13. bölüm · BİR SOKAK DÖRT KALP

12. Bölüm: "Bir Mesaj Kadar Yakın"

Vaveyla Kullanıcısı

~ Leyla ~

Pastene açılalı iki hafta olmuştu. Nisan ayı bitmiş, yerine Mayıs'a bırakmıştı. Buse ve Eda pastanede iyi iş çıkarıyorlardı. İrem ön tarafta müşterilerle ilgilenirken ben kızlarla birlikte arka tarafta biraz önce verilmiş olan pasta siparişini hazırlıyorduk. Eda kremayla ilgilenirken, Buse de meyveleri ve sosu hazırlıyordu.

"Kaan abi nasıl?" diye sordu Buse.

Pandispanyayı hazırlarken bir an duraksadım ve göz ucuyla Eda'ya baktım.

"Değişen bir şey yok Buse," dedi Eda kremayı çırparken. "Çok tuhaf bir ruh hâline bürünmüş resmen."

"Nasıl?" diye atladım lafa.

"Yani bir öyle bir böyle. İyice dengesizleşmiş. Geçenlerde gym'de kum torbasını patlatmış."

"Ne?!" dedi Buse şaşkın bir halde. Kaan kum torbasını patlatmıştı. "Ne zaman olmuş bu olay?"

"Biz pastaneye staj yapmak için geldiğimizde. Daha doğrusu stajı burada yapıp yapamayacağımızı sorduğumuz zaman Leyla."

Şok olmuştum. Çünkü o gün Kaan'la karşılaşmış, mahalleye birlikte gelmiştik. Ve aynı gün ruh hâli biraz tuhaflaşmıştı. O gün otobüsten iner inmez Demir Yumruk'a gidip, kum torbası patlatacak kadar ne yaşamış olabilirdi ki? Ya da neye o kadar sinirlenmişti?

Pandispanya hamurunu kalıba döküp fırına attım. "Pandispanyayı fırında siz bakarsınız, ben biraz hava alacağım."

"Tamam," diye yanıtladı Buse.

Ben mutfaktan çıkarken İrem kasada ödeme alıyordu. Askılığa gidip çantamı aldım ve İrem'e, "Ben biraz dolaşacağım. Belki karşıdaki parka giderim," dedim.

"Tamam canım, dikkat et."

"Çok geç kalmam, biraz hava alıp geleceğim," dedim.

"Sorun değil Leyla," dedi.

Pastaneden çıkıp etrafa bakındım. Yürümek ve parka gitmek arasında bir seçim yapıp parka doğru ilerledim. Araçlara dikkat edip parka gittim ve bir banka oturdum. Aynı bank... Kaan'la yağmurlu günde birlikte oturduğumuz bank. Daha doğrusu ben otururken hiç izin almadan yanıma oturduğu bank.

Etrafta birkaç çocuk ve anneleri vardı. Benim oturduğum yer onlardan uzak, sokak lambasına yakındı. Aklımda binlerce soru vardı. İyi miydi? Neden bu kadar kötü bir ruh halindeydi? Kum torbasını neden patlattı? Neden bu kadar sinirlendi? Benim yüzümden mi mesela?

Aklımda bunlar gibi daha bir sürü soru varken çantadan telefonu çıkardım ve Instagram'a girdim. Kaan'ın profiline baktım; aynı, son birkaç gündür yaptığım gibi. Ne bir gönderi ne de bir hikaye atmıştı. Mesaj kısmına girip "İyi misin?" yazdım.

~ İlahi Bakış ~

Kaan ağırlık kaldırırken Toprak onu izliyordu. Son günlerde arkadaşının başından ayrıldığı yoktu. Bugün yine kum torbasının başına geçecekti ama Toprak buna izin vermeyip ağırlık kaldırmasını istemişti. İkinci kez kum torbasını patlattığında Toprak kesin bir dille üçüncüsü olmasın demişti; haklı olarak tabii. Sonuç olarak öğrencilerinin o kum torbalarına ihtiyaçları vardı ve yenilerini getirtmek biraz zaman alıyordu.

Ağırlık kaldırmayı bırakıp havluyla terini sildi. "Hayırdır?" dedi Toprak, ağırlığı bırakan arkadaşına.

"Duş alacağım," dedi Kaan duşların bulunduğu odaya giderken. Bu odada Kaan'ın ve Toprak'ın da dolabı vardı. Kaan dolabından havlusunu ve şampuanını alıp ılık bir duş aldı. Belinde havluyla dolabındaki çantadan kıyafet çıkarıp temiz kıyafetlerini giyerken bir yandan da ayna ile göz göze gelmemeye çalışıyordu. Aynada tekrar o dövmeyi görmek istemiyordu. Çünkü zaten kafası karma karışıkken bir de dövmeye bakıp iyice dağılamazdı.

