Boyutlar Arası kitap kapağı

3. bölüm / 7

Boyutlar Arası

BÖLÜM 3

Vaveyla Yazarı: Birsu Özüm CEYLAN

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 3

BÖLÜM 3

Yemekten önce Meriç, Evren ve Civan her zamanki gibi toplantı salonuna gelmiş ve gün başlamadan önce ne yapacaklarını konuşuyorlardı. Salonun ortasında büyük daire bir masa vardı. Çam ağacından yapılmış masayı aynı ağaçtan yapılmış sandalyeler çevreliyordu. Oda büyüktü. Ancak odada sadece üç kişilerdi. Birbirlerine yakın oturdular. Meriç ortada hemen solunda beyaz doktor hırkası ile Evren ve sağında da hâki renginde askeri pantolon ve tişört içinde Civan oturuyordu. Meriç sol kolundaki saate baktı. Eski saatin camı atlattığı badirelerin ardından çizgi çizgi olmuştu. Yediyi çeyrek geçiyordu. On beş dakika gecikmişti. Bunu fark eden Evren Meriç’e baktı ki Meriç de dönüp ona bakıyordu. Civan boğazını temizleyerek konuştu.

“Geç kaldı. On beş dakika. Evren’in bakması gereken hastaları benim de ilgilenmem gereken bir ordum var. Günün birinde sığınağın yönetimi ona geçecekse bunu önemsemeli. Toplantı kaçırmak nedir!”

Meriç bir şey demedi. Civan’ın haklı olduğunu biliyordu. Derin nefes aldı. Birazdan kapı iki kere vuruldu. Meriç seslendi “Gir!” Üzerine tam oturan pantolonu, vücudunu saran siyah kazağı ve deri ceketiyle Demir içeri girdi Kıyafetlerinin bu canlılığının aksine gözlerinin altında koyu halkalar oluşmuştu. Koyu saçları düzgün bir şekilde değildi. Dağılmış ve anlına düşüyordu. Meriç onu bu halde görmeye alışkın değildi. Kaşlarını çattı.

“Geç kaldığım için üzgünüm.”

Sonra masadaki boş yerlerden birine oturdu. Meriç’in bakışları hâlâ üzerindeydi. Otoriter bir sesle konuştu. “Neden geç kaldın?”

Demir bu soruyu bekliyordu. Konuşmadan önce boğazını temizledi. “Dün gece pek iyi uyuyamadım.”

“Neden?” Civan, Meriç’ten önce davranıp sormuştu bu soruyu. Kendisinin de otorite figürü olduğunu hatırlatmak istiyor gibiydi. Demir ona döndü ve kısa bir an için yargılayıcı bakışlarını üzerinde gezdirdi. Civan bunu fark etmiş gibi görünmüyordu. Sonuçta Demir’i gerçekten tanımıyordu. Onu tanıyan Meriç ve Evren’e gelince… Demir’in Civan’dan hoşlanmadığının farkındaydılar.

Demir kısa ve öz bir cevap verdi. “Uyku tutmadı.” Geçiştirmesi barizdi. Bakışlarını Meriç’e yöneltti ve gözlerini ona kilitledi. Civan aldığı cevaptan yeterince memnun olmamıştı. Demir’e bulaşmaya devam etti.

“Uykularını kaçıran şu yeni kız mı?”

Demir’in tepkisi çok ani olmuştu. Civan’a baktı. Yüzünde mimik oynamamıştı ancak baktığı yönün değişmesi Civan için küçük de olsa bir zaferdi. Civan, Demir’e içini görüyormuş gibi baktı. Civan, hakkında hiçbir şey bilmiyor olsa da insanı bu yoğun bakışlarla kandırırdı ve onun açıklarını bulur, bu açıkları ona karşı kullanırdı. Sunay ailesine de aynısını yapmıştı. Çok işe yarardı. Ama Demir’de işe yarar mıydı? Deneyip görecekti.

“Aslına bakarsan, evet.” Diye itiraf etti Demir. Civan bu cevaba şaşırmıştı. Demir’in bu kadar çabuk açılacağını düşünmemişti. Konuşmaya devam etti. “Beni onu korumakla görevlendirdiniz ama onu korumak ne kadar zor olacak farkında mısınız?”

Herkese tek tek baktı. Meriç’ten öğrendiği sert otoriter ses tonunu kullanıyordu. Civan dudaklarını büzdü ve başını onaylarcasına yukarı aşağı yavaş yavaş salladı. “Farkındayız.” Meriç ve Evren’e şöyle bir baktı. “Bir farklılık yaratacak mı bilmiyorum ama onu korumaya almak Meriç ve Evren’in fikriydi. Ben de seninle aynı fikirdeyim. Onu sığınakta barındırmak istemiyorum.”

