5. bölüm / 20
Çocukluk Arkadaşım#4
Bölümler 20Şu an: #4
- 1 Bu Kitap84 kelime
- 2 #1722 kelime
- 3 #2753 kelime
- 4 #3824 kelime
- 5 #4214 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 #52.482 kelime
- 7 #61.135 kelime
- 8 #71.096 kelime
- 9 #8505 kelime
- 10 #9301 kelime
- 11 #10548 kelime
- 12 #11704 kelime
- 13 #12840 kelime
- 14 #13884 kelime
- 15 #14792 kelime
- 16 #15748 kelime
- 17 Acil38 kelime
- 18 Duyuru67 kelime
- 19 Özür54 kelime
- 20 #16704 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah uyandığımda, karşımda direk gibi dikilmiş Poyrazı görmeyi beklemiyordum. Bir anlık irkildikten sonra ters ters ona baktım.
"Şu küçük çocuklar, lavaboya gitmek yerine 'ane kuscam' derler ya yarım teleffuzları ile tepede dikilip, anneleri korkutarak. Ne için bu şekil durduğunu söyler misin?"
Evet annemin yanına o şekil gidip üstüne azar yiyen küçük çocuklardan biriydim ben de bir zamanlar. Bana bakarak güldü. "Bugün size kahvaltıya geldik. Fatma abla da seni uyandırmamı istedi."
Oflayarak kalktıktan sonra toka yardımı ile kabarmış bozuk kıvırcıklarımı topladım. Banyoya girerek elimi yüzümü yıkadıktan sonra Poyrazı dün çizdiğim tuval ile bakışırken buldum.
"Ne yapıyorsun?"
"Güzel olmuş."
"Teşekkürler." dedikten sonra ben önde o arkada merdivenlerden inmeye başladık. Hemen sağa dönüp tüm duygusuz halimle sofraya oturdum.
"Günaydın." dediğimde mırıltılar eşliğinde bir iki cevap aldıktan sonra yemek yemeye başladım. Yemeye çalışmaya daha doğrusu, çünkü yiyemiyordum. Kullandığım ilaçlar iştahımı kesiyor ve beslenme açısından bana sorun çıkarıyordu.
Masa da Yaman abim, annem Fatma Sultan, Poyrazın annesi Hatice Sultan, Poyrazın kardeşi Ahmet vardı. Babam yine ve yine yoktu. Muhtemelen Poyrazın babası Selim abi de bu yüzden gelmemişti.
Kahvaltıyı bir şekilde bitirip kendimi bahçeye atmıştım. Üstümdeki pijamaları değiştirmiştim tabi ki. Amacım tek başıma biraz dolaşmaktı. Tabi kaç yıllık arkadaşlığımızdan sonra tahmin etmem gereken şeyi tahmin etmemiştim.
Poyraz ve her hareketimde yanımda olması. Rahatsız değildim o da bunun farkındaydı ama yani biraz özgürlük! Küçükken benden biraz büyük diye peşime taktıkları için alışkanlık olmuştu muhtemelen.
"Ne diye arkamdan geliyorsun!"
"Sence?"
"Gıcıklık olsun diye değil mi?"
Bu sinirli halime güldü ve ellerini eşofmanının cebine koyup yanıma geldi. "Yanlış cevap Kızgın Kuş. Fatma ablam göz kulak olmam için gönderdi."
Şaşkınlıkla ağzımı açtıktan sonra kollarımı göğsümde kavuşturarak kaşlarımı çattım. "Çocuk muyum ben?"
"Evet. Sen 17, ben 19 yaşındayım. Reşit değilsin yani."
"Yaa offf."
"Hadi üzülme sana meybuz alırım."
"Ben bir meybuza kanmam."
"Bir meybuz bir gofret o zaman." dediğinde başımı iki yana salladım. "Canım istemiyor Poyraz zorlama."
Poyraz şaşkınlıkla bana baktı. En sevdiğim şeyleri istemediğime şaşırmıştı muhtemelen. "Bugün kahvaltıda da çok az yedin." dediğinde sinirle ona baktım. "Canım çekmiyor işte zorlama."
"İyi bir şey demedik, bugün biz de sabahlamak ister misin?"
