2. bölüm / 20
Çocukluk Arkadaşım#1
Bölümler 20Şu an: #1
- 1 Bu Kitap84 kelime
- 2 #1722 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 #2753 kelime
- 4 #3824 kelime
- 5 #4214 kelime
- 6 #52.482 kelime
- 7 #61.135 kelime
- 8 #71.096 kelime
- 9 #8505 kelime
- 10 #9301 kelime
- 11 #10548 kelime
- 12 #11704 kelime
- 13 #12840 kelime
- 14 #13884 kelime
- 15 #14792 kelime
- 16 #15748 kelime
- 17 Acil38 kelime
- 18 Duyuru67 kelime
- 19 Özür54 kelime
- 20 #16704 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odamda, sandalyeme oturmuş, resmimle bakışırken yüzümde tekrar flaş patladığını hissedince kaşlarımı çattım. Sabahtan beri kaçıncıydı yaa bu?
"Beste!" diyerek uyarıcı bir tonda konuştuğumda hafif mahcup hafif muzip bir şekilde gülümsedi. "Tamam ya bu son olsun." Bakışlarımı yumuşattım, "Balım ama zaten odaklanamıyorum, bir de sen yüzümde flaş patlatıp durunca dikkatim daha da dağılıyor."
Bu gece biz de kalmıştı, saat akşama geliyordu ve o sabahtan beri beni çekip duruyor, odaklanmamı daha da zorlaştırıyordu ama yine de ona kızamıyordum. O benim biriciğimdi.
Beste elindeki eski minik fotoğraf makinesini hafifçe kaldırıp salladı, "Bana bakma resim çiziyormuş gibi yap," dediğinde bakışlarımı tablomun yanında duran ellerime diktim. Sarı ve yeşil tonlarında boya olmuştu ellerim hep. Merakla ellerimi incelerken biri omzumu dürttü, "Heyy koptun yine dünyadan, duymuyorsun beni. Yine bizim evdeydi abin, abimle çok iyi anlaşıyorlar."
Gerçekten de onun seslendiğini duymamış ve tamamen ellerimi odaklanmıştım.
Güldüm ve elimi fırçalarımdan birine attığımda bahçeden gelen motor kökleme sesiyle gözlerimi devirdim ama yüzümde minik bir tebessüm oluşmuştu bile. İnadına motor sesine iyice kökleyince kaşlarımı çattım ve Beste güldü.
"Sanırım pencereden bakmanı bekliyor."
"Başka ne olabilirdi ki zaten." dedim sahte bir bıkkınlıkla. Beste ise çoktan pencere kenarına geçmiş Poyrazı izliyordu, elini ağzına götürüp kıkırdadı, "Hadi, hadi senin bakmanı bekliyor, kalksana ya." dedi, muzip bakışları eşliğinde ayağa kalktım ve sert bir nefes verip açık balkon kapısının yanına geldim. Poyraz benim çocukluk arkadaşımdı. Ellerimi demirlere yasladıktan sonra hafifçe aşağı doğru eğildim.
Yanında her zamanki gibi biricik motoru vardı. Hafifçe motoruna yaslanmış gülerek yukarı bakıyordu. Akşam sıcaklığına sahip ılık güneş yüzlerimize vuruyordu.
"Mahallede ses çıkarmanızın nedeni ne acaba?" dedikten sonra her yerinin yine kirli yağ olduğunu görünce, "Yağcılara benzemişsin iyice. Üstün başın yağ olmuş." diyerek yüzümü buruşturdum hafifçe. Tiksinti değildi bu hareketim ve o da bunun farkındaydı.
Güldü, "Sen de boyacılara benzemişsin iyice. Üstün başın boya olmuş." Ben de güldüm ve tekrar flaş patladı. Hemen yana döndüm, "Yine mi kanka?" dediğimde omuzlarını kaldırıp indirdi, "Çok tatlı ve nostaljik duruyordunuz ama, biriniz üstten bakıyor diğeri alttan. Tatlı tatlı didişiyorsunuz."