Kıyafetlerini giyince çalışma odasına gidip masaya oturdu. Ellerini kafasına koymuş düşünürken telefonuna bir bildirim geldi. Eline alıp baktığında Instagram'dan olduğunu gördü. Leyla mesaj atmıştı. DM kutusuna girip Leyla'yla olan mesajlara girdi:

• Leyla_demir: İyi misin?

Farkında olmadan yüzünde bir gülümseme oluştu Kaan'ın. Sanki dejavu yaşıyordu. Zamanında o Leyla'ya "İyi misin?" diye sormuştu, şimdi de o Kaan'a soruyordu.

• kaanyildirim: Neden soruyorsun?

Çok geçmeden cevap gelmişti.

• Leyla_demir: Eda ve annen iyi olmadığını söyledi, basit bir merak.

Anlaşılan Leyla da Kaan gibi düşünmüş, onun küçük oyununa karşılık veriyordu.

• kaanyildirim: İyiyim.

• kaanyildirim: Sen annemle mi tanıştın?

• Leyla_demir: Evet. Çok tatlı bir kadın.

• kaanyildirim: Öyledir.

• Leyla_demir: Gerçekten iyi misin Kaan?

• kaanyildirim: İyi olmam neden önemli Leyla?

• Leyla_demir: Çünkü bu dünyada seni merak eden onlarca insan olabilir... Ama sen iyi olmadığında 'Keşke bunu engelleyebilseydim.' diye kendini suçlayan kişi benim.

Kaan tekrar tekrar aynı mesajı okuyordu. Okurken yüzünde oluşan gülümsemeye engel olamadı. Telefonu masaya bırakıp koltuğundan geriye yaslandı. Kafasını yukarı kaldırıp tavana baktı sırıtarak. Ne yazmıştı Leyla?

"Çünkü bu dünyada seni merak eden onlarca insan olabilir... Ama sen iyi olmadığında 'Keşke bunu engelleyebilseydim.' diye kendini suçlayan kişi benim."

Bu tek paragraf onlarca günün yorgunluğunu üzerinden almasını sağlamakla kalmamıştı; kafasında dönen tüm soruları durdurmuş, keyfinin yerine gelmesini sağlamıştı. Sonra yüzü ciddi bir hâl aldı ve koltukta dikleşip telefonu eline aldı. Bir cevap yazmalı mıydı? Yazacaksa da ne yazacaktı ki?

Kapı açılıp içeriye Toprak girince bu düşüncelerden kurtulup ona baktı. Kafasını 'hayırdır' dercesine salladı.

"Çay getirdim içelim, sabahtandır içtiğimiz yok," dedi Toprak elinde iki çayla içeri girerken.

"Sabahtandır içmiyor musun?" diye sordu Kaan ve sonra, "O elindeki onuncu bardak mı? Yoksa on birinci mi?" diye de devam ettirdi.

Toprak çayını yudumlarken koltukta geriye yaslanıp "Aşk olsun" dercesine baktı. "Sen benim içtiğim çayları mı sayıyorsun lan?"

"Evet," dedi Kaan alay ederek. "Sabahtandır çay içmiyormuş şuna bak..."

"Ne var kardeşim, en azından hararetimi alıyor. Belki seninkini de alır. Malum, iki haftada iki kum torbası patlattın!"

"Harareti alır mı bilmem de çay iyi geldi şu an."

"Tabii oğlum ne sandın. Çay bu, her şeye iyi gelir," dedi Toprak.

Kaan arkadaşının bu söylediğiyle gür bir kahkaha attı. Son iki haftadır hiç bu kadar gülmemişti. Hatta son iki haftadır hiç gülmemişti.

"Keyfin yerine gelmiş galiba."

Kaan yalnızca omuz silkti gülerken. "Gelmesin mi kardeşim?"

"Gelsin kardeşim. Gelsin. Bak ben eski Kaan'ı özledim," dedi Toprak.

"O zaman bu akşam bize gelin. Eskisi gibi beraber bir yemek yeriz. Sonra da sen, ben ve Mert dışarı çıkarız," dedi Kaan.

"Valla Mert garanti değil. Ben bir sorayım ona."

"İyi, sen Mert'i ara ben de annemi arayayım akşamı diyeyim."

"Tamam," dedi Toprak.

