3. bölüm · BENİM KIRMIZI ÇİZGİM
Bölüm 3
Sırtım soğuk pencere camına yaslanmışken zihnimde annemin o yapmacık gülümsemesi ve "Hadi" deyişi yankılandı. Beni kurtarmaya gelecek kimse yoktu; çünkü beni buraya zaten onlar kilitlemişti. İçimde bir şeylerin kopup paramparça olduğunu hissettim ama Kayra’nın karşısında ağlayıp aciz duruma düşmeyecektim. Yirmi bir yıldır bir piyon gibi yetiştirilmiştim; o ailenin yanına geri dönmektense Kayra'nın yanında kalmayı tercih ederdim.
Bakışlarımı pencereden çekip doğrudan Kayra’nın gözlerine diktim. Gözlerimdeki yaşları silerek omuzlarımı dikleştirdim.
"Pekala," dedim, sesimin olabildiğince güçlü çıkmasına dikkat ederek. "Eğer bir eşya gibi satıldıysam, bu oyunun kurallarını artık ben belirlerim. Madem senin karınım, o zaman bu andan itibaren benimle bir düşman gibi değil, bir ortak gibi konuşacaksın ve benim kurallarımın dışına çıkmayacaksın."
Kayra bu ani çıkışıma şaşırmış gibi kaşlarını hafifçe kaldırdı. Sanırım bu durumu bu kadar çabuk kabul etmemi hiç beklemiyordu. Söylediklerim onu öfkelendirmemiş, aksine yüzünde belli belirsiz, takdir eder gibi bir tebessümün belirmesine neden olmuştu.
Kayra aramızdaki mesafeyi kapatacak şekilde ağır adımlarla bana doğru yürüdü. Yüzündeki o takdir eden tebessüm yerini yine o ciddi haline bıraktı.
"Kuralları," dedi, gözlerini gözlerimden ayırmadan. "Düğünden sonra konuşuruz."
Duyduğum kelimeyle donakaldım. Bir an ne diyeceğimi bilemedim. "Düğün mü?" diye sordum, şaşkınlığımı gizleyemeyerek.
Kayra bu tepkime hafifçe güldü. "Evet, düğün. Neden bu kadar şaşırdın?"
"Ben... Öyle sıradan, basidinden bir nikah kıyarız sanmıştım," diye mırıldandım. Sonuçta bu bir aşk evliliği değildi, borç üzerine kurulmuş bir evlilikti. Ne gerek vardı düğüne?
Kayra’nın gözlerinde bir anda o karanlık ve güçlü mafya lideri belirdi. Çenesini hafifçe yukarı kaldırıp kibirli bir ifadeyle bana baktı. "Ben Türkiye’nin en büyük mafyalarından biriyim, Çağla. Sana bunu hatırlatmama gerek yok herhalde. İnsanlara "sadece nikah kıyıp evlenmişler" dedirtmem, bana da sana da yakışmaz. Bu akşam evleniyoruz, hazır ol. Çağla Dilek, bu akşam Çağla Aslan oluyorsun."
Söylediği her kelime odada buz gibi yankılandı. Karşı çıkmama fırsat bile vermeden arkasını döndü ve kapıya doğru ilerledi. Tam çıkacakken durdu, omzunun üzerinden bana son bir kez baktı.
"Birazdan saçın ve makyajın için kuaförler gelecek. İstediğin modeli yaptırabilirsin."
Lafını bitirir bitirmez odadan çıktı ve kapıyı arkasından kapattı. Yine o krem rengi odada, bu sefer başımda koskoca bir düğün telaşıyla yapayalnız kalmıştım.
Kayra’nın gidişinin üzerinden birkaç dakika bile geçmemişti ki, odanın kapısı hafifçe tıklandı. İçeriye ellerinde büyük malzeme çantaları tutan birkaç genç kız girdi.
"Merhaba," dedim, odadaki o ağır havayı biraz olsun dağıtmak isteyerek.
"Merhaba Çağla Hanım," diyerek beni selamladılar.
Malzemelerini masaya dizerlerken aynadaki yansımama baktım. Saçlarım uzundu ve şekillendirilmesi gerçekten zordu ama bunu dert edecek durumda değildim. Kızlara dönerek, "Sade bir saç ve makyaj istiyorum," dedim net bir sesle. "Göz alıcı ya da abartılı bir şeye gerek yok. Doğal olsun."
Benim bu kesin tavrımla hemen işe koyuldular. Zaman benim için adeta durmuş gibiydi. Saçımın her bir tutamı şekillenirken, yüzüme yapılan her fırça darbesiyle eski Çağla Dilek’ten biraz daha uzaklaşıyormuşum gibi hissettim.
Yaklaşık iki saat süren çalışmanın ardından nihayet hazırdım. Gelinliğimi burada giymek istemiyordum; o yüzden kızlardan onu paketlemelerini rica ettim. Gelinliği salonda giymek çok daha mantıklıydı.
Aynada son kez kendime baktım. Saçım ve makyajım tam istediğim gibi sade ama iddialı olmuştu. Paketlenen gelinliğimi yanıma alarak derin bir nefes aldım ve odadan çıktım.
Merdivenlere doğru yürüyüp aşağıya baktığımda adımlarım hafifçe yavaşladı. Kayra, holün ortasında dikiliyordu. Üzerine tam oturan, jilet gibi siyah bir takım elbise giymişti. Bir mafya liderinden ziyade, her şeye hükmeden bir iş insanı gibi kusursuz görünüyordu.
Ben merdivenlerden inerken topuklu ayakkabılarımın sesi aşağıda yankılandı. Kayra başını kaldırdı ve bakışlarını bana çevirdi.
Merdivenlerin son basamağına geldiğimde, Kayra’nın o koyu renk gözleri üzerimde gezindi. Saçımı ve makyajımı inceledi ama hemen ardından gözleri elimdeki paketlenmiş gelinliğe kaydı. Kaşları hafifçe çatıldı.
"Gelinliğini neden giymedin?" diye sordu, sesinde düz bir merak vardı.
"Salonda giyeceğim," dedim sakinliğimi korumaya çalışarak. Buradaki kasvetli odada o beyaz kumaşın içine girmek içimden gelmemişti.
Kayra bu cevabım üzerine konuyu uzatmadı. Sadece hafifçe başını salladı ve cebinden çıkardığı araba anahtarını parmaklarının arasında çevirerek, "Araba evin önünde," dedi.
Arkasını dönüp dış kapıya doğru yürümeye başladı. Onun o kendinden emin adımlarını takip ederken, bu kapıdan dışarı adım attığım an hayatımın geri kalanının tamamen değişeceğini çok iyi biliyordum.