Civan’ın uzlaşmacı hali açık bir tuzak gibiydi ve Demir bunu fark ettiğinde bir tepki göstermedi. Evren toplantının başındaki sessizliğini bozdu ve ilk defa konuştu. “Önemli olan Demir’in neye inandığı.” Sonra bir anne edasıyla bakışlarını Demir’in üzerinde gezdirdi. Acaba dünkü kaçamaklarını biliyor muydu? Onu öldürmeye ne kadar yaklaştığını ama her defasında kendine hâkim olmaya çalıştığını biliyor muydu? Lavin ile göz göze geldikleri her anda, Demir’in sözleriyle gaza geldiği ve mükemmel atışları yaptığı o zamanda ya da onu daha fazla duymamak için tırmanışta berbat olmasına rağmen hızla duvara atlamasında…. Lavin’in her hareketinde Deren’i gördüğünü biliyor muydu? Buna rağmen dün ona yalan söylemişti. Dün Lavin’in yaşamasına izin vermişti. Kendine yalan söylemişti. Konuşmadan önce derin nefes alıp düşünüyor gibi yaptı.

“Siz ona inandınız, ben de yaptığım gözlemleri şimdilik yeterli buldum. İddia ettiği gibi Lavin mi yoksa Deren mi olduğu zamanla ortaya çıkar. O vakte kadar ben bana verilen görevi yapmakla yükümlüyüm ve onu koruyacağım.”

Asla ona bir şans verdiğini dile getirmeyecekti. Bu onun için bir zayıflıktı. O şans vermezdi. Kimseye kefil de olmazdı. Birine güven adı altında güç vermek çok yanlıştı. Sonradan ihanete uğramak için açık bir kapı bırakılmasına neden olurdu ve Demir aynı hataya ikinci kez düşmeyecekti. Evren bu cevabı yeterli bularak geri çekildi. Yüzünde oluşan gülümsemeyi de Demir görmeden önce silmeyi başarmıştı.
Demir’in bu cevabından hoşlanmayan Civan kaşlarını çattı. Cidden bir an için Demir’i yanına çekebileceğini mi sanmıştı?

“Öyleyse Miraç kızın varlığını öğrendiğinde ne yapmayı planlıyorsunuz?”

Meriç konuşmayı devraldı. “Kızın yüzünü gördüklerini sanmıyorum. Öyle olsa çoktan kapımıza dayanmışlardı. Ama diyelim kızı gördüler ve geldiler, o zaman hasta olduğunu söyleriz ve Miraç’ın karşısına çıkarmayız.”

Civan bunun Miraç’ı inandırmak için yeterli olacağını düşünmüyordu. “Geçerken uğramayacaklar Meriç. Miraç’ı biliyorsun. Ordusuyla gezer o adam.”

Meriç sakin ama otoriter bir sesle konuştu. “Tehlikesinin farkındayım Civan.” Meriç herkesin fikrini beyan etmesini isterdi ama fikir beyan ederken küçümsenmeye ya da sınırların aşılmasına asla göz yummazdı. Günün sonunda sığınağın kurucusu oydu ve hepsinden üst bir rütbedeydi. Bunu Civan’a her gün hatırlatmaktansa yorulmuştu. Civan sustu. Susmak istediği için değil öyle gerektiği için sustu.

“Peki Miraç Deren için bir ordu adamı kapımıza diker mi?”

Evren’in bu sözlerine Civan küçümseyen bir ifadeyle baktı. Ona göre bu çok bariz bir şeydi. “Miraç’ın işkencecisinden bahsediyoruz Evren. Bir zahmet.”

Evren onun bu kendini beğenmiş ve diğerlerini küçümseyen halini görmezden gelmeyi tercih etti. Meriç onun iyi bir ordu komutanı olduğunu söylüyordu ve bu bir gerçekti o yüzden ona katlanmak zorundaydı. Ancak bu onu seveceği anlamına gelmiyordu. Civan konusunda Demir ile çok fazla ortak duygu paylaşıyorlardı. Meriç, Evren’in ne demek istediğini açıklayacaktı ki Evren sözü devraldı. Belki de görmezden gelmek yerine ona ağzının payını vermeliydi. Civan’ın tek yönde ilerleyen aklının çeşitli olasılıklarla karşılaşmasının vakti gelmişti.

