6. bölüm · Bilmiyorum?..(BL)
▀▄▀▄PİSLİK VE PAMUK TOPU▄▀▄▀
*Rui'nin gözünden. *
Telefon kapandı. Bir anlığına kendimi boşluktaymışım gibi hissettim. Kendimi sakinleştirdim. Titreyen ellerimi görmezden geldim ve Hiro'nun evine gittim. Hiro Nate'in telefonuna sızıp bu adamın telefon numarasını bularak bana verdi. Derin bir nefes alıp bir mesaj attım.
Ben(Rui) : Hey, seninle konuşmam lazım. Nate hakkında.
Victor: Vay, vay~... Tamam, tatlım. Şimdi atacağım konuma gel.
Midem bulandı. Ama pes etmeyecektim. Konum şehrin kıyısında, terk edilmiş bir depo yakındaki bir kafeyi işaret ediyordu. Hazırlanıp oraya giderken gergindim. Korkuyordum. Ama gitmem lazımdı... Nate için...
İçerisi loş ve ağır bir sigara dumanıyla kaplıydı. En köşedeki masada, o gece Nate'in yere serdiği sapık adam oturuyordu. Yüzündeki morluklar ve burnundaki o kaba sargı, Nate’in ona ne kadar sert vurduğunun kanıtıydı. Beni gördüğünde yüzünde o mide bulandırıcı, yamuk sırıtış belirdi."Hoşgeldin, tatlım... Ayağıma kadar geldiğin için şanslıyım. " Diyor ve önündeki sandalyeyi işaret ederken gözleri açlıkla beni süzüyor. Yavaşça dediği yere oturuyorum. Direkt konuya giriyorum "Nate hakkında şikayette bulunmayacaksın. " Diyorum kendimden emin bir şekilde. Adam bir an bana bakıyor sonra kahkaha atıyor "Ahh tatlım... Üzgünüm ama o adam beni dövdü. Burnumu kırdı! Onu hapishanelerde çürüteceğim." Diyor karanlık bir şekilde.
Masaya doğru biraz daha yaklaştı. O iğrenç kokusunu duyabiliyordum. Sigara ve mide bulandırıcı bir kokusu vardı..."Ama belki... Eğer beni ikna edebilirsen, bir şeyler düşünebilirim," dedi ve elini masanın üzerinden uzatıp elime dokunmaya çalıştı. Eli parmaklarımın üzerinde kapanıp sıkarken diğer eli masanın altından dizime dokundu. Hareketiyle irkildim. "Eee tatlım, sevgilini kurtarmaya istekli misin? " Derken bana arzuyla bakıyor. Niyeti belli... Bir an duraksadıktan sonra konuşuyorum. "Eğer sen Nate hakkında şikayette bulunursan ben de seni şikayet ederim. " Diyorum mavi gözlerimi kısarak. Adam duraksayıp bana bakıyor sonra dizimdeki elini çekiyor ama elimi tutmaya devam ediyor. Parmakları eklemlerimi okşuyor. "Hım? Peki ya beni nasıl şikayet edeceksin? Sana kim inanır ki? " Diyor rahatça. Sinir bozucu... Mavi gözlerim tamamen ona dikilmiş. Kalbim hızla atarken duruşum sakin "Bana bak... Nate oradaki tüm herkesi tanıyor. İsterse seni ve senin için çalışanları rahatlıkla içeri attırabilir. Hem elimde sizin o günkü fotoğraflarınız var. Oradan dövüşleri kazandıktan sonra nakit alırken çektiğim fotoğraflarınız var. " Diyorum soğuk bir sesle. Elimde hiç fotoğraf yoktu ama başka diyebileceğim bir şey de yoktu. Adam bir an bana baktıktan sonra elini çekti. Sonunda o pis ellerini çekti! Iyyy~!!! Şimdi gidip saatlerce ellerimi yıkayacağım! Adam sırıtarak konuşuyor ama kendinden emin duruşu biraz sarsılmış "Öyle bir şey yapamazsınız... " Diyor. Ben ise ona bakıp sırıtıyorum "Yapabiliriz... " Diyorum net bir sesle. "O yüzden Nate hakkında şikayette bulunmayacaksın. Yoksa asıl parmaklıkların ardında çürüyen sen olursun. " Diyorum. Adam bana bakıyor sırıtışı vahşileşiyor. "Vay, vay, vay... Şimdilik teklifini kabul ediyorum. Ben senin o mükemmel erkek arkadaşını şikayet etmeyeceğim. Sen de ağzını kapalı tutacaksın. Tamam mı? " Diyor. Başımı aşağı yukarı sallıyorum... Erkek arkadaşın?... Nate benim erkek arkadaşım de-... Neyse boşver.
