4. bölüm · Bilmiyorum?..(BL)
▀▄▀▄TATLI KARMAŞA▄▀▄▀
*Rui'nin gözünden*
Heyecanla bekliyorum. Siyah saçlarım dağınık, üzerimde mavi boğazlı bir kazak var, altımda ise mavi bir kot pantolon. Montum tamamen ince bedenimi sarıyor. İnanılmaz heyecanlıyım! Nate'i otobüs durağında bekliyorum. Nate otobüsten inince hızla yanına geçiyorum. Üzerinde siyah bir palto var. Uzun boyunu çok güzel vurgulamış, kahverengi hafif uzun saçları çok iyi şekillendirilmişti. Altında siyah bir kot vardı. Fazla iyi görünüyordu. Yanına geçtiğim an saçlarımı karıştırdı"Bugün çok tatlısınız bayım. " Diyor alayla. Göz devirip elini çekiyorum. "Siz de harikasınız. " Diyorum aynı alaycılıkla. Birlikte yürürken benim hızlı adımlarıma kolaylıkla uyum sağlıyor... Keşke ben de 1.80 boyunda olsaydım...
Tatlıcıya geçtiğimiz zaman Nate menüye bakarken gözleri bana kayıyor "Ne istersin? " Diyor rahatça. Sırıtıp mırıldanıyorum "Bir tane latte ve belki... Karamelli kurabiye. " Diyorum gülümseyerek. O sırada koluna tutunduğumu fark etmiyorum ama Nate bunun çok farkında gözüküyor... "Ahhh tamam anladım. Ben de sade bir kahve alacağım. " Diyor. Ona bakıyorum sonra menüdeki tatlıları gösteriyorum. "Sade kahve? Sen nesin 30 yaşında bir iş adamı mı? Şuradaki tatlılara bak! " Diyorum hafif çocuksu bir ifadeyle. Nate bana bakıp sırıtıyor ve elini kafama koyuyor. "Tatlı şeyleri sevmiyorum. Senin dışında tabiki. " Diyor alayla. Ben ise göz deviriyorum. "Tamam... Sensin. " Diyorum ve kenardaki cama yakın bir masayı işaret ediyorum. "Hadi oturalım. " Diyorum ve hafifçe onun kolunu çekiştiriyorum. Oturuyoruz ve tatlılarımız geliyor. Ben yavaşça kahvemi yudumlarken durmadan konuşuyorum. Ne hakkında konuştuğumu ben bile bilmiyorum... Ama en azındam Nate dinliyor. Bir süre sonra bir karamelli kurabiyeyi ona uzatıyorum "Hadi Nate bir dene. Tadı çok güzel~!" Diyorum sırıtarak. O ise elini kaldırıp "Teşekkür ederim Rui ama istemiyorum. " Diyor. İlk başta duraksamama rağmen yüzümde oyunbaz bir sırıtış beliriyor. Yerimden kalkıp yanına gidiyorum. "Hadi ama beni kırma ve dene. " Diyorum alayla. Nate bir an için kaskatı kesiliyor sonra gergin bir sırıtışla karşılık veriyor "Hayır... " Diyor. Sahte bir masumiyetle ona yaklaşıyorum. "Ben sana yedirirsem kabul eder misin? Hadi aç ağzını. Aaa~..." Diyorum ve kurabiyeyi ona uzatıyorum. Nate zorla yutkunurken adem elması sallanıyor. Sonra kızarmış yüzüyle isteksizce ağzını açıyor ve kurabiyeyi ısırıyor. "Evet... Fena değilmiş... " Diye mırıldanıyor. Sırıtıp tekrar yerime geçiyorum. "Sana demiştim! " Diyorum alayla.
Tatlıcıdan çıktığımız zaman Nate bana soruyor "Şimdi nereye gidelim? Gün hala daha genç. " Diyor rahatça. Omuz silkiyorum"Bilmiyorum... Sence nereye gidelim? Aklında bir fikir var mı? " Nate bir an duraksıyor sonra vahşi bir sırıtış dudaklarını çekiştiriyor... Keşke ona sormak yerine kafama Rus ruleti dayasaydım.
