5. bölüm · BENİM KIRMIZI ÇİZGİM

Bölüm 5

Zeynep Altiner

"Evet," dedim. Sesim beklediğimden çok daha güçlü, çok daha kararlı çıkmıştı. Bu kelime, eski Çağla'nın son nefesi, yeni Çağla'nın ise ilk çığlığıydı.

Salonda bir anlık ölüm sessizliği oldu, ardından az önceki sahte alkış tufanı bu kez çok daha güçlü bir şekilde patladı. Alkışlar, tebrik mırıltıları birbirine karışırken nikah memuru bizi resmen karı koca ilan etti. Şahitler imzaları attı ve önümüze konan o büyük, kırmızı evlilik cüzdanını elime aldım.

Kayra ayağa kalktı, gövdesini bana doğru çevirdi. Alnıma kondurduğu o kısa, buz gibi öpücük salondaki herkes için bir gövde gösterisi, benim içinse bir mühürdü.

Tebrikleri kabul etmek için ayağa kalktığımızda, gözlerim salondaki masaları taradı. Annem ve babam ortalıkta yoktu. Beni bu adama satmış, arkalarına bile bakmadan kaçıp gitmişlerdi. Onların bu korkaklığı içimdeki öfkeyi ve nefreti büyüttü.

Salondaki o acımasız, tehlikeli mafya liderleri sırayla masamıza doğru yürümeye başladı. Hepsinin yüzünde sahte tebrik gülümsemeleri vardı ama gözlerinde güç dengelerini tartan o sinsi bakışları görebiliyordum.

Kayra elindeki kadehi onlara doğru kaldırırken, ben de yanındaki yerimi aldım. Artık korkan o çaresiz kız değildim; başımı dik tuttum ve Kayra'nın koluna girdim.

Adamlar teker teker masamıza gelip bizi tebrik ederken, kalabalığın arasından uzanan bir el dikkatimi çekti. Kayra başka bir tarafa bakıp biriyle konuşurken, o el hızlıca Kayra'nın şampanya kadehine bir şeyler attı. O kişinin yüzünü göremedim, sadece elini fark etmiştim. Kayra durumu görmemişti. Kimseye belli etmeden, sakince uzandım ve o şampanya kadehini alıp kendi tarafıma koydum.

Bunu içmeyecektim tabii ki; amacım sadece Kayra'yı korumak ve o kadehi tedbir amaçlı almaktı. Düğünden hemen sonra kameralardan bu kişinin kim olduğuna bakacaktım. Tabii evden çıkabilirsem.

Siktir ben neden Kayrayı korumaya çalışıyordum?

Kayra ve ben herkesin tebriklerini kabul ettikten sonra salon yavaş yavaş boşalmaya başladı. O gürültülü kalabalık dağıldıkça, yerini ağır ve gerilimli bir sessizliğe bırakıyordu. Masadaki o şampanya kadehi ise tüm gizemiyle önümde duruyordu.

Kayra, salondaki son misafir de kapıdan çıkınca derin bir nefes alıp ceketinin önünü açtı. Bakışlarını boşalan salondan çekip doğrudan bana baktı

"Giyin de gidelim," dedi Kayra. Sonra kendisi de salonun arka odalarından birine girdi. Ben de düğünden önce gelinliğimi giydiğim odaya geri döndüm. Üzerimi değiştirip gelinliğimi tekrar paketlettim ve odadan çıktım.

Koridorun sonunda Kayra beni duvara yaslanmış bir halde bekliyordu. Yanına gittiğimde sadece "Arabaya gidiyoruz," dedi ve yürümeye başladı. Onu takip ederken gelinliğin ağırlığından biraz geride kalmıştım. Kesinlikle bir korumaya taşıttırmalıydım ama şu an Kayra'nın korumalarının hiçbiri burada değildi.

Otoparka çıktığımızda kalan tek araba Kayra'nın arabasıydı. Arabanın bagajını açıp gelinliği koymam için beni bekledi. Biraz hızlanıp gelinliği bagaja koydum. Ardından Kayra bagajı kapattı ve sürücü koltuğuna geçti. Ben de ön koltuğa oturdum. Kayra arabayı çalıştırıp sürmeye başladı.