Kafeden hızla çıkmak için hazırlanırken Victor koluma yapışıyor ve kulağıma fısıldıyor "Bu burada bitmedi tatlım... İleride... Yakında tekrar görüşeceğimizi hissediyorum... " Diyor ve oradan çıkıyor. Gözlerim kafedeki buğlu cama sabitlenmiş... Hemen oradan çıkıp kendimi dışarı attığım anda soğuk, karlı havayı içime çekiyorum. Yere eğilip kar alıp Victor'un dokunduğu yeri karla ovuşturuyorum. O iğrenç parmaklarının dokunduğu yerideki karıncalanma hissi geçene kadar devam ediyorum. Koşarak evime giderken ayaklarım titriyor sanki tüm güç vücudumdan çekilmiş gibi titriyorum. Kalbim deli gibi atıyor. Eve geçip karakolu arıyorum.
"Nate!... Başardım... Dedim... Tamam dedi! " Diyorum nefes nefese. Nate'in sesi bir müddet gelmiyor sonra rahatlamış ama hafif endişeli bir sesle konuşuyor. "Rui... Sen cidden yaptın mı?... Ah benim küçük pamuk topum... Teşekkür ederim... Bugün öğleden sonra beni bırakacaklar. Beni bekle tamam mı? " Diyor. Hızla tek nefeste cevap veriyorum. "Orada olacağım! " Diyorum. Sonra telefonu kapatıp koşarak karakolun önüne gidiyorum.
***
Karakolun önünde 1 veya 2 saat bekliyorum. Sonunda Nate çıkıyor.
*Nate'in gözünden. *
Karakolun o ağır, paslı metal kapısı arkamdan büyük bir gürültüyle kapandığında, ciğerlerime dolan soğuk hava özgürlüğün ta kendisi gibiydi. Bir gün... Sadece bir gün o hücrede kalmıştım ama sanki asırlar geçmişti. Bileklerimdeki kelepçe izleri hala sızlıyordu, ancak aklımda sızlayan tek şey Rui’nin o adamla tek başına yüzleşmiş olmasıydı.
Başımı kaldırıp sokağa baktığımda duraksadım. Kar hala usul usul yağıyordu ve sokağın lambası altında, burnu soğuktan kızarmış, siyah dağınık saçları ile orada duran ufak bir beden gördüm...
Rui...
O anda hiçbir şey düşünmeden hızla yanına yürüdüm. Hızla yanına geçip yüzünü inceledim. Biraz gergin, biraz korkmuş gözüküyordu... Acaba kafede Victor ile aralarında ne olmuştu...
O masmavi gözleri ile bana bakınca tüm bu duyguların suratından silindiğini, saf bir güven ve rahatlama duygusunun yüzüne yerleştiğini gördüğüm an içinde bir şeyler koptu. İlk kez birine karşı bu kadar fazla ve yoğun bir sahiplenme duygusu hissetmiştim.
"Sen delisin... " Diye mırıldandım. Dayanamadım. Bir gün boyunca hücrede hayalini kurduğum şeyi yaptım. Kollarımı etrafına dolayıp onu göğsüme bastırdım. Kokusunu içine çektim. O yumuşak, rahatlatıcı, çiçek kokusunu içine çektim. Asla unutmak istemediğim sıcaklığını iyice hissetmek için iyice onu kendime yakınlaştırdım. Rui tereddüt ederek kollarını belime doladı. Kollarımda o kadar narin ve küçük bir şey gibi duruyordu ki... Kalbim tekleyecek gibi hissettim.
Bir süre sonra saçlarına mırıldandım"Teşekkür ederim pamuk topum... Ama bir daha asla... Asla bensiz böyle bir tehlikeye atılma. Eğer sana bir şey olsaydı, o hücreden çıkmama gerek kalmazdı. Çünkü benim dünyam zaten yıkılmış olurdu." Dedim. Rui başını hafifçe yukarı aşağı salladı. "Her zaman... " O yumuşak sözleri tamamen zihnime kazıdım. "Her zaman... " Diye tekrarladım... Rusya’nın en soğuk kışının ortasında, kalbimin hiç olmadığı kadar ısındığını fark ettim. Viktor, yasadışı dövüşler, polisler... Hepsi bir anda silindi. Sadece o ve ben vardık.
Bir an sonra onu bırakıyorum. Yanında omuzlarımız birbirine değecek şekilde yürüyoruz. "Seni eve götüreyim. Ve bu sefer... senden bir saniye bile ayrılmayacağım." Diyorum ve ona bakıyorum... İlk defa birine bu kadar bağlanmıştım... İlk defa birine bu kadar koruyucu davranıyordum... Kahretsin... Bana neler oluyordu?...