“Deren’in Miraç için ne anlama geldiğini biliyorum Civan. Benim demek istediğim sırf Miraç bir kızı istiyor diye ordusunun savaşıp savaşmayacağı? Yaşanılabilir bölgelerin çoğu ele geçirildi ve o bölgedeki birlikler güçlü, her geçen gün daha da güçleniyorlar. Cebeci ordusu sadece işkence çektirme ‘yeteneği’ olan biri için kan dökmek istemeyecektir. Hiçbir ordu istemez. Hedefleri daha büyük olmalı. Ancak bir bölge kazanmak için savaşa gireceklerdir onu da bize saldırarak başaramazlar. Ayrıca Deren’in abisi de aynı işi yapmıyor muydu?”

Demir’e kısa bir bakış attığında Demir komutu alarak Deren’in abisinin adını söyledi. “Hazer.” Evren kısaca çenesini aşağı indirip teşekkür etti ve konuşmaya devam etti. “Hazer varken Deren’e o kadar da ihtiyaç duymazlar. Yani eğer kızın yüzünü görmüş olsalar ve buraya gelseler bile bu Lavin’i bizden alabilecekleri anlamına gelmiyor. Olur da illa Deren’i görmek istediler diyelim. O zaman Lavin’i karşılarına çıkartırız. Lavin, Derenmiş gibi konuşarak burada kalmak istediğini söyler. Bunun üzerine Miraç ne diyebilir? Ordusunun önünde onu istemeyen birinin dönmesi için yalvarmayacaktır ya da onun için savaşmayacaktır. Bu otoritesinin çökmesine neden olur. Miraç bunu kaldıramaz.”

Sonra gözlerini kırpıştırıp başını yana eğerek Civan’a baktı. Gülümsemesini bastırmaya çalışıyordu çünkü Civan, Evren’in aptal birine bir şey öğretiyormuş gibi aklından geçeni anlatmasının ardından susup kalmıştı. Belki de Civan, Evren’in böyle şeyleri çok yüzeysel anladığını ya da hiç anlamadığını sanıyordu. Onun bir doktordan fazlası olmadığını düşünüyordu ancak Evren bu masada sırf Meriç’in karısı olduğu için oturmuyordu. Civan’a bir daha zekasını gösterme ihtiyacı duymayacağını umarak onu süzdü. “Demeye çalıştığım tam olarak buydu.”

Meriç’in masanın altından bacağına dokunduğunu hissetti. Ufak çaplı bir aferindi. Meriç’in ifadesiz yüzünün altında aslında kahkahalar attığını biliyordu. Meriç’in dizine dokunan elini tuttu ve sıktı. Biraz sonra ise Meriç boğazını temizledi ve verdiği kararı açıklamak için konuşmaya başladı. Ellerini masanın üzerinde birleştirmiş, omuzlarını geriye atmış, tamamen otoriter bir duruş sergiliyordu.

“O zaman Miraç, Deren için gelirse ne yapacağımızı biliyoruz.” Sonra üçlünün yüzüne tek tek baktı. “Şimdi daha önemli bir konuyu konuşabiliriz. Boyutlar arası yolculuk.”

Evren cebinden Lavin’in telefonu çıkardı ve masaya koydu. Demir bunu görünce oturduğu yerde doğruldu. Dün gece Lavin ile en çok müzik hakkında konuşmuştu. Lavin ona kendi boyutunda çıkan ama Demir’in asla bilmediği şarkıları anlatmıştı. Hatta dışarısıyla ilgili fotoğrafları olduğunu, telefonu yanında olsaydı göstermiş olacağını söylemişti. Demir o fotoğrafları görmek, o müzikleri dinlemek için can atıyordu. Biraz da Lavin’i tanımak onu öğrenmek istiyordu. İçinde karşı konulamaz bir arzu vardı. Lavin’i bilmek istiyordu. Ancak Meriç konuşmaya devam edince tüm dikkati bozuldu.

“Telefonu inceledik. Lavin’in başka bir boyuttan geldiğine kesin gözüyle bakabiliriz artık. Bu da bize şu problemi yaratıyor: bu kapıya nasıl ulaşacağız? Doruk, Lavin’i İstanbul’da bir okuldan kurtardıklarını söylemişti.”

Ancak tek bir problem vardı. Dev gibi olduğu da bir gerçekti. “Ancak İstanbul’da Cebeci gözcüleri ve yağmalayıcıları var.” Diyerek tek ama dev sorunu tekrar hatırlattı Demir.

Meriç başını ağır ağır yukarı aşağı sallayarak Demir’in söylediklerini onayladı. Biraz dalgın gibiydi. Sağ eliyle beyazlamaya yüz tutmuş sakalını tarıyordu.

“Ayrıca boyut kapısı hakkında da yeterli bir bilgiye sahip değiliz. Tek seferliğine mi açıldı? Açıldıktan sonra sabit bir yerde mi duruyor yoksa bir kez daha açılmak için rastgele bir yer mi seçiyor bilmiyoruz. Lavin oradan geçtikten sonra kapanmış da olabilir.”

