6. bölüm / 7
BUZ RULETİ06
Bölümler 7Şu an: 06
- 1 01986 kelime
- 2 021.414 kelime
- 3 031.070 kelime
- 4 041.143 kelime
- 5 051.220 kelime
- 6 061.174 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 071.027 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve önüne geldiklerinde Ahu hanım Omuzlarının üzerindeki ekose desenli televizyon battaniyesi ile kapının eşiğinde bekliyordu.
-- Hoşgeldin Demir, hoşgeldin Sarp.Ben Ahu, babanın nişanlısıyım.
Dedi kadın hafifçe tebessüm ederek.Sonra dikkatlice Alp'i inceledi.
-- Hoşbuludum Ahu hanım.Sizi ve Sarp'ı biliyorum.İspanyol magazini çok yazıyor.
İlerleyerek hep birlikte sofraya oturdular.Sofra hazırlanmıştı bile.
--Neyi sevdiğini bilmiyorum Alpçim.O yüzden klasik şeyler hazırlattım yardımcılara.
Demir bey sordu merakla.Oğlunun ne yemek sevdiğini bilmememek ona oldukça tuhaf gelmişti.
-- Sahi Alp ne seversin en çok?Söyle yarın akşam sofrayı donatsınlar şöyle bir güzel.
--Ajo Blanco.
Mahruz hanım gülümsedi bazen restoranda yabancı yemek yerlerdi lakin Ajo Blanco'yu hiç dumamıştı.Merak ederek sordu.
--O nedir Alpçim?Merak ettim doğrusu.Yarın hemen hazırlattırayım hizmetlilere.
--Ciğ bağdemden yapılan bir İspanyol çorbası, ekşi üzümle servis ederiz.Harika oluyor, enfes.
-- Bu arada Türkçen harikaymış Alp.
Alp, Demire Bey'e baktı.
--İnanmayacaksınız ama bunun üzerine çok düştüm.Orta okulda özel kurs aldım kendi isteğimle.
Mahruz hanım kaşralarını çatarak sordu sitemle.
-- Yasak mıydı Türkçe konuşman?Hangi devirde yaşıyoruz?
-- Değildi tabi ki sadece üzerime pek düşülmemişti bu konuda.
--Düşüncesizlik.Sen yarı İspanyol olduğun kadar da Türksün.
Demir bey heybetlendi.
-- Onun mayasında Türk kanı var.Sadece yaşadığı yer İspanyaydı.
-- İnanmayacaksınız ama yedi yaşımdan o iki yaşıma kadar sürekli piyano ve vals dersleri aldım, berbat.
-- Alexsandradan ne beklenir ki?
Ahu hanım bakışlarını devirirken hafifçe burnundan soludu.
--Bu gece de Alexsandradan konuşmayacağız değil mi Demircim?
-- Birşey demedim Ahu.
O sırada kapı çaldı.Hizmeli kapıya yönelerek kapıyı açtı.Sarp son derece keyifli bir şekilde masanın yanına geldi.İlerleyerek komodinin üzerindeki şişe ve kadehten kendine şampanya koydu.
-- Alır mıydın Alp? Kusura bakma bu gece böyle oldu.
-- Olur alırım bir kadeh.
-- Eee yemek bitmiş sanırım.İstersen gel benim terasta biraz muhabbet edelim.
-- Olur gidelim.
Alp, Sarp'ın uzattığı yarı dolu kadehi aldı ve birlikte Alp'in odasındaki terasa çıktılar.
-- Eee, nasıl sevdin mi Türkiye'yi?
-- Sevdin mi ne kelime daha ilk adımımı attığım an burayı biliyormuşum hatta buraya aitmişim gibi hissettim.
-- Çok güzel, geri dönmeyi düşünmüyorsun öyleyse.
-- Şimdilik buradayım.
-- Birşey soracağım yanlış anlamassan eğer.
-- Sorabilirsin, ne merak ettin?
Alp o sırada yalının deniz manzarasını izliyordu.Karşı kıyıda hafifçe belli olan Ege adalarına bakıyordu.Oldukça dalgındı.
--Yıllar sonra seni buraya getiren ne oldu? Damian deme inanmam.Daha bir hafta önce aranız gayet iyiydi.Ben de seni magazinden takip ediyorum.