Kaan annesini arayıp akşamki planı anlatırken, Toprak da Mert'e haber verdi. Gül Hanım oğlunun sesindeki neşeli tını ile mutlulukla akşam hazırlığına başladı. Bir yandan da Canan'a haber vermişti.

Herkes bir şeyle uğraşırken gün yavaş yavaş ağarıyordu. Geceye Düşen Gölge Pastanesi'nde ise günün ağarması ile birlikte işler yoğunlaşıyordu. İnsanlar akşam eve giderken aileleri ile yemek için tatlı alıyordu. Kimisi kurabiye, kimisi tart, kimisi de bir yakını için pasta alıyordu.

"Eda, Buse siz ikiniz çıkın," dedi İrem.

"Ama burası kalabalık İrem, tek başınıza hallebilecek misiniz ki? Hem daha erken değil mi?"

"Yok Buse, siz bugün erken çıkın. Akşam misafirliğe gideceksiniz, Eda da annesine yardım eder hem. Biz Leyla ile hallederiz."

Buse ve Eda birbirine bakıp kafalarını salladılar. Bellerine bağladıkları önlükleri çıkarıp askıya astılar ve çantalarını aldılar.

"Bir dakika bekleyin," dedi Leyla, elindekini poşeti koyup kızlara verdi. "Akşam için..." dedi Leyla, gerisini getiremedi.

"Teşekkürler," dedi Eda ve Buse'yle birlikte pastaneden ayrıldı.

~ Leyla ~

Akşam yemeğini pastanede yemiştik İrem'le. Son kez paspas atıp pastaneyi kapatıp eve geldik. İrem eve gelir gelmez kendini banyoya atmış, ben de odama gidip kendimi yatağa attım.

Parkta Kaan'la olan mesajlaşmamı hatırlayınca yüzümü buruşturdum. O son mesajı atmayacaktım. Tam silecektim ki Kaan'ın mesajı gördüğünü gördüm. Kaan mesajı görmüştü ama cevap yazmamıştı.

"Leyla banyoya girebilirsin," diye seslendi İrem.

"Tamam," dedim ve yataktan kalkıp dolaptan havlu ve kıyafet hazırladım. Banyoya girip ılık suyun bedenimden akmasına izin verdim. Günün yorgunluğuna iyi geliyordu.

Banyodan çıktıktan sonra İrem'le birlikte çay içip film izledik. Hem izliyor hem de sohbet ediyorduk.

"Bugün bir tuhafsın sanki," dedi İrem.

"Nasıl yani?"

"Bilmem, bugün ayrı bir düşüncelisin."

"Farkında değildim," dedim.

İrem koltukta yan dönüp bana bakacak şekilde oturdu. "Emin misin Leyla?"

"Evet, eminim İrem. Neden bu kadar sorguladın ki?"

Gözlerinden tanıdık bir ifade geçti. "Çünkü iyi olmanı istiyorum canım," dedi. Sanki tekrar eskisi gibi olacağımdan, buraya gelmeden önceye dönmemden korkuyordu. Yüzümde acı bir tebessüm oluştu.

"Ben iyiyim. Gerçekten."

"Canını sıkan bir konu varsa bana söyle Leyla. Tamam mı?"

"Söylerim," dedim. "Aaa hadi neyse, burayı toplayıp yatalım. Yarın iş var iş..." dedim, sesimi neşeli çıkarmaya çalışarak.

İrem'le birlikte etrafı toplayıp odalarımıza çekildik. Yatağa uzanıp bildirim geldi. Kaan mesaj atmıştı. İçimde tarif edemediğim bir his oluştu. Yatakta oturur pozisyona gelip DM kutusuna girdim.

• kaanyildirim: Sabah attığın mesajı gün boyu düşündüm.

• kaanyildirim: Bana ne hissettirdiğini aldatıcı değil, canlılık bileceğimi. Ama sen de son, bil...

• kaanyildirim: Bir gün biri suçlanacaksa, o da sen olmayacaksın.

• kaanyildirim: Kendine besin taşıyabileceğin yükleri yükleme, Leyla.

• kaanyildirim: İyi geceler Leyla. Tatlılar için teşekkürler.

Kaan'ın yazdığı mesajları tekrar tekrar okudum. Telefonu kapatmadan önce Kaan'a iyi geceler yazmıştım. Yüzümde oluşan gülümsemeye engel olamamıştım.

Ah Kaan... Sen bana ne yapıyorsun be adam? Kendi gibi beni de dengesizleştirdin. Yüzümdeki gülümsemeyle birlikte gözlerimi kapattım. Umarım her şey güzel olur. Ve umarım tekrar aynı şeyleri yaşamazdım...