9. bölüm · Bazen hayatta kalman lazım

Kartlar

Alp Kurt

---

BÖLÜM IX

Kartlar

Yağmur yağıyordu.

Apartmanın giriş katındaki eski bir oyuncakçıya sığınmışlardı. Camlar kırık, raflar devrilmişti. Oyuncak bebeklerin bazıları yerde yüzüstü duruyordu.

Lina içeri girince durdu.

“Of…”

Aras etrafı kontrol ediyordu.

“Ne oldu?”

Lina yerdeki bir kart paketini gösterdi.

“Toz olmuş…”

Aras eğilip baktı. Islanmış, dağılmış kartlar.

Lina diz çöktü. Parmaklarıyla dikkatlice birini aldı.

Yüzü kirliydi ama gözleri bir anda çocuklaştı.

“Stranger Things…”

Aras onu izledi.

“Sever miydin?”

“Abi manyaktım.” Hafif gülümsedi. “Okul çıkışı kırtasiyeye giderdim. Harçlığımı buna gömerdim. Annem ‘bir gün işe yarar mı bunlar’ derdi. Ben de ‘koleksiyon bu ya!’ derdim.”

Kartın üstünde Eleven vardı.

“En çok Eleven’ı severdim,” dedi Lina.
“Az konuşuyor ama güçlü. İnsanlara bağlanınca dünyayı yakıyor.”

Aras hafifçe başını salladı.

“Benzetiyor musun kendini?”

Lina omuz silkti.

“Keşke öyle güçlerim olsa. Şu enfekteleri havaya fırlatsam. Abi var ya… çok iyi olurdu.”

Sonra yüzü düştü.

“Benim koleksiyon evde kaldı.”

“Kaç kartın vardı?”

“Otuz sekiz.”
Bir an durdu.
“Tamam belki kırk. Ama nadir olan iki taneydi.”

Aras bir şey demedi.

Ama o an aklına bir şey yazıldı.

---

Birkaç Gün Sonra

Eski bir AVM’nin içindeydiler.

Karanlık. Sessiz. Boş.

Aras Lina’yı merdiven başında bekletti.

“Beş dakika.”

“Abi yalnız bırakma ya.”

“Yakındayım.”

Lina homurdandı.
“Tamam ama hızlı ol. İçim daralıyor burada.”

Aras alt kata indi. Bir zamanlar figür ve koleksiyon ürünü satan bir dükkânın önünde durdu. Kepenk yarım açıktı.

İçeri girdi.

Raflar talan edilmişti. Ama cam bir vitrinin içinde su almamış birkaç kart paketi vardı.

Camı kırdı.

Üç paket aldı.

Bir an durdu.

Defne’nin çocukken istediği oyuncakları hatırladı.

Boğazı düğümlendi.

Sonra yukarı çıktı.

---

Lina merdiven başında volta atıyordu.

“Abi öldün sandım. Yemin ederim bir daha yalnız bırakma.”

Aras çantasından küçük paketi çıkardı.

Lina kaşlarını çattı.

“Ne o?”

“Bak.”

Lina paketi görünce dondu.

“Yok artık…”

Elini uzattı ama bir saniye durdu.

“Gerçek mi bu?”

Aras başını salladı.

“Buldum.”

Lina paketi yavaşça aldı.

“Abi… sen ciddi misin?”

Sesi titredi.

Paketi açtı. Kartları tek tek çevirdi.

Dustin. Mike. Hopper.

Son kartı çevirdi.

Eleven.

Lina’nın gözleri doldu ama gülüyordu.

“Lan… abi…”

Bir an kendini tuttu.

“Saçmalık bu ya. Dünyanın sonu gelmiş, ben kartlara seviniyorum.”

Aras sakin bir sesle konuştu.

“Sevin.”

Lina yutkundu.

“Anneme göstermek isterdim.”

Sessizlik oldu.

Sonra Lina başını kaldırdı.

“Niye yaptın bunu?”

Aras omuz silkti.

“Hoşuna gitti.”

Lina bir adım yaklaştı.

“Sen… garip bir adamsın.”

“Biliyorum.”

Lina kartları dikkatlice çantasına koydu.

“Abi…”

Bu kez sesi daha yumuşaktı.

“Sağ ol.”

Aras bir şey demedi.

Lina hafifçe sırıttı.

“Bu arada koleksiyon tamamlanırsa… dünyanın sonunu beklemeden zengin olurum ha.”

Aras hafifçe güldü.

Lina onu işaret etti.

“Bak yine gülüyorsun. İnsanlaşıyorsun.”

Bir an durdu.

Sonra daha sessiz bir sesle:

“Baba modu açıldı resmen.”

Aras bu kez itiraz etmedi.

---

Tam o sırada Lina bir an durdu.

Yüzü ciddileşti.

“Abi…”

“Ne?”

“Yakınlarda bir şey var.”

Aras gerildi.

“Nerede?”

Lina gözlerini kapadı.

“Bilmiyorum ama… hissediyorum. Çok fazla.”

Aras kartları çantasına koymasını izledi.

Bir şey değişiyordu.

Ve bu sadece koleksiyon değildi.

---
Bu hikâye artık hem duygusal hem bilim-kurgu yönüyle gügüçleniyorgüçlen