BÖLÜM 5🤎

Vaveyla Yazarı: Şeyma nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 5🤎

Lioya, sanki eski benliğini dipsiz bir kuyunun karanlığında kaybetmiş gibi davranıyordu. Eskiden sessiz, kendi kabuğuna çekilen, duygularını fırtınalar kopsa bile içinde yaşayan o masum kızdan eser yoktu.
Belki de hâlâ derinlerde bir yerlerde o eski Lioya yaşıyordu. Öyle olduğuna inanmak istiyordum. Kalbimin bir tarafı hep buna inanmak isteyecekti, buna emindim.
Annabel’e yapılan o korkunç şeylerden sonra Lioya iyice tanınmaz, yabancı bir insana dönüşmüştü. Yine de onu suçlayamazdım; zira öyle ağır, öyle kanlı bir dönemden geçmiştik ki her birimiz yavaş yavaş bambaşka insanlara dönüşmüştük.
Bu, ruhlarımızı iyileştiren ya da bizi olgunlaştıran bir değişim değil; aksine bizi içten içe çürüten, benliğimizi kemiren olabildiğince kötü bir dönüşümdü.
Şu an Lioya, dudaklarımdan dökülecek tek bir kelimeye, belki de küçük bir yönlendirmeye bakıyordu; o tek kelimeyle Alisa’yı oracıkta öldürürdü.
Bunu bakışlarından net bir şekilde anlayabiliyordum.
Gözlerinde saf, acımasız bir ölüm vardı.
Peki, ben neden duruyordum? Kelimeler neden boğazımda düğümleniyor, bir türlü dışarı çıkmıyordu?
Neden "Öldür onu Lioya, bitir işini!" diye haykıramıyordum?
Pes mi etmiştim bu amansız savaşta?
Hayır.
İntikam arzumu, o yakıcı hırsı mı kaybetmiştim? Hayır; her nefesimi, geçen her günümü sırf bu anı, bu hesaplaşma anını düşünerek yaşıyordum.
Peki, bana ne oluyordu? Yaşama amacım, bunca zamandır beni ayakta tutan o tek dayanak neden bir anda böyle yabancı ve garip hissettiriyordu? Zihnimin karanlık bir labirent gibi karmaşık köşelerinde dolaşırken acı gerçeği nihayet kavradım.
Ben onun yaşamasını istiyordum.
Sadece basitçe hayatta kalması için değil; her Allah'ın günü çaresizlik ve acı içinde kıvranarak ölümü bir kurtuluş gibi dilemesi için.
Çünkü ölüm, bazı insanlar için hak edilmiş bir cezadan ziyade nihai bir ödüldür; tıpkı Alisa için olduğu gibi. Bunu içten içe biliyordum ve şu an gözlerimin önündeki bu manzarada çok daha net anlıyordum.
Alisa şu an gözlerini açsa, bilinci yerine gelse bile o cellattan, tepesinde dikilen ölümden kaçmaya çalışmazdı. Ölüm onun için bu dünyadaki tüm ıstırapların sonu, sonsuz bir huzur demekti. Geçirdiği her an, yatağa başını koyduğu her saniye geçmişin hayaletleriyle, silinmeyen anılarıyla boğuşuyor, adeta kendi zihninin zindanında ağır işkenceler çekiyordu.
Bakışlarımı Lioya’ya çevirdim. Üzerindeki o yoğun bakışları hissetmiş gibi başını anında bana doğru kırdı. Mor gözlerindeki o karanlık ve tekinsiz sisin daha önce hiç bu kadar yoğunlaştığını, bu kadar tehlikeli bir hal aldığını görmemiştim.
“Lioya. Onu öldürme,” dedim, sesimin titrememesine gayret ederek.
“Bana bunun için tek bir geçerli, mantıklı sebep ver Elera,” dedi. Sesi, bu dünyadan bir insana ait olamayacak kadar buz gibi, ruhsuz ve ürperticiydi.
“Eğer o şimdi burada, bu şekilde ölürse, gerçekten Annabel’in intikamını almış mı olacaksın?”
