7. bölüm · BUZ TUTAN KALPLER

7. Bölüm – Kan ve Gerçek

Yaren Özcanlı

Gece yarısı.
Albora arazisinin dışında, karla kaplı boş bir yol…
Farlar karanlığı yarıyordu. Cihan, Kaya ve birkaç adam araçların başındaydı. Konuşmalar kısa ve netti. Bu bir sevkiyattı. Sessiz, hızlı ve dikkatli olunmalıydı.
Tam her şey bitti derken…
Bir silah sesi duyuldu.
Sonra bir tane daha.
“Pusu!” diye bağırdı Kaya.
Her yer bir anda karıştı. Adamlar siper aldı. Karın üzerine mermiler düştü.
Cihan silahını kaldırdığı anda keskin bir acı hissetti.
Elini karnına götürdü.
Sıcaklık…
Kan.
Dizlerinin üzerine çöktü ama düşmedi. Dişlerini sıktı.
“Geri çekilin!” diye bağırdı.
Adamları onu hızla araca bindirdi.
Albora Konağı’nın kapıları gece yarısı sertçe açıldı.
“Cihan vuruldu!”
Sadakat çığlık attı. Nare ağladı. Kaya kanlı elleriyle kardeşini taşıyordu.
Alya merdivenlerden indiğinde gördüğü manzara karşısında dondu kaldı.
Cihan’ın gömleği kan içindeydi.
“Doktor çağırın!” diye bağırdı biri.
Alya sertçe karşılık verdi:
“Gerek yok. Ben doktorum. Çekilin!”
Herkes bir an durdu.
Sadakat şaşkınlıkla baktı. “Sen mi?”
Alya diz çöktü. Elleri titremiyordu.
“Temiz bez getirin. Kaynar su. Hemen!”
Cihan yarı baygın hâlde ona baktı.
“Gitmek istiyordun…” diye mırıldandı.
Alya gözlerini kaldırmadan cevap verdi.
“Şimdi sus. Ölmeni istemiyorum.”
Mermiyi kontrol etti. Çıkış yoktu ama içeride de kalmamıştı. Kanama fazlaydı ama durdurulabilirdi.
“Dayan.” dedi sertçe.
Cihan’ın bakışları ilk kez bu kadar yumuşadı.
Alya yarayı temizlerken herkes sessizdi. Konağın içinde sadece onun nefesi ve Cihan’ın zorlanan solukları vardı.
Sonunda kanama yavaşladı.
“Yaşayacak.” dedi Alya.
Sadakat derin bir nefes aldı ama bakışları değişmişti. İlk kez şüphe yerine başka bir şey vardı.
Belki minnet.
Cihan elini zorlukla kaldırdı. Alya’nın bileğini tuttu.
“Demir…” dedi güçlükle.
“Bu daha başlangıç.”
Alya’nın kalbi sıkıştı.
Çünkü artık biliyordu.
Bu sadece bir kan davası değildi.
Bu savaş… onların evliliğini de içine çekecekti.