6. bölüm · Bazen hayatta kalman lazım
Köprü
---
BÖLÜM VI
Köprü
Sabah gri doğdu.
Gökyüzü kurşun gibiydi. Boğaz’ın üstünde ince bir sis tabakası vardı. Uzaktan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü silueti görünüyordu. Araçlar olduğu yerde kalmış, bazıları yanmış, bazıları çarpışmıştı.
Lina gözlerini kıstı.
“Şaka yapıyorsun değil mi?”
Aras yürümeye devam etti.
“Geçeceğiz.”
“Abi ya…” Lina iki elini açtı. “Bak ben bağışığım diyorlar ama uçan enfekteye karşı bağışıklık yoktur herhalde.”
“Uçmuyorlar.”
“Şimdilik.”
Aras dönüp baktı.
“Odaklan.”
Lina homurdandı.
“Tamam tamam, odaklandım. Negatif enerji yok. Sadece potansiyel ölüm.”
Köprünün girişine geldiklerinde manzara daha kötüydü. Arabaların arasında kurumuş kan izleri vardı. Bazı kapılar açık kalmıştı. Rüzgâr metal parçaları titretiyordu.
Aras elini kaldırdı.
“Yavaş.”
Lina fısıldadı:
“Abi bak yemin ederim içim hiç rahat değil.”
Bir arabanın arkasından hırıltı geldi.
Sonra bir tane daha.
Sonra zincirleme bir ses.
Lina gözlerini devirdi.
“Tamam. Tamam. Evren bize ‘geçmeyin’ diyor ama biz dinlemiyoruz.”
Aras hızlıca plan yaptı.
“Arabaların arasından zikzak. Gürültü yapma.”
“Ben mi yapıyorum sanki konser?”
Bir enfekte aniden bir minibüsün altından sürünerek çıktı.
Lina irkildi.
“Abi ya!”
Aras anında silahını kaldırdı ama ateş etmedi. Gürültü istemiyordu. Elindeki demir çubukla sert bir hamle yaptı. Enfekte yere yığıldı.
Lina bir saniye dondu.
Sonra bağırdı:
“Sağında!”
İki enfekte daha koşarak geliyordu.
Aras Lina’nın kolunu tuttu.
“Koş!”
Arabaların arasından dar geçitlerden geçtiler. Lina nefes nefeseydi.
“Planın var mı yoksa ‘doğaçlama ölüm’ mü yaşıyoruz?”
“Sus ve koş!”
Bir araba alarmı aniden çalmaya başladı.
Lina çığlık attı.
“Kim bastı ona?! Kim bastı abi?!”
Alarm sesi köprü boyunca yankılandı.
Ve her yerden ses gelmeye başladı.
Hırıltılar.
Koşma sesleri.
Lina panikledi ama dili susmadı.
“Harika! Şahane! Bedava festival!”
Aras köprünün ortasına doğru bir kamyon gördü. Altı boşluktu.
“Altına!”
İkisi birlikte kamyonun altına süründü.
Enfekteler arabaların üstünden atlıyor, çarpıyor, bağırıyordu.
Lina nefesini tutmuştu.
Sonra fısıldadı:
“Abi ya… Ben normalde çok konuşurum ama şu an içimden bile konuşmak istemiyorum.”
Aras sessiz kalmasını işaret etti.
Bir enfekte kamyonun yanına çarptı. Metal zangırdadı.
Lina’nın eli titredi.
“Gitmezlerse?” diye fısıldadı.
Aras çok sakin bir sesle cevap verdi:
“Gidecekler.”
“Ya gitmezlerse?”
“Gitmelerini sağlarım.”
Lina gözlerini ona çevirdi.
“Bak şimdi o cümle hiç güven vermedi.”
Dakikalar saat gibi geçti.
Alarm sustu.
Hırıltılar uzaklaştı.
Aras dışarı baktı.
“Şimdi.”
Kamyonun altından çıktılar ve koşarak köprünün diğer tarafına geçtiler.
Sonunda beton bariyerlerin arkasına atladıklarında Lina yere oturdu.
“Abi… bir daha köprü falan yok. Varsa yüzerek geçerim.”
Aras nefesini düzenlemeye çalıştı.
Lina ona baktı.
“Var ya… az daha ölüyorduk. Sen farkında mısın?”
“Farkındayım.”
“Bu kadar sakin olma ya. Sinir bozucu.”
Aras kısa bir duraksamadan sonra dedi ki:
“Panik faydalı değil.”
Lina kaşlarını çattı.
“İnsanım ben. Robot değilim.”
Aras sessiz kaldı.
Lina bir an sustu. Sonra daha yumuşak bir sesle:
“Şey… sağ ol.”
Aras başını hafifçe salladı.
---
Tam o sırada Lina’nın yüzü değişti.
Bir anlığına gözleri boşlaştı.
Aras hemen fark etti.
“Lina.”
Lina göz kırptı.
“Ne var?”
“Az önce…”
“Abi ya yine mi bakıyorsun öyle? İyiyim diyorum.”
Ama değildi.
Elini alnına götürdü.
“Garip bir şey oldu. Sanki… bir anlığına herkesin yerini hissettim.”
“Ne demek o?”
“Yani… hani sesler var ya. Sanki kafamın içinde yankılandı.”
Aras’ın yüzü gerildi.
“Ne kadar sürdü?”
“Bir saniye falan. Abartma ya. Süper güç gelmedi.”
Ama Aras’ın içindeki şüphe büyüdü.
Bu bağışıklık olmayabilirdi.
Bu… bağlantı olabilir miydi?
---
Lina ayağa kalktı.
“Tamam. Dramatik bakışları keselim. Yaşıyoruz. Hâlâ ölmedik. Bu iyi.”
Sonra hafifçe sırıttı.
“Bu arada abi… eğer ben gerçekten süper mutant falansam, cool bir isim bulalım. Lina çok sıradan.”
Aras istemsizce hafifçe güldü.
Ve Lina bunu fark etti.
“Bak yine güldün! Azıcık insan oldun.”
Rüzgâr köprüden esiyordu.
Ama artık sadece görev değildi bu.
Aralarında görünmez bir bağ oluşuyordu.
Bu arada hikâye bayağı güçlenmeye babaşladıbaş