"İstemem!" dediğimde adımları durdu. "Sen iyi misin Gizem?" Onu kırmanın verdiği üzüntüyle elimi alnıma koyup ovuşturdum.
"İyi değilim, kötü hissediyorum sadece biraz. Seni de istemeden kırdım kusura bakma." Gözlerinde gördüğüm kırgınlık ile büyük pot kırdığımı anladım. "Hayır." dedi sakin bir fısıltıyla. Evet Poyrazın sesi kısık ve sakinse kırıldı demektir. Aferin kızım Gizem, böyle devam et!
"Kırılmadım, sadece seni biraz fazla darladım sanırım. Seni biraz yalnız bırakayım" dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım. Bu durumlarda suçu kendine attıkça kötü oluyordum.
Hiç bir şey olmamış gibi gülümseyince içim sıkıştı, dilim lâl oldu. "İyi günler." diyerek yanımdan uzaklaştı. Bense konuşamadım. Oflayarak ellerimi ince ceketimin cebine koydum ve Beste'nin evine doğru yol aldım.
Tabi gelip kapıyı çaldığımda kapıyı Yaman abimin açmasına şaşırmamıştım. Arkasından da gülerek Beste'nin abisi Aras abi geldi. "İki kardeş, diğer iki kardeşi her gün görmeye geliyor sanırım." dedikten sonra hiç bir tepki vermeden içeri daldım.
Beste'nin odasının kapısına geldikten sonra kapıyı tıklatıp içeri daldım. En azından tıklatarak geldiğimi haber vermiştim yani. Şaşkınlıkla kapıya baktıktan sonra güldü. "Ben de kimin daldığını sorguluyordum." dedikten sonra yüz halimi görünce telefonunu bırakıp doğruldu. "Gizem." dedi tereddütle. "Ne oldu?"
Yatağa kendimi atarak ofladım. "Ben bir halt yedim."
"Ne yaptın balım?"
"Poyraza fazla sert çıkıştım." dedim suçluluk içinde, başını salladı. "Sonra o da üzüldü ama belli etmedi değil mi? Bu da seni daha kötü hissettirdi." Kırdığı vazo ortaya çıkmış küçük çocuklar gibi suçlulukla başımı salladım.
"Poyraz ne sever?"
"Yumurta sever." dediğimde garip garip bakınca gülümsedim. "Öyle değil kızım. Çikolata yumurtalardan sever yani."
"Hmm anladım. Gidip alsana ona o zaman." dediğinde Besteye hak vererek odadan fırladım ve abimin yanına gidip biraz para aldım. Ondan da parayı aldıktan sonra markete gittim ve iki üç tane sürpriz yumurtalardan aldım.
Eve girdikten sonra kutu arayışına girdim. Kutu aramak için her yeri dağıttığım için güzel bir anne azarından sonra istediğim kutuyu bulamamıştım.
Odama geçtim ve kendim sert kartondan kutu yapmaya başladım. Üstüne ne çizebilirim diye kara kara düşündükten sonra güneş çizmeye karar verdim. Kutunun tamamını açık maviye boyadıktan sonra üstüne sarı bir güneş ekledim.
İçine aldığım 4 yumurtayı da koyduktan sonra kapattım ve kutuyu elime aldım. Elimde kutuyla kapıya yürürken aynadaki görüntüm dikkatimi çekti.
Kıvırcıklarım olabilecek kadar kötü bir şekilde kabarmış ve bozulmuştu. Vücudum sanki günden güne biraz daha çöküyor gibi hissediyordum ya da bana öyle görünüyordu. Günden güne çöken vücuduma zıtlık oluşturan gür saçlarımı seviyordum. Tek sorunları şekilleriydi.
Koştum diyelim, kabardı. Terledim diyelim, kabardı. Yağmurda ıslandım diyelim, indi ama tel tel oldu. Hava fazla sıcak diyelim, kabardı. Gerçekten çok zordu, yine de onları seviyordum.
Bahçeye çıktıktan sonra, korku ve heyecan karışık bir şekilde Poyrazların kapısını çaldım. Aynı heyecan ile kapının açılmasını beklemeye başladım. Umarım karşımda asık suratlı bir Poyraz durmazdı.
Bölüm etkileşimi
