11. bölüm · BİLİNMEYEN NUMARA
BÖLÜM 11:GERÇEK SESLER
Nargile yavaş yavaş dumanını bırakırken, kafenin loş ışığı masanın üzerine çökmüş gibiydi.
İlk birkaç dakika konuşmadık.
Bu sessizlik rahatsız edici değildi.
Ama tanıdıktı.
Sanki ikimiz de uzun süredir aynı şeyi yapıyorduk: birbirimizi uzaktan izlemek.
Şimdi ise aynı masadaydık.
“Bunu hayal etmiş miydin?” dedim.
Mert nargileyi bırakmadan cevap verdi.
“Evet.”
Direktti.
Kaçamak değildi.
“Nasıl?”
Bana baktı.
“Sesini daha sert sanıyordum.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Psikolog olduğum için mi?”
“Hayır.”
Bir an durdu.
“İnsanlara yardım eden herkes biraz sert olur sanıyordum.”
Bu cümle içimi garip bir yere dokundu.
“Ben sandığın gibi değilim,” dedim.
“Herkes öyle diyor.”
“Sen hariç.”
Hafifçe gülümsedi.
“Ben seni zaten insanların anlattığı gibi bilmiyorum.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra ben sordum:
“Beni ne zamandır dinliyorsun… gerçekten?”
Gözlerini kaçırmadı.
“Altı ay dedim.”
“Hiç sıkılmadın mı?”
“Hayır.”
“Bu normal değil.”
“Zaten normal bir şey aramıyorum.”
Bu kez ben sustum.
Çünkü onun “normal değilim” demesi bir savunma değil, bir kabullenmeydi.
Mert çikolata parçası kırdı.
“Sen hep böyle misin?” dedi.
“Nasıl?”
“İnsanları analiz ederken kendini unutuyorsun.”
Bir an nefesim sıkıştı.
Bu cümle fazla doğruydu.
“Bu işim,” dedim.
“Bu senin kaçışın,” dedi.
Direkt.
Sert değil.
Sadece gerçekti.
O an savunma yapmak istedim.
Ama yapmadım.
Çünkü bana saldırmıyordu.
Beni görüyordu.
“Sen ne yapıyorsun peki?” dedim.
“Gerçek hayatta.”
“Çalışıyorum.”
“Ne üzerine?”
“Yazılım.”
“Biliyorum,” dedim.
Hafifçe gülümsedi.
“Bilmiyorsun aslında.”
“Nasıl yani?”
Elindeki telefonu çevirdi.
“Gündüz yazılım yazıyorum.”
“Gece?”
Gözlerime baktı.
“İnsanların dijital izlerini temizliyorum.”
Bir an durdum.
“Bu illegal bir şey gibi geldi.”
“Öyle sayılır.”
Kalbim hızlandı.
Ama korkudan değil.
Meraktan.
“Bunu neden yapıyorsun?”
Bir süre cevap vermedi.
Sonra mandalinadan bir parça aldı.
“Kötü insanlar hep iz bırakır.”
“Sen de mi kötüsün?”
Bu soruya gülümsedi.
Ama cevap vermedi.
Onun yerine bana sordu:
“Sen neden yalnızsın, Defne?”
Soruyu beklemiyordum.
Bir an sustum.
“Yalnız değilim.”
“Etrafında insanlar var,” dedi. “Ama kimse sana dokunmuyor.”
O an içimden bir şey çekildi sanki.
“Bu doğru değil,” dedim.
“Emin misin?”
Gözlerim kaçtı.
Çünkü emindim.
Ama yine de doğru hissettirmiyordu.
Mert yavaşça devam etti:
“Sen insanlara yardım ediyorsun.”
“Evet.”
“Ama biri sana yardım etti mi hiç?”
Cevap veremedim.
Çünkü cevap yoktu.
Kafede sesler vardı.
Başka masalarda insanlar konuşuyordu.
Ama bizim masamızda…
İki insan birbirini ilk kez gerçekten çözmeye çalışıyordu.
Ve bu çözülme…
Ne güvenliydi.
Ne de basit.
