24. bölüm · CEHENNEMİMDE YERİN VAR
Koçari Malikanesinde Fırtına
Araba büyük demir kapılardan geçip malikanenin önünde durduğunda, abim Adil Koçarı tek bir kelime bile etmeden aşağı indi. Kolumuzdan tuttuğu gibi bizi geniş salona doğru adeta sürükledi. İçerideki gerilim o kadar yüksekti ki, korumalar bile arkamızdan kapıyı kapatıp hızla dışarıda kalmayı tercih etmişti.Salona adım attığımız an, bizi ayakta, endişeli gözlerle bekleyen yengem Esme ile karşılaştık. Esme, abimin yüzündeki o gözü dönmüş öfkeyi görür görmez adımlarını bize doğru hızlandırdı."Adil, ne oluyor? Bu ne hal? Çocukları niye bu saatte okuldan getirdin?" diye sordu, sesi titriyordu.Abim, ceketini öfkeyle koltuğun üzerine fırlatırken kükredi: "Sor bakalım kızına ve kardeşine, Esme! Sor bakalım, Furtuna ailesinin o züppe veletleriyle okul koridorlarında ne işleri varmış!"Esme duyduklarıyla şoke olmuş bir şekilde bir bana, bir de kızı Aleyna’ya baktı. "Ne? Furtunalar mı? Adil, bir yanlışlık olmasın...""Ne yanlışlığı Esme!" diye sözünü kesti abim, gözlerini tamamen üzerimize dikerek. "Kendi gözlerimle gördüm! O çocuk yörüngesinde dolanıyordu Fadime’nin. Onlar bizim kim olduğumuzu, o ailenin bize ne yaptığını unuttu herhalde!"Aleyna, babasının bu sert çıkışı karşısında dik duruşunu bozmamaya çalışarak öne çıktı. "Baba, sandığın gibi bir şey yok. Sadece bir okul meselesiydi," dedi, sesini olabildiğince sakin tutmaya çalışarak."Bana yalan söylemeyin!" diye bağırdı abim. "Koçarı adını o çocukların yanına meze etmeyeceksiniz. Bir daha o okulda, o sokakta, nerede olursa olsun o ikizlerin adını bile duyarsam, o okulu da o şehri de başınıza yıkarım!"Esme, abimin daha fazla ileri gitmesini engellemek için araya girip elini onun göğsüne koydu. "Adil, tamam, sakinleş önce. Tansiyonun çıkacak. Çocuklar bir hata yapmış belli ki, konuşup hallederiz. Sen bir geç otur şöyle," diyerek onu sakinleştirmeye çalıştı, ardından bize dönüp gözleriyle odalarımıza çıkmamızı işaret etti.Abim öfkeyle soluyarak çalışma odasına doğru yönelirken, Esme arkasından derin bir nefes aldı. Bize doğru döndüğünde yüzünde sert ama aynı zamanda korumacı bir ifade vardı."Hemen odalarınıza çıkın," dedi fısıltıyla ama net bir tonla. "Ve bana dua edin ki babanız o çocuklara orada zarar vermedi. Bu konu burada kapanmadı, akşam ikinizle de tek tek konuşacağım."Aleyna ile birbirimize bakıp sessizce merdivenlere yöneldik. Odalarımıza doğru yürürken içimdeki o öfke katlanarak büyüyordu. İso’nun o cüretkar hamlesi ve abimin bu ani baskını, kurduğumuz kusursuz planı bir anda darmadağın etmişti. Ancak Furtuna kardeşlere karşı duyduğumuz o köklü nefret, bu engelle birlikte yok olmak yerine, yer altında daha da tehlikeli bir şekilde kaynamaya devam edecekti.Odama girip kapıyı arkamdan kapattığımda, kalbimin göğüs kafesimi döven sesi nihayet kulaklarımda yankılanmaya başladı. Sırtımı ahşap kapıya yaslayıp derin derin nefes aldım. Saniyeler içinde her şey altüst olmuştu. İso’nun o kontrolsüz cüreti, dudaklarının tenimde bıraktığı o rahatsız edici his ve hemen ardından abimin bir fırtına gibi okulu basışı...Çantamı fırlatıp yatağın kenarına oturdum. Parmaklarım hâlâ öfkeden titriyordu. İso, o anlık hamlesiyle sadece kendi sınırlarını aşmamış, bizim haftalardır ilmek ilmek dokuduğumuz o kusursuz ağın iplerini de abimin ellerine teslim etmişti. Koçarı ailesinin bu şehirdeki ağırlığı ve Furtunalara olan köklü düşmanlığı, bu oyunun deşifre olmasını kaldıramazdı.Tam o sırada telefonuma gelen keskin bildirim sesiyle irkildim. Ekranı kaydırdığımda Aleyna’dan gelen mesajı gördüm:“Balkon kapısını aç.”Hızla ayağa kalkıp tülleri araladım ve sürgülü kapıyı açtım. Yan odanın balkonundan bizim tarafa esen sert rüzgarla birlikte Aleyna içeri süzüldü. Yüzü bembeyazdı ama gözlerindeki o amansız, tavizsiz nefret katlanarak büyümüştü. Babasının öfkesi bile onun içindeki o intikam ateşini söndürmeye yetmemişti."Gördün mü?" dedi Aleyna, sesini fısıltı seviyesinde tutmaya çalışarak. "O züppe her şeyi mahvetti. Kendini ne sanıyor bu Furtunalar? Bizi böyle kolayca sahiplenebileceklerini, üzerimizde hak iddia edebileceklerini mi?""İso sınırını aştı," dedim dişlerimin arasından. "O öpücük... Kendini tamamen bu oyunun galibi sandı. Ama abimin gelişi işleri tamamen kilitledi. Artık evden çıkmamız bile sorun olacak."Aleyna sinirle odanın içinde turladı. "Babam haklı olarak çıldırdı. Annem şu an aşağıda onu sakinleştirmeye çalışıyor ama bu bizi durdurmayacak, Fadime. Aksine, o Furtuna kardeşler bu yaşananların bedelini çok daha ağır ödeyecek. Bizi okuldan koparıp alan o kibirlerini, o ulaşılamaz dedikleri gururlarını ellerimizle yerle bir edeceğiz.""Önce bu evden, bu karantinadan çıkmanın bir yolunu bulmalıyız," diyerek onu sakinleştirmeye çalıştım. "Abim kapıya korumaları dikecektir. Annem akşam yukarı geldiğinde durumu bir şekilde yumuşatmak zorundayız. Oyunun bittiğini sanmalılar ki hareket alanımız kalsın."Aleyna tam cevap verecekken, koridordan gelen ayak sesleri ikimizi de sessizliğe gömdü. Yengem Esme’nin topuklu ayakkabılarının sesi tam odamın kapısının önünde durdu. Aleyna hızla yatağın arkasındaki gölgeye doğru çekilirken, kapı yavaşça aralandı. Elinde sakinleştirici bir bitki çayıyla içeri giren Esme’nin yüzündeki o yorgun ama her şeyi gören ifade, fırtınanın henüz dinmediğinin kanıtıydı.
