3. bölüm · BİLİNMEYEN NUMARA
BÖLÜM 3 :
Ses kaydı bittiğinde odadaki sessizlik ağırlaştı.
Ece yüzüme bakıyordu.
“Bu kim?”
Cevap veremedim.
Çünkü ben de bilmiyordum.
Ama ses…
Garip şekilde sakindi.
Tehditkâr değildi.
Bu daha kötüydü.
İnsan bazen bağıranlardan değil, sakin konuşanlardan korkardı.
Telefonu masaya bıraktım.
“Numarayı engelle,” dedi Ece hızlıca. “Hatta polise gidelim.”
Mantıklı olan buydu.
Ama içimde başka bir şey vardı.
Merak.
Ve o merak beni rahatsız ediyordu.
Çünkü psikolojide bunun ne anlama geldiğini biliyordum.
İnsan zihni, kendisini anlayan kişilere karşı savunmasızdı.
O adam beni korkutuyordu.
Ama aynı zamanda görülmüş hissettiriyordu.
Bu düşünceden nefret ettim.
Öğleden sonraki ilk iki seansı otomatik şekilde geçti. İnsanları dinledim, not aldım, başımı salladım.
Ama zihnim sürekli telefondaydı.
Üçüncü danışanım geldiğinde içimde açıklayamadığım bir gerginlik oluştu.
Kapı açıldı.
İçeri orta yaşlı bir kadın girdi.
Ellerini sürekli birbirine sürtüyordu.
“Bugün çok kötüyüm,” dedi oturur oturmaz.
Ben gülümsemeye çalıştım.
“Ne oldu?”
Kadın konuşmaya başladı ama sesi uzak geliyordu.
Kalp atışlarımı duyuyordum.
Avuç içlerim terlemeye başladı.
Hayır.
Hayır, şimdi değil.
Adamın söyledikleri aklıma geldi.
“Üçüncü hastandan sonra panik atak geçireceksin.”
Nefesim daraldı.
Olamazdı.
Bu tesadüf olmalıydı.
Ama bedenim beni dinlemiyordu artık.
Kadının sesi bulanıklaştı.
Odadaki duvarlar üzerime yaklaşıyor gibiydi.
Derin nefes almaya çalıştım.
Olmadı.
Bir tane daha.
Olmadı.
Kadın endişeyle bana baktı.
“Defne Hanım?”
Ayağa kalktım.
“Bir dakika…”
Sesim titriyordu.
Odanın kapısını açıp koridora çıktım.
Nefes.
Nefes alamıyordum.
Göğsüm sıkışıyordu.
Tam o sırada telefonum titredi.
Titreyen ellerimle ekranı açtım.
“Sol cebindeki ilacı al.”
“Şimdi.”
Donup kaldım.
Çünkü gerçekten…
Acil durumlar için taşıdığım sakinleştirici sol cebimdeydi.
Kimdi bu adam?
Nasıl biliyordu?
Koridorun sonunda büyük cam vardı.
Ve camdaki yansımamın arkasında birini gördüm.
Siyah kapüşon.
Uzun boy.
Sadece birkaç saniye.
Arkamı döndüğümde kimse yoktu.
Telefon yeniden titredi.
“Seni izlemeseydim kimse fark etmeyecekti.”
“Sen yardım isteyen insanları çok iyi görüyorsun Defne.”
“Ama kimse senin yardım çığlığını görmüyor.”
Gözlerim doldu.
Neden bilmiyordum.
Belki korkudan.
Belki yorgunluktan.
Belki de…
İlk kez biri gerçekten baktığı için.