İnanamaz gözlerle ona bakınca kamerayı kendisine yasladı ve başıyla aşağıyı gösterdi, "İnelim mi?"
"Annemden izin al." diyerek içeri girdiğimizde. Balkon kapısını kapattım ve odanın ortasına ilerliyordum ki kapı hayvan gibi açıldı.
Tabi ki bu evde kapı çalma adetini bilmeyen iki insan vardı. Öküz abim Yaman ve canım annem. Gelen kişi ise abimdi.
Beste şaşkınlıkla ağzı açılmışken kamera elinden kayacak gibi olunca gözlerimi kısarak ona baktım.
Aynı anda abim de bakışlarını Besteye çevirdi, "Korkuttum mu abicim?" Beste parmakları ile kamerayı hafifçe sıkarken zoraki bir şekilde gülümsedi, "Yok hayır sadece anlık kapı açılınca"
"Abi neden kapıyı hayvan gibi açıyorsun ya üstümü giyiniyor olsaydım."
"Kız çarparım ağzına abiye hayvan denilir mi? Hem bilmiyoruz sanki üstünü giyinirken kapı kilitlediğini. Ayrıca yanındaki diğer küçük kız varken de giyinmezsin." dediğinde ofladım, bazen bu kadar dikkatli olması sinirlerimi çok bozuyordu.
Yaman abim odaya göz gezdirdi ve tiksintiyle odaya baktı. Kaç yıldır büyük odanın bana verilmesinin kıskançlığını yapıyordu ama ben daha çok hobilerle ilgilendiğim için bana verilmişti. Tabi doğal olarak balkon da büyük oda da bana kalmıştı ve abim bunu hazmedemiyordu.
"Annem aşağı inip çöpü atmanı istedi."
"Benden mi istedi senden mi?"
"Senden." Benden istemediğine adım gibi emindim ama zaten aşağı ineceğim için sorun etmedim, "İyi öyle olsun bakalım."
Çöpü aldıktan sonra Beste ile bahçeye çıktık. Poyraz hâlâ aynı yerdeydi. Şaşkınlıkla ona baktım, "Sen gitmedin mi?"
"Hayır, ruhum gitti bedenim burada. Bu yüzden beni görebiliyorsun." dedi yanıma doğru gelirken.
"Hahaha ne kadar komiksin sen." diyerek alay ettim onunla. Yanıma geldiğinde yerdeki çöp poşetini aldı.
"Anlaşılan Kızgın Kuş bugün yine formunda." Ellerimi göğsümde kavuşturdum. Beraber yürümeye başladık. Solumda Beste, sağımda Poyraz vardı.
Çöpü attıktan sonra göz hapsime giren seyyar şalgam satıcısı ile gözlerimin patladığına emindim. Poyraz baktığım yere baktı ve gülerek başını iki yana salladı, "Kızım sen nasıl Ankaralısın? Ruhun tam bir Adanalı."
"Bir kere Ankaralılar da şalgam sever."
"Keşke sadece şalgam olsa, Gizem. Kavgacı ruhun bile Adanalıları anımsatıyor."
Onu zerre umursamadan adamın yanına gittim. Hemen hemen her gün burada olurdu ve tadları hazır şalgamlara göre daha daha güzeldi.
Arkamdaki iki şahsiyete döndüm, "Siz de istiyor musunuz?" İkisi de başlarını iki yana sallayınca umursamadım ve sadece kendime aldım.
Bardağın içinde şalgam turşusu da oluyordu. Çok sevdim bile bazı zamanlar yemek yemekte güçlük çekiyordum. Şu an böyle bir durum söz konusu değildi ve benim değerlendirmem gerekiyordu.
Şalgamımı içerek parka ilerlerken gördüğüm tanıdık yüz ile tüm neşem ve huzurum sinir bozucu bir şekilde bozulmuştu. Bu şahsiyet niye buradaydı ki!?
Bölüm etkileşimi
