17. bölüm · Beklenmedik Hikaye
Kayıp olan ses
Gece’nin uçağı havalandıktan sonra yurt sessizliğe bürünmüştü. O hafta boyunca, Atlas, Ali ve Umut sabırsızca onu arayıp mesaj atmıştı. Ama Gece hiçbirine cevap vermedi. Telefonuna düşen her mesaj, onun sakinliğini bozamadı; kafasını toplamak ve kendini yeniden hissetmek istiyordu.
“Ben yurtdışına çıktım, kafamı toplamam lazım,” mesajını her üçü de aynı anda görünce Atlas’ın gözleri karardı. İçindeki öfke ve kıskançlık karışımıyla, düşünmeden hareket etti. Ali’nin yanına gitti, adımları hızlı ve kararlıydı.
Ali, Atlas’ı görünce irkildi ama bir adım geri çekilmedi. “Ne oldu?” diye sordu, sesi gergin ve sertti.
Atlas yumruğunu sıktı, bakışları öfke doluydu: “Gece senin yüzüne gitti! Her şeyi… senin yüzünden!”
Ali’nin dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi ama gözleri ciddi ve tetikteydi. “Ne demek istiyorsun?” diye karşılık verdi. Atlas bir adım daha attı, gerilim iki adamın arasında tamamen görünür hâle geldi.
İtiş kakış, küçük yumruklar ve sözlü atışmalar… Ortam neredeyse patlamak üzereydi. Her ikisi de Gece’nin yokluğunda hissettikleri karmaşayı birbirine yansıtıyordu. Ama ne kadar tartışırlarsa tartışsın, akıllarının bir köşesinde hep Gece’nin sessizliği ve uzaklığı vardı.
Bir süre sonra nefesler kesilmiş, öfke biraz azalmıştı. İkisi de durup geriye çekildi, düşünmeye başladı. Atlas’ın aklında tek bir şey vardı: Gece’nin yanında olmalı, onu korumalıydı. Ali ise içten içe kıskançlığını ve duygularını kontrol etmeye çalışıyordu.
Bu hafta boyunca, Gece’nin yokluğu hepsine bir ders olmuştu: Onun değeri ve önemi, yalnızca yanında olduğunda anlaşılmıyordu; yokluğu, tüm duyguları ve çatışmaları açığa çıkarıyordu.
Ve o an, Atlas ve Ali fark etti ki: Bu savaş, sadece Gece’nin yüzünden değil, içlerindeki hislerin karmaşasından kaynaklanıyordu. İkisi de bir yandan öfke, bir yandan özlem hissediyordu.
✈️