***
Otuz dakika boyunca birlikte yan yana yürüyoruz. Nate bana tam olarak nereye gideceğimizi söylemedi... Korkuyorum, gerginim... Beni şehrin en tekinsiz ara sokaklarından birine götürdü. Paslı bir kapının arkasından gelen bağırışlar ve ağır ter kokusu... Burası da neresi?... Nate'e bakıyorum. Nate sırıtmaya devam edip bana bakıyor. Kapıyı bir eliyle tutuyor "Şimdi... Yanıma gel ufak pamuk topu ve manzaranın tadını çıkar. " Diyor karanlık bir şekilde. Kapıyı açıyor. İçerisi bir sürü adamla dolu... Hepsi benim iki katım... Hayır üç... "Nate... Sen beni nereye getirdin? " Diye mırıldanıyorum paltosuna yapışırken. Nate sırıtıyor "Burası bir yaşadışı dövüş alanı. Burada her dövüşe para yatırıyorlar. " Diyor ve benim boyunma inene kadar eğiliyor. "Buraya arada bir geliyordum ve senin seveceğini düşündüm. " Diyor sahte bir masumiyetle... Yalan söylemenin kötü olduğunu annen sana öğretmedi mi lan?! Tam o anda Nate üstündeki paltoyu bana veriyor. Sonra üzerini saran o siyah tişörtü ile duruyor. Platosu'nun cebinden bir kaç bandaj alıyor. Beni duvarın yanındaki yere oturtuyor sırtımı duvara verince tam karşıma bağdaş kurarak oturuyor. Hızlıca bandajları eline sarıp dişleri ile çekip sıkılaştırırken karşısında kalbim hızla atıyor. Hem atmosfer değişikliğinden hem korkudan hem de şu an Nate'in karizmasından dolayı sakinleşmem mümkün değil! Bir an sonra Nate bana bakıp sırıtıyor "Küçük pamuk topu. Birazdan ringe çıkacağım. Bana tezahürat yapmayı unutma. Tamam mı? " Diyor göz kırparak. Yüzümü başka tarafa çeviriyorum"Belki... " Diye mırıldanırken birisinin bağırışıyla irkiliyorum. Nate bana son kez bakıp kalkıyor "Burada kal küçük pamuk topu... Gözlerini benden ayırma. " Diyor çekici bir sırıtışla. Hızla ringe ilerleyip içeri giriyor. Rakibi Nate'den büyük... Kahretsin, adam benim dört katım! Yüzünde derin bir yara izi var. Nate vahşice sırıtıyor. Hakem tam ortalarında duruyor sonra düdüğü çalıyor ve dövüş başlıyor. Nate'in hızlı ve vahşi hamleleri ile rakibine saldırışını izlerken paltosuna daha sıkı sarılıyorum. Nate adamın yüzüne sağlam bir yumruk indiriyor... Çatırt benzeri bir ses duyuluyor... Ellerim titriyor... Babam... Annemi acımasızça öldürüp bağazını kırarken ki ses... Hayır, hayır, hayır, hayır... Odaklan Rui... Nate'in vahşi hareketlerine odaklanıyorum her vuruş, her sakin blok, her vahşi ve kışkırtıcı sırıtışı aklıma kazıyorum. O sırada adam bir anda Nate'e sert bir yumruk atıyor kalbim deli gibi atarken yüzümü onun paltosuna gömüyorum... Acaba Nate iyi mi?... Yüzümü yavaşça kaldırınca Nate'i adamın üstünde görüyorum. Sertçe adamın suratını yumruklarken her hareketinde kasları esniyor.
Ben tam dövüşe dalmışken bir adam yanıma geliyor. Bana kötü bir sırıtışla bakıyor "Merhaba... Burada tek başına ne yapıyorsun tatlım? " Diyor. Tatlım?... Sen kime tatlım diyorsun lan! Ama o an dilim tutulmuştu. Nate'in orada adamı parçalamaya devam etmesi ve benim bu sapık adamla yan yana duruşum... İşler daha ne kadar kötü olabilir? Adam bana biraz daha yaklaşıp çömeliyor. "Yalnız mısın? " Diyor sırıtarak. Bir şey diyemiyorum. O sırada adam elini yanağımda gezdiriyor. "Ne kadar da güzel... " Diye mırıldanıyor... Kahretsin! Bu adam ne yapıyor?! Tam o sırada Nate'in buraya baktığını fark ediyorum. Nate aniden dövdüğü adamın üzerinden kalkıp yanımıza geliyor. Hareketleri hızlı... Fazla hızlı! Adamın yanağımdaki elini tutup adamı yukarı kaldırıyor. "O pis ellerini onun üzerinden çek. " Diye hırlıyor adama ve ona kafa atıyor. Sonra adamı yere atıp üzerine çıkıyor ve birkaç kez vuruyor. Sonra bana bakıyor. Korkmuş görünümümü ve paltosuna yapışmış titreyen ellerimi görünce hızla beni kaldırıyor. "Hadi... Hadi buradan gidelim. " Diyor ve beni oradan uzaklaştırıyor. Yanına yaslanımşım, bir kolu omuzlarımda. Ter ve ona has bir kokusu var. O sırada tam kapıdan çıkacakken polis arabası sirenlerinin sesini duyuyoruz. Nate ufak bir küfür mırıldanıp beni daha sıkı tutuyor. Rusya'nın karanlık, soğuk ve karlı sokaklarında hızla ilerliyoruz. Az önce bir yasadışı dövüş salonundan çıkmıştık... Hem de birlikte! Bu bizi suç ortağı yapar mıydı? Nate ile sokaklarda hızla ilerliyoruz. O sırada Nate beni bir ara sokağa çekip sırtımı duvara vermemi sağlıyor. Nefesimi toparlamaya çalışırken ne kadar yakın olduğumuzu fark ediyorum... Fazla yakınız... Nate nefesini toparlayıp bana bakıyor. İfadesi okunamaz. Bir an için elini kaldırıp az önceki adamın yanağımda dokunduğu yeri okşuyor. Gözlerinde sahiplenici bir parıltı dans ediyor. Kalbim bir kuşun ele alındığı andaki kalbinin çarpışı gibi çarpıyor! Bir an için öyle durduktan sonra aramıza biraz mesafe koyuyor. "Hadi seni eve götürelim... " Diyor.
