13. bölüm · Bilmiyorum?..(BL)

▀▄▀▄GERİLİM▄▀▄▀

Yaeka .

*Nate'in gözünden. *
Rui'nin odasından çıkarken Rayan ile göz göze geliyorum. Rayan'ın o soğuk bakışları anında sertleşip belli bir tehditle bana sabitlenince olduğum yerde, korku belirtisi göstermeden duruyorum.
Rayan'ın bir an için bakışları Rui'nin kapısına doğru titriyor. "Neden oradaydın? " Diyor soğuk ve mesafeli bir ses tonuyla. Ben ise omuz silkiyorum. "Kardeşin seni arayacakken beni aramış. " Diyorum kasıtlı rahat bir ses tonuyla ve pini çekilmiş bombayı en sonunda Rayan'a atıyorum. "Sarhoş bir şekilde bir barda dururken seni arayacağı yerde 'yanlışlıkla' beni aramış. " Dediğim anda bekleyip tepkisini izliyorum.
İlk başta şaşırmış gözler ardından gelen öfke ve hayal kırıklığı ile birleşiyor, çenesi kasılırken elleri yanlarında sımsıkı yumruklara dönüşüyor ve bana doğru ilerliyor.
"Çekil... " Diyor ve omzumdan tutup beni hafifçe itleyerek Rui'nin odasına giriyor ve kapıyı olması gerekenden biraz daha sert kapatıp beni kapının önünde, yalnızlığın ve sessizliğin dostluğuna bırakıyor.
O anın içinde Rayan'ın yüzünde ufak bir incinme ve öfke kırıntısı gördüğüme yemin edebilirim... Ama asla bunu kanıtlayamam...
Rui'nin bu kadar savunmasız olmasını beklemiyordum. O güçlüdür. Her an güler, alay eder, insanı çileden çıkarıcı davranışları ile etrafta dolaşır... Ama o asla 'zayıf', 'güçsüz' bir insan olmamıştı...
O benim için hala daha bir yabancıydı... Ben acaba onun için tam olarak neydim?
Kalbimin bir numaralı koltuğuna oturtabileceğim, hayatımın merkizine koyabileceğim bu yabancı çocuk acaba beni 'seviyor mu'?
'Sevgi' kelimesi şu anki ilişkimizi tasvir etmek için doğru kelime mi?...
Neden her şey bu kadar karmaşık olmak zorunda?
Odanın kapısında tam düşüncelerim beni yutacakken derin bir iç çekiyorum. Şu an parçalanamazdım.
Kulağımı kapıya yaslıyorum.
Rayan'ın kısık ve yumuşak fısıltısının yavaşça daha da şiddetlendiğini duyabiliyordum. Ama dediklerini anlamıyordum... Belki de şu an Rui'yi azarlıyordu. Belki de onun neden 'böyle bir şey' yaptığını anlamaya çalışıyordu...
***
Rayan dışarı çıktığında, yüzünde azarlayan bir abiden çok, her şeyini kaybetmiş bir adamın yenilgisi vardı. Bakışlarımız çarpıştı; o an anladım ki, ikimiz de aynı uçurumun kenarında duruyorduk. O, kardeşini kaybetmekten korkuyordu; bense hiç sahip olamadığım bir şeyi kaybetmekten.
Rayan beni süzüyor. "Ne zamandır buradasın Nate? " Diye soruyor, keskin ve soğuk bir sesle.
Rahatça omuz silkiyorum. "Birkaç dakikadır burada duruyorum. " Diyorum.
Rayan yanımdan hızla geçiyor. O anda yavaşça bende evden gitmek için hazırlanıyorum. Birkaç gündür Rui'nin evinde kalıyordum ve bu kadarı beni teselli etmeye yeterde artardı.
Akşamın soğuk havası yüzüme vurunca derin bir nefes alıyorum. Ayaklarım sabit ve acelesiz bir ritimle bedenimi taşırken tanıdık sokakların manzaraları benim için bulanıklaşıyor. Şu anda sadece düşüncelerim ve ben vardım.
Evime gitmek için hareket etmiyorum. Onun yerine bir dövüş salonuna gidiyorum. Ben benim dünyamdı. Benim kaosum, şiddetim ve kanım... Ben buraya aittim.
Herkesin haykırışları atmosferi doldururken paralar hızla cüzdanlardan çıkıyordu.
***
Ringe adım attığım an tüm günün hayal kırıklığı, çaresizliği, bastırdığım çığlıklar; karşımdaki şanssız adamın bedenine attığım her darbede duygularım gücünü kaybediyordu.
Karşımdaki rakibimin işini bitirip ringten çıkmak için esnek iplerden geçerken ağzımdaki kanı elimin tersiyle siliyorum. Orada kimin olduğu belli olmayan siyah bir hırkayı üzerime atıyorum ve paltomu kolumun altına sıkıştırıp paramı getiren adamın elindeki paraları alıp saymadan cebime atıyorum.
Oradan çıkarken artık daha hafiftim. Kavga benim duygularımı boşaltabildiğim, bastırdığım çığlıkları tüm gücüyle haykırabildiğim bir alandı... Ben böyle büyümüştüm... Bana böyle öğretilmişti.
Oradan daha bir metre uzaklaşamadan tanıdık birinin sesini duyuyorum... Tanıdık olması o kişiyi sevdiğim anlamına gelmiyordu ve şu an en son duymak istediğim kişinin sesiydi...

(Sizce bölümlerin uzunluğu nasıl?)