Dudağının tek köşesi hafifçe, zalimce kıvrıldı. “Evet,” dedi kararlılıkla. Bakışlarını benden çekip yerde yatan Alisa’ya kaydırdı ve yüzüne soğuk, tüyler ürpertici bir tebessüm kondurdu.
“Onun ölümü, en az bize ve Annabel'e çektirdiği acılar kadar vahşice ve olabildiğince uzun olacak.”
Bana bakmıyordu artık. Yanına doğru tek bir adım bile atamıyordum çünkü ayaklarım, zemine görünmez ve güçlü bir büyüyle çivilenmiş gibiydi. Kaslarım hala bana itaat etmiyordu.
“Anlamıyor musun? Onun için ölüm bir ceza değil, bir kurtuluş!” diye sesimi yükselttim.
Başını yavaşça tekrar bana döndürdü; mor gözlerinde beliren hafif ama belirgin kafa karışıklığını yakaladım. Ağdan kurtulmak için vakit kaybetmeden konuşmaya devam ettim:
“Yaşıyor ama bu koskoca dünyada onu seven, arkasında duran tek bir kişi bile yok. Yapayalnız, vicdanının ve yalnızlığının acıları içinde kıvranmaya mahkûm edilmiş durumda.”
Cevap vermedi, derin bir sessizliğe gömülerek bakışlarını yeniden yerde hareketsiz yatan Alisa’ya kaydırdı.
“Eğer onu şimdi burada öldürürsen, hak ettiği bu sonsuz, bitmek bilmeyen canlı cehennemden onu kendi ellerinle kurtarmış olacaksın. Ona en büyük iyiliği yapacaksın.”
Sözlerimin sarsıcı doğruluğu Lioya’nın zihnini iyice bulandırmış, o yıkıcı öfkesini felç etmiş gibiydi. Fakat konu Lioya olduğunda, bir sonraki hamlesini veya ne yapacağını kestirmek neredeyse imkânsızdı.
Tam o anda, görünmez bir ip gibi bileklerime ve ayaklarıma dolanan o baskının bir anda çözüldüğünü hissettim. Büyü dağılmıştı.
Odada yankılanan sessizlikle geçen uzun ve gerilimli dakikaların ardından ilk adımımı attım; yanılmamıştım, artık bedenim üzerindeki kontrolü yeniden kazanmış, özgür kalmıştım.
Lioya’ya doğru bir hamle yapıp onu durdurmaya ya da sakinleştirmeye çalışacakken, o aniden hareketlendi.
İnsan gözünün seçmekte zorlanacağı kadar büyük bir hızla hamle yaptı ve bir gölge gibi odadan fırlayıp gitti. Çok geçmeden ahşap kapının şiddetle kapanma sesi tüm uzun koridorda çınladı, duvarlarda yankılandı.
Hiç vakit kaybetmeden Alisa’nın yanına diz çöktüm. Parmaklarımı titreyen bir refleksle şah damarının üzerine bastırdım. Nabzı zayıf da olsa gayet düzenli atıyordu.
Üzerine sonradan giydirdiğim pijamayı kumaşı zedelemeden hafifçe sıyırıp derin yarayı inceledim; kanama neredeyse durmuş ve dikişler oldukça iyi gözüküyordu. Bundan sonra yapabileceğim başka hiçbir şey yoktu.
Yapabileceğim tek şey oturup beklemekti. O gözlerini bu dünyaya yeniden açtığında, gerçek cehenneminin başladığını ona hatırlatana dek.

5. Bölüm sonu

İlk önce okuduysanız çok teşekkür ederim yorumlarınız ve fikirleriniz benim için çok önemli.
Ayrıca 1000 olduğumuzda ek bölüm yayınlıyacağım ek olarak yayınlıcağım bölüm özel bölüm değil kitabın sıradaki bölümü olucak.
Tekrardan teşekkürler💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

113okunma 7beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.