BÖLÜM 3

Vaveyla Yazarı: Şeyma nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 3

İlahi bakış açısı.
Geçmişin kırık parçaları:
LİOYA.

Güçlü gözükürdü hep o. İnsanlar kolay kolay ne hissettiklerini anlayamazdı. Belki de bu yüzden dışlanırdı hep. Düşünürdü her zaman belki onlara benzersem severler beni de diye. Ama yapmazdı, içinden bir his yapmamasını söylüyordu sanki hep ona. Hep içinde bir pişmanlığı kalmıştı. Ama büyüyünce çok doğru yaptığını anladı ki insan kendisi gibi olunca güzel, insanların istediği gibi değil.
Küçük bir çocuğun kalbine kim dokunabilirdi ki?
Kimsenin aklına gelmezdi. En az onun kadar acılı iki kız çoğunun onu mutlu edebileceğini.
"İnsanlar acılarıyla güzel" demişti bir gün eğitmenleri. Oysa oradaki herkesin acıları çok büyüktü. Ama soramamıştı o ben de mi güzelim diye?
Oysaki annesi gibi görmesi gereken eğitmeni yaralamıştı onu. Mor gözlerinden, bembeyaz teninden…
Ama günlerden bir gün hiç beklenmeyen bir şey oldu. Herkesin duygusuz, çirkin dediği o kız ilk defa insanların yanında ağladı. Ağladığı için dayak yemişti bir daha. İçinde tutmaya zorlandığı tüm acılar yüzüne vuruyordu.
Oysa o daha çocuktu. Günahsız, tertemizdi.
Koruma dersliğinin kapısına sırtını dayamış yüzü ise kendisini sıkmaktan kıpkırmızı olmuştu.
Gözlerini kapatıp dersin bitmesini bekledi insanlardan kurtulmak için.
Ta ki omzuna bir el dokunana kadar. Gözlerini açmadı bekledi çünkü ona dokunan herkesin eli onun canını acıtmak için kalkardı. Ama bu sefer öyle olmadı. Acıtmadı el onun canını.
Gözlerini yavaşça açtı, sanki her an bir darbe gelecekmiş gibi temkinliydi.
Bu sefer karşısında ona zarar verenlerden biri yoktu. İki küçük kız vardı. Hatta tahminlerine göre kendisinden bile küçüktü. Hiç görmemişti onları yarasalarda. Belki de dikkatli bakamamıştı.
Ama içinde yeni bir korku oluştu bu sefer. Belki de onlar da ta onu görmek, dalga geçmek için gelmişlerdi. Belki de hocası haklıydı. Değişik insanlar sevilmezdi.
Karşısındaki kızlar fark etmişti onun korktuğunu. Ama korkudan fazla ilgilerini çeken bir şey daha varsa o kızın gözleriydi. İkisi de hayatında böyle bir göz görmemişti.
Mor.
En acık tonlarda olan gözleri, bembeyaz teninde olabildiğince göz alıcı bir şekilde parlıyordu.
Kızlardan saçı iki yandan örülü olan öne çıktı, elini uzattı.
“Benim adım Annabel, memnun oldum.” Yüzündeki tatlı gülümsemeyle korkmuş ve üzgün duran kıza bakıyordu.
Kızdan cevap gelmeyince yanına tıpkı onun gibi diz çöktü. Arkadaşına da oturmasını işaret etti ama arkadaşı dinlemedi.
“Neyin var neden üzgünsün?” saçı iki yandan örgülü olan kız arkadaşı bu cümleyi kurduğu an sanki çok kötü bir şey yapmış gibi ona baktı.
“Sana kaç kez dedim. İnsanlara direkt neyin var diye sorulmaz, ayıp!” Yaşı küçük olduğu için hafif peltek bir şekilde demişti. Bu Lioya’nın yüzünde uzun zamandır oluşmayan bir gülümseme oluşmasına sebep oldu ama fark etmediler çünkü atışmaya başlamışlardı.
“Bir insana bir şey sormak için arkadaş olmaya gerek yok ki.”
“Yani tanımadığın bir sana gelip nasılsın diye sorsa de hissedersin Elera.” Demek ki diğer kızında adı Elera’ymış. Gülümsedi istemsizce, çok uzun zamandır yeni insanların isimlerini ilk defa duyuyordu.
Annabel ayağa kalkıp Elera’nın karşısına geçti.
“Gayet iyi hissederim Annabel düşünüp sorması yetmez mi?”
Bu cevaptan sonra Annabel çok önemli bir detay hatırlamış gibi Lioya’ya baktı. “Ya özür dilerim kabalık etmek istemezdim.” Kafasını yeniden Elera’ya çevirip.
“Senin yüzünden kız beni kaba biri olarak düşünüyor. Bunlar insanların yanında konuşulmaz.” Cümlesinin sonuna doğru sesi iyice kısılmış, dudakları yavaşça bükülmüştü. Ağlamaklı bir ses tonunda. “Onun kalbini şimdide ben kırdım.”
Lioya çok değişik hissetmişti. Yeni duygularla tanışmıştı. İlk defa bir insan en ufak bir şeyde onu düşünüyor, onun incinmemesini önemsiyordu.
Yüzündeki minik tebessüm büyüdü. Konuşmak istedi ama korktu. Ta ki Elera, Annabel’i kollarının arasına çekene kadar. O sırada anladı bu kızların kötü kalpli olmadığını.
Ya da inanmak istedi.
Dudaklarına yerleşen minik tebessümle onları izlerken zamanın nasıl geçtiğini dahi anlayamamıştı. Elera’nın, Annabel’in ağlama sebebini saçma bulduğu çok belliydi. Ama kızmıyordu.
Onu çok sevdiği belliydi. Annabel’e bakarken dahi gözleri yülüyordu.
Bu dakikalardır yanlarına gitmek isteyen Lioya’yı cesaretlendirdi. Çünkü bu kadar güzel seven biri onu kırmazdı değil mi?
Oturduğu yerden yavaşça kalktı, yanlarına doğru yürüdü, yanlarına geldiğinde çok uzun zamandır yapmadığı bir şey yaptı.
Sarıldı.
Zorla değil, kendi isteğiyle.
Bu ağlayan küçük Annabel’i sakinleştirdi. Ve Elera’yı bırakıp ona sarıldı. Kafasını boynuna gömüp sakinleşene kadar boynunda ağladı. İkisi sarılırken Elera yüzünde küçük bir gülümsemeyle hala Annabel’i izliyordu.
Ve o gün Lioya insanlara iyi gelebileceğini fark etti. Bu onu en çok mutlu eden olaylardan biriydi. Akşam yatağına yattığında bu sefer ağlamadı. İçerisinde farklı bir duygu vardı. O kadar yabancıydı ki anlayamadı ilk önce ne olduğunu.
Sevgi.
Küçük bir kızın duygusallığı bir kişinin hayatını değiştirmişti.
O günden sonra kendini sevmeyi öğrendi. Ama hala çoğu insanın onu istemeyeceği kadar garipti. Ama umursamadı çünkü onu seven birileri vardı ve emindi ki o kızlardan hiçbir kötülük gelmezdi. İçinden bir ses öyle demişti. Belki de kendini kandırmıştı.
O günden sonra uzun süre boyunca hep beraber takıldılar, ağladılar, güldüler. Ama her an birbirlerine destek oldular. Yeni arkadaşları oldu, gitti.
Ama bu küçük üç kız birbirlerinin adeta ailesi oldu.

3.BÖLÜM SONU

Diğer bölüm haftaya cuma gelecek. Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

273okunma 10beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.