18. bölüm · Bazen hayatta kalman lazım

Fotoğraf

Alp Kurt

BÖLÜM XX

Fotoğraf

İlkbaharın ilk haftasıydı.

Şehir hâlâ yaralıydı ama hava değişmişti.

Lina ve Aras barı geride bırakıp kasabanın merkezine doğru ilerlediler.

Aras’ın yarası iyileşiyordu ama hâlâ aksıyordu.

“Abi ağırdan al,” dedi Lina.

“Yaşlandım zaten,” dedi Aras.
“Bir de kurşun yedik, full paket.”

Lina boş boş güldü.

Yıkılmış bir apartmanın alt katında küçük bir market gördüler.

Kapısı açıktı.

İçeri girdiler.

Tozlu raflar.

Dağılmış konserve kutuları.

Aras arka tarafa geçti.

Bir odanın kapısını açtı.

İçeride küçük bir masa.

Duvara çivilenmiş bir fotoğraf.

Aras dondu.

Fotoğrafta üç kişi vardı.

Genç bir kadın.

Aras.

Ve küçük bir kız.

Lina yaklaştı.

“Kim bu?”

Aras’ın sesi çatladı.

“Kız kardeşim… