırırken.

Poyraz böyle şeylere pek alınmazdı. O da role girdi ve elimi tuttu. Hatta gerçekçi olsun diye serçe parmağımı tutup ayağa kalktı ve benden kısa durmak için dizlerini büktü.

"Gidelim bakalım Gamze abla, ama yemeğimi sen yedir bana. Hep annem yediriyor küserim bak." Dedikten sonra dudak büzdü. Gülmeye başladım. Halime abla ise bize bakmaya başladı.

"Yavrum siz gerçekten delisiniz."

Halime abla indikten sonra biz de merdivenden inmeye başladık, ama Poyraz hala rolde olduğu için inmekte zorlanıyordu. O benden daha öndeydi ben ise elini tutarak arkasından geliyordum.

Tam rolü bırakmasını söyleyecekken bir anda dengesini kaybetti. Onu kıyafetinden tutmaya çalıştım ve tutmayı da başardım ama tabi öküz olunca benim vücudum onu dengede tutmaya yetmedi ve beraber yuvarlanmaya başladık.

Tabi beni tüm vücuduyla sarmaladığı için pek canım yanmıyordu. Bir eli belimi sıkıca kavramış diğer eliyle ise başımı tutup kendisine bastırıyordu. Sonunda ben yerde Poyraz üstümde tam mutfak kapısının önünde durmayı başardık.

İkimiz de nefes nefese kalmıştık ve dip dipe olduğumuz için hem nefesini hissedebiliyordum hem de göğüs kafeslerimizin içindeki kalpler adrenalinden dolayı hızlı attığı için her nefes alıp verişimde göğüs kafesim onunkine çarpıyordu.

Ben onda bir şey var mı diye yüzünü incelerken o da benim yüzümü inceliyordu bizi mutfakta izleyen kardeşi Ahmet, babası Selim abi ve annesi Halime abladan habersiz.

Hala nefesimizi düzene sokamıyorduk. Bayağı korkmuştum. Sanırım Poyraz da çok korkmuştu.

"İyi misin?"

"İyiyim de sen iyi misin?"

"Ben de iyiyim."

"Bir şey diyecem biz ordan yuvarlandıktan sonra nasıl sağ çıktık?" dedim merdivenin başını parmağım ile gösterirken.

"Mucize." diye yanıtladıktan sonra üzerimden yavaşça kalktı. Sonra da bana elini uzattı ama tutmam ile elini aniden çekip acıyla inledi. Kendim ayağa kalktım ve endişeyle ona baktım.

"Sen iyi değilsin." Elimi şokla ağzıma götürdüm. "Kolunu mu kırdın yoksa?"

"Hayır ama sanırım biraz incindi. Geçer birazdan" dedi ve normal olan eli ile beni kontrol etmeye başladı. Sonra bir anda mutfaktan ses geldi.

"Çocuklar siz iyi misiniz? Ve ayrıca yerde ne yapıyordunuz?" Diyen Halime abla ile mutfağa baktım ve mutfak masasında oturan üçlüye baktım. Çok kötü rezil olmuştuk.

"Ben iyiyim ama sanırım oğlun iyi değil."

"Ben gayette iyiyim bir kere."

"Tabi canım merdivenden yuvarlandıktan sonra ben de nasıl hasar almadık diyordum."

"Evet sen nasıl almadıysan ben de almadım."

"Hadi oradan! Yalan atma. Tüm vücudunla beni ahtapot gibi sardığın için bana bir şey olmadı."

Halime abla elini masaya vurdu.

"Yeter. Ne oluyor burada?"

"Poyraz otistik gibi yürüdüğü için dengesini kaybetti. Onu tutmaya çalışırken ben de beraberinde sürüklendim ve merdivende yuvarlandık beni sarmaladığı için bir şeyim yok ama sanırım Poyraz hastaneye gitmeli."

Poyraz hemen araya girdi

"Ya kızım senin şu 40 kilo halinle beni tutmaya çalışmak neyine acaba salak mısın?"

"Birincisi ben 40 değil 43 kiloyum. İkincisi ise öylesine seni mi izleseydim? Üçüncüsü zorlasam tutabilirdim bence."

"Hadi oradan! At yalanı s*keyim inananı."

"Poyraz!" diye uyardı Halime abla.

"3 kilo fazla olunca çok değişti bu arada"

"Evet değişti. Fazladan 3000 gram."

Benim bu halime güldü ve sonra sandalyeye oturdu. Ben de yanına geçtim bana döndü.

"Yaklaşma yanıma ben sana küsüm."

"Oyy küstün mü sen prenses?"

Dedim ve ben gelince benden uzaklaştırdığı sandalyeyi tuttum ve kendime çektim, ama onun sandalyesini yanıma çekebilmek yerine kendi sandalyem ona kaydı.

Oha ayı yaa! Kıpırdamıyor yerinden öküz. Benim bu halime kahkaha attı.

"Sanırım beni yanına çekemedin kırk üç kilo vücudunla."

Üç derken kelimeyi bastırmıştı. Bu sefer ben uzaklaştım sandalyem ile beraber. Onun solunda oturduğum için ve o sağ elini incittiği için beni rahatlıkla tekrar yanına çekti ve yemeğimi önüne koydu. Anlamaz gözler ile ona baktım.

"Sanırım az önce girdiğimiz rol gerçek oldu."

Gülmeye başladık ve ben gülmelerim arasından zar zor konuşmaya başladım.

"Sanırım"

Beni bir gülme tutuyordu.

"Sen rolden"

Gülmeye devam ettim konuşamıyordum.

Poyraz da benim gibi gülerken hafif ciddileşip bana su uzattı. Ben tam içmeye başlayıp rahatlamışken Ahmet araya girdi.

"Galiba Gamze ablaya akşam akşam geldiler."

Suyu püskürttüm ve bir yandan gülmeye bir yandan öksürmeye başlamıştım. Poyraz da sırtımı sıvazlıyordu. İşin trajikomik kısmı ise karşımdaki Ahmet'i sırılsıklam yapsam bile onun bu şaşkın haline baktıkça gülesim geliyordu. Poyraz konuşmaya başladı.

"Ahmet'i de suladığımıza göre meyve hasatına başlayabiliriz."

Ben tabi ki daha çok gülmeye başladım. Ben abi terörü diye buna derim. Artık kendimi kontrol edemeyince Poyraz tekrar su uzattı. Ahmet ise hızla yerinden kalktı.

"Abla ben kalkıyım sen sonra iç."

Gülmekten elim titreyince suyu biraz üstüme döktüm. Poyraz elimden suyu aldı ben de gülerken karnımı tutmaya başladım. Ağrım iyice artmıştı güldüğüm için. Poyraz suyu ağzıma yaklaştırdı ama sağlak olmasına rağmen sol elini kullandığı için elini düzgün tutamıyordu ben de gülmekten titreyince suyu iyice üstüme döktük. Artık Poyraz da kendisini tutamayarak gülmeye başlamıştı. İki ebeveyn ise deliymişiz gibi şaşkınlıkla bize bakıyordu. Selim abi omzunu silkip konuşmaya başladı.

"Biz de niye şaşırıyorsak. Bunlar küçüklükten böyle."

Halime abla devam etti.

"Haklısın alışamadık gitti."

Poyraz ise elindeki suyun kalanını başımdan aşağı döktü.

"Bardakta kalanlar eksik kalmasın dedim. Üzülürler sonra."

"Haklısın ama bence sürahidekiler de üzülürler." dedikten sonra sürahinin birazını alıp başından aşağı döktüm. Hepsini dökmedim çünkü yeterince su israfı yapmıştık. Halime abla araya girdi.

"Çabuk ikiniz de yukarı çıkıp üstünüzü giyinin! Sanki yedi yaşında iki çocuk bakıyorum."

Yukarı çıktık. Poyraz giyinme odasına ben ise odada giyinmeye başladım. Tam işim bitmişti ki Poyraz çıktı.

"Yardıma ihtiyacım var kolumu kaldıramıyorum ağrı iyice arttı."
Elimi alnıma vurdum. Anlamıyorum niye hastaneye gitmiyor. Onunla beraber içeri girdim ve üstünü çıkartmaya başladım.

~~~
Güzel yerden keselim dedim 😉 nasıl? Heyecanlı bitsin.