10. bölüm · Beklenmedik Hikaye
Takıntı
---
Okuldan çıkalı birkaç saat olmuştu. Hava akşamın koyuluğuna dönüyordu. Gece, son zamanlarda yaşadığı her şeyin ağırlığını omuzlarında taşır gibiydi. Umut’la olan ilişkisinin içinde bulunduğu karmaşayı, Ali’nin davranışlarındaki çelişkiyi ve geçmişinden kopup gelen Yunus’un sessiz varlığını…
O akşam, Gece yalnız yürürken okulun arka bahçesinde Elçin’le karşılaştı. Elçin’in gözlerinde gizli bir öfke vardı. Sessizliği yırtan sesiyle yaklaştı:
— Sen hâlâ anlamadın değil mi? Ali benimle. Onun çevresinde dolaşmayı kes artık.
Gece başını kaldırdı, gözlerini kıstı.
— Anlamadığım çok şey var ama emin ol, senin tehdidin bunlardan biri değil.
Elçin bir adım daha yaklaştı.
— Senin gibiler, her zaman kaybeder. Sana son kez söylüyorum. Ali’den uzak dur.
Gece sertçe karşılık verdi:
— Etmezsem ne olacak?
O an Elçin, Gece'nin saçından tutdu.Gece tekme attı bı tanede vuracakdi ki arkalarında bir ses yankılandı.
— Yeter!
Ali’ydi. Ama bu kez ne Elçin’i ne Gece’yi durdurdu. Sadece izledi. O sırada Gece’nin içindeki öfke patladı ve Elçin’in üzerine yürüyerek onu itti. Elçin yere düştü. Ali refleksle ona koştu. Gece ise arkasını dönüp uzaklaştı.
Aradan birkaç dakika geçti. Gece kendi başına, sessiz bir sokakta yürüyordu. Birden karşısında Yunus belirdi. Soğukkanlıydı.
— Neler dönüyor senin etrafında?
Gece gözlerini kaçırmadan yanıtladı:
— Her şey birbirine karıştı. Ama senin ne alakan var?
Yunus biraz yaklaştı.
— Elçin’in sana yaptıklarını gördüm.
Elini cebine attı, telefonunu çıkarıp bir fotoğraf gösterdi.
— Bunu Ali’ye gönderdim.
Gece gözlerini büyüttü.
— Sen… neden?
— Çünkü hâlâ seni korumak istiyorum, Gece.
O sırada Ali, hızlı adımlarla geldi. Elçin hâlâ yerdedir, ama ilgisi başka yöne kaydı. Yunus, Gece’nin yüzündeki çizikleri silerken Ali öfkeyle Gece’ye yaklaştı:
— Bu mu senin seçimin?
Ve bir anda elini kaldırdı. Gece'nin yanağına bir tokat indi.
Yunus dondu. Ama sadece bir an. Sonra Ali’ye yaklaşıp yakasından tuttu ve kafalık attı
— Ona bir daha dokunursan, sonuçlarına katlanırsın!
Ali hırçın bir şekilde kalkarken, Umut uzaktan onları izliyordu. Hiçbir şey demedi. Sadece geldi, Gece’nin koluna nazikçe dokundu:
— Gel, gidelim buradan.
Gece gözlerinde dolmuş yaşlarla, ama başını dimdik tutarak onunla birlikte yürüdü. Sessizce bir kafeye gittiler. Umut, konuşmadı. Gece de anlatmadı. Sadece karşılıklı oturup birbirlerinin varlığıyla sakinleştiler. Umut elini tuttu, bu defa daha sıkı.
Gecenin ilerleyen saatlerinde, Gece'nin telefonu titredi. Ali'den bir mesajdı:
“Seni hâlâ düşünüyorum...”
Ama mesajı Gece göremedi. Çünkü Umut telefonuna baktı, sonra sessizce mesajı sildi ve numarayı engelledi. Ardından telefonu Gece’ye uzattı:
— Artık geçmişte kalanları gömmenin zamanı geldi.
Gece, Umut’un gözlerine baktı. Belki de gerçekten bir şeyler baslamisdi
🫶🏻💕
---
