20. bölüm · CEHENNEMİMDE YERİN VAR
Namlunun Ucundaki Tebessüm
İso ve Oruç’un gözlerindeki o savunmasız, teslim olmuş ifadeye bakarken, içimdeki intikam canavarının zafer çığlıkları attığını duyabiliyordum. İstediğimiz olmuştu. Furtuna ailesinin o aşılmaz, kibirli ikizleri, Koçari kızlarının sahte sıcaklığında erimiş, gardlarını tamamen indirmişlerdi. İso’nun okyanus mavisi gözleri bana her baktığında içindeki o derin hayranlığı görüyordum. Oruç ise Aleyna’nın koluna kondurduğu o hafif dokunuşun sarhoşluğuyla, etraftaki dünyayı tamamen unutmuş gibiydi.Sınıftaki o gürültülü sessizlik devam ederken, İso masanın üzerindeki elimi kendi büyük avucunun içine aldı. Parmakları tenime değdiği an, vücuduma ani bir elektrik dalgası yayıldı. Bu öyle bir histi ki, bir anlığına nefesimin kesildiğini, kalbimin ritminin değiştiğini hissettim. Mavi gözlerini gözlerime kenetlemiş, adeta ruhumu okumak ister gibi bakıyordu.— Sana her baktığımda, bu okulun da bu şehrin de ne kadar önemsiz olduğunu fark ediyorum Fadime, dedi İso. Sesi o kadar derinden ve pürüzsüz geliyordu ki, sıradan bir kız bu sözler karşısında tüm dünyayı feda edebilirdi. — Senin o dik duruşun, beni benden alan o gururun... İlk defa birine karşı bu kadar savunmasız hissettiğimi bilmeni istiyorum.Gülümsedim. Dudaklarıma kondurduğum o masum, aşık kız tebessümü İso’nun gözlerindeki parıltıyı daha da harladı. Ona doğru biraz daha eğildim, parmaklarımı parmaklarının arasına geçirdim. Ama tam o esnada, zihnimin karanlık odalarında bir bomba patladı.Duvarda asılı duran kanlı gömlek... Annemin hıçkırıkları... Babamın bir daha asla eve dönmeyeceğini anladığım o lanetli gece...İso’nun elleri sıcaktı ama benim için o eller, babamın göğsüne kurşun sıkan, bizim çocukluğumuzu ateşe veren Furtuna soyadının uzantısıydı. İçimde uyanan o devasa nefret dalgası, sahte tebessümümün arkasında adeta bir lav gibi kaynamaya başladı. O mavi gözlerin derinliklerine bakarken, aslında ona sarılmıyordum; onu kendi ellerimle kazdığım o karanlık mezara doğru biraz daha itiyordum.— Ben de İso... dedim, sesime mükemmel bir şefkat perdesi çekerek. — Benim için de durum farklı değil. Ama bazen... Bazen o arkandaki soyadının ağırlığı, aramıza giren o geçmişin gölgesi beni korkutuyor.İso elimi daha da sıkı kavradı, okyanus mavisi gözlerinde amansız bir sahiplenme dürtüsü baş gösterdi. "Geçmişin bizi etkilemesine izin vermeyeceğim. Sen benim yanımda durduğun sürece, kimse bize dokunamaz," dedi. Kendi babasının, benim babamın katili olduğu gerçeğini aşkın o kör edici ışığıyla örtmeye çalışıyordu. Bilmiyordu ki, o örttüğü her şeyin altında kendi sonu yatıyordu.Yan tarafta ise Oruç ve Aleyna arasındaki gerilim çok daha keskin bir hal almıştı. Oruç, Aleyna’nın sahte teslimiyetinin getirdiği cesaretle ona doğru iyice yaklaşmış, elini sıranın arkalığına atarak onu adeta kendi alanına hapsetmişti.— Sana inanmak istiyorum Aleyna, dedi Oruç, sesi heyecandan hafifçe pürüzlü çıkarken. — Dün bana attığın o tokat bile canımı yakmamıştı ama bugün bana böyle bakman... Resmen beni alt üst ediyor. İlk defa bir kadının gözlerinde kaybolduğumu hissediyorum.Aleyna, başını hafifçe yana eğerek Oruç’un gözlerinin içine baktı. Gözlerinde öyle bir hayranlık rolü vardı ki, Oruç onun içindeki intikam hırsını görmekten tamamen mahrum kalmıştı. Aleyna, elini yavaşça Oruç’un göğsüne, kalbinin tam üzerine koydu. Oruç’un kalbi deli gibi çarpıyordu. Aleyna, parmaklarını onun kalbinde gezdirirken, aslında o kalbe saplayacağı bıçağın yerini seçer gibiydi.— Kalbin çok hızlı atıyor Oruç Furtuna, diye fısıldadı Aleyna, sesindeki o tehlikeli cazibeyi kullanarak. — Umarım bu hız, gelecekte yaşayacağımız fırtınalarda seni yarı yolda bırakmaz. Çünkü Furtunalar ne kadar sert eserse essin, bazen o fırtınanın içinde kendi kendilerini yok ederler.Oruç, Aleyna’nın göğsündeki elinin sıcaklığıyla nefesini tuttu. "Benim fırtınam sadece seni korumak için eser," dedi, içindeki o vahşi adamın tamamen ehlileştiğini kanıtlarcasına.Oysaki ikisi de ölümcül bir rüyanın içindeydi. Fadime ve Aleyna olarak, onların bu en zayıf, en aşık anlarını izlerken içimizdeki o intikam yemini her saniye daha da bileniyordu. Onlar bize yaklaştıkça, babalarımızın dökülen kanlarının hesabını sormaya bir adım daha yaklaşıyorduk. En tatlı yalanlarla beslediğimiz bu tehlikeli oyun, çok yakında Furtuna kardeşler için en büyük kabusa dönüşecekti.