-- Olaylar her zaman ekranlardan göründüğü gibi olmuyor Sarp.Magazin başlı başına süslü bir yalandan ibaret.
--Doğru, bazen öyle olabiliyor.Yarın rulete gidelim mi beraber?
-- Olur, gideriz.Ben de ortamı merak ediyorum zaten.Ben odama geçiyorum.Daha sonra tekrar konuşuruz.Artık uzun bir süre buradayım ne de olsa.
Alp kapıya doğru yöneldi.Sarp o sırada tekrar Alp'e seslendi.Alp omuzlarının üzerinden Sarp'a doğru geri baktı.
-- Gazetecilere o saçma malzeme haberini neden verdin?
-- Lalin denen o mavi saçlı kız söyledi.
-- Bana ona inandığını söyleme sakın.Gerçekten sence ben Afra'yı öldürmek mi istedim?
-- Hayır tabiki.
-- Peki neden öyle söyledin?
-- Lalin istedi, ben de yaptım.
Dedi gülümseyerek Alp.Sarp ise dikkatini Alp'e vermişti o sırada.Başını salladı hafifçe tamam der gibi.Alp ilk adımı önce atmıştı.
-- O kızda bir numara var.Demedi deme, pek güvenilir değil!
-- Olabilir.
-- Yarın ruleti kazanırsan bunu Demir beye anlatmam.
-- Anlaştık.
-- Eğer ben kazanırsam...
Sarp, Alp'in yanına yaklaştı.Tam burunun ucuna kadar neredeyse.
-- Evet sen kazanırsan...
-- Ahu uyandığında ona harika bir parti düzenlemek istiyorum.Bunu Demir beye sen söyle.Yani sen izin kopar.Olur mu?
-- Olur, anlaştık.
*****
Ertesi gün olduğunda hep birlikte sofraya oturmuşlardı.Demir bey bakır tavadaki sucuklu yumurtayı Alp'in önüne koydu.
-- Al bakalım, Türkiyede adet böyle.
Sarp güldü.
-- Türkiye'de adet böyle Alp.
Ahu hanım çayını yudumlarken kumandayı eline aldı.
-- Haberlere bakalım biraz.
Alp kumandayı aldığı gibi Ahu hanımın elinden kapıverdi.Sarpla kısa bir an bakıştılar.Ahu hanım şaşkınca ikisine bakıyordu.
-- Spor haberlerini açalım mı?
-- Tabi Alpçim, nasıl istersen.
Dedi Ahu hanım.Sarp çayına üç şeker attı ve karıştırırken Demir beye ara ara bakış atıyordu.
-- Söyle Sarp, ne isteyeceksin?
-- Alple gazinoya uğrayalım diyorum.
-- Sırası mı şimdi? Afra'nın yanına gidin.Dün eli kıpırdamış, Alp söyledi.Belki de uyanır.
-- Haklısın Demir amca.
Alp sucuklu yumutayı bitirdi ve söze girdi Demir beye bakarak.
-- Kral ilk günden darlama beni de Afra'yı da.Uyansın, kendine gelsin sonra gideriz.Evlerinde ziyaret ederiz.Ayak üstü mü gideceğiz?
-- Anlaşıldı, öyle yapalım bakalım.
Masadan kalkarak bahçede korumalarla konuşan Yiğitin yanına geldiler.Alp, Yiğite başıyla aracı işaret etti.
-- Aracı çıkar, gazinoya gidiyoruz.
-- Tabi Alp bey.
Araca bindiler hep birlikte.Yiğit şoför koktuğa geçti ve yola çıktılar.O sırada Sarp'ın telefonu çaldı.
-- Alo Sarp.
-- Efendim Lalin, seni dinliyorum.
-- İmza tamam.
-- Beni yormadığın için teşekkür ederim.
-- Dediğim gibi, bunu sadece senin için yaptım.
-- Biz gazinoya geçiyoruz şuan.Yarın bizim yalıya gel.
-- Neden?
-- Gel dedim Lalin.
-- Yalnız Demir beylere benim konuğum olduğunu söyle.Seni kovmasınlar sonra.
-- Ayy, anlaşıldı tamam, geleceğiz.
Gazinoya geldikleride Alp ve Sarp araçtan indi.Yiğit ise aracın içinde onları bekliyordu.
-- Hani Lalin'e güven olmazdı.Eve kadar davet ettin resmen?
-- Ücretini teslim edeceğim.Almak istemiyor sözde.Sakın bana ona güvendiğini söyleme.Senin tipin mi yani hiç?
-- Değişik bir kız gibi.
-- Fazla değişik.
İlerleyerek rulet masalarının olduğu alana yöneldiler.Sarp ellerini şaklattı.Masalardaki insanlar dönerek onlara, Alp'e baktı.
-- Sizlere Demir Bey'in oğlu Alp'i taktim edeyim.
Masalardan birindeki bir adam gülümseyerek yaklaştı.Oldukça Sarp'a benziyordu.
- Merhaba Alp.Ben Sarp'ın dayısıyım.
Sarp gülümsedi.
-- Kendisi Ege millet vekili adayı.Bu seçim kesin alacak gibi.
-- Eee neyine oynuyoruz gençler?
-- Kusura bakma dayıcım.Bu sefer Alple ikimiz oynayacağız ama bizi izlemeni çok isterim.Sen bana şans getiriyorsun.
-- Hay hay, büyük zevkle.
Siyah-mavi renkli rulet masasının başında ilk atışı siyah küçük tek sayıya Sarp yapmıştı.
Sarp rulet dönerken bir yandan saatine bakıyoyor ayakkabısının topuğuyla da ritmik bir şekilde ses çıkarıyordu.
Dayısı derin bir nefes verdi.Sayı siyah yirmi altıydı.
-- Bu gece şanslı değilsin Sarp.Asıl Afra burda olmalıydı, şansın dönerdi.
-- Keşke dayıcım.
Alp, mavi büyük ve çift sayıya oynadı.Çark dönerek durdu ve hava birden buz kesti.
Sarp'ın dayısı fısıldadı.
-- Mavi otuz dört, İspanyanın kodu.
Sarp gülümsedi.Elini Alp'e uzattı.
-- Tebrik ederim cidden.
-- Afra için yine de organizasyon izni alacağım kraldan, merak etme.
-- Harika olur.
Dayısı Sarp'a işaret etti sırada masaya başka biri daha geldi.
-- Biz Sarapla dışarıda bir sigara içiyoruz.Sen arkadaşla devam et.
Bir kaç el rulet çevirdiler yaklaşık on dakika sonra içeri Yiğit girdi telaşla.
--Alp'i kolundan çekiştirdi.
--Gidiyoruz, polisler mekanı basacak! Sarp'ın işi bu.İç işleri bakanı ile yüzde meselesi yüzünden aramız açıktı.Bir de İspanya ile savaş dedikodusu çıkınca denetim sıkılaştı.
Alp öfkeyle ayağını yere vurdu.Fısıldadı kendi kendine.
-- Haber yüzünden yaptı! Basına da haber verdiğine eminim.Hemen gidelim buradan.
Onlar bahçeden hızla kaçarken arabanın lastiklerinin de patlatılmış olduğunu farkettiler.
Siren seslerinin arasında koşmaya başladılar ara sokaların içinde.Koşarken bir an Yiğiti kaybetti.Sonra seslerin daha da yakınlaştığını hissetti.
Sahildeki dalyanlardan birine girdi telaşla.Balıkların olduğu bölümün yanı başındaki kapıyı araladı.
Uzun çekyata oturdu.Çekyatın üzerindeki telefon çalmaya başladı.Ekranda Nilüfer Perisi gibi saçma bir isim yazıyordu.
Telefonu kapadı.Sonra telefon tekrar ısrarla çaldı.Telefonu kapamaya çalıştı lakin aceleyle eski model telefonun tuş kilidi algılamadı bile.Telefonu açtı.
-- Ekmek arası balıklarım hazır mııı?
Balıkçı adam içeri girdi. Tezgahın arkasındaki mangalı yellemeye başladı.Arkasını döndüğünde kapı boylu boyunca açıktı.
Çekyatın üzerinde ise İspanyol prensi Alp vardı.Ya da diğer bir deyişle Demir Sarkaç denen mafyanın oğlu vardı.Üstelik elinde, telefonuyla konuşuyordu.
Bölüm etkileşimi