Demir iç çekti. Eğer öyleyse işler Lavin için daha zor hale gelirdi ve o burada kaldığı sürece buraya alışmak için çabalayacak ve bunu yaparken de Deren’den nefret eden biri çıkıp ona saldıracak belki de ölümüne neden olacaktı. Demir bunu düşünmek istemediğini fark etti. Lavin ne kadar bazı konularda Deren’e benzese de bir şeyler anlatırken ki hevesi, bir anda hayat bulmuş gibi canlanışı tamamen kendine hastı. Duygularını kontrol etme gereği duymuyordu ve en önemlisi de Demir’den nefret etmiyordu. Gece ona bir şeyler anlatırken Lavin’in gözlerinin nasıl parladığını hatırladı. Sonrasında bu düşünceleri hemen aklından çıkardı. Hayır, Lavin’in nasıl davrandığının bir önemi yoktu. Önemli olan tek şey onu korumakla görevlendirilmiş olan Demir’in başına ne kadar iş açacağıydı. Ona saldırmak isteyenler olacaktı, Demir de onlarla aynı fikirde olsa da Lavin’i korumak adına onları durdurmak hatta canlarını yakmak zorunda kalacaktı. Demir’in başına bela olacaktı. Başka bir şey değil. Bir beladan ibaretti.

“Öyleyse sorunlarımız hafiflemiş olur. Ama eğer kapanmadıysa ve o okulda öylece açık duruyorsa bu her an o boyuttan bir dişleğin geçebileceği ya da Cebecilerin onu bulup istedikleri her şeyi yapabilecekleri anlamına gelir.” dedi Civan. Bu da bir diğer oldukça büyük sorundu ama yine Cebecilerden kaynaklanıyordu. Sonuçta dişlekler ses duymadıkları sürece bir okulun lavabosunda bir tuvalete girmezlerdi.

“Oraya gitmeli ve boyut kapısı var mı yok mu diye bakmalıyız. Eğer varsa orayı korumalıyız.” Evren sözlerini kesin bir tonda söylemişti. Başka bir seçenekleri de yoktu. Dünyanın çivisi çıkmıştı. Herkes sadece ve sadece kendini, kendinden olanı kolluyordu. Artık neyin doğru olduğunun bir önemi kalmamıştı. Salgın olmayan, insanların özgürce dolaşabildiği bir boyutun geleceği söz konusuydu ve onu korumak da Akçaların sorumluluğuydu. İyi olarak kalmaya çalışan tek birlik, tek topluluk. Demir derin bir nefes aldı. Toplantı bitmiş olmalıydı. Ancak kısa bir sessizliğin ardından Meriç boğazını temizledi ve tekrar konuşmaya başladı.

“Başka bir mesele daha var.”

Bütün ilgi tekrardan ona yönelmişti şimdi.

“Doğu Yakası’nda işlerin yolunda olmadığını duyduk,” devam etmeden önce durumun ciddiyetini vurgulamak amacıyla herkese tek tek baktı. “Oradaki avcı toplayıcı yerleşkesi serserilerin saldırısına uğramış. Ne kadar ayakta kalabilirler bilmiyorum ama harekete geçmek için yardım çağrısının gelmesini bekleyemeyiz.” Doğrudan Demir’e baktı. “Avcılar’ın her an oraya gidecekmiş gibi hazırlanmalarını istiyorum.”

Demir başıyla onayladı. “Emredersiniz.” Doğu Yakası hafif tepelik bir yerdi. Bu da tehlikelerin ya da yakınlardaki yerleşkelerin kolayca görülebilmesini sağlıyordu. Kışları diğer bölgelere göre daha soğuk ve rüzgârlı geçiyor olabilirdi ama bu konumunun verdiği imkâna göre göz ardı edilmesi kolay bir durumdu. Eğer Doğu Yakası düşerse herkes başına üşüşürdü. Eğer Cebeciler, Akçalardan önce ulaşırsa bu hiç iyi olmazdı. Miraç etrafa terör estirmeye bayılırdı. Güç gösterisi yapmaya bayılırdı ve Doğu Yakası onun gücüne güç katacak bir yerdi. Bu yüzden hazırlıklı olmalıydılar, bu yüzden aceleci olmalıydılar.

“Kimsenin söyleyecek bir şeyi yoksa,” Meriç soru sormak ya da yorum yapmak isteyen var mı diye herkese tek tek baktı. Kimseden ses çıkmayınca devam etti. “Toplantı bitmiştir.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

192okunma 42beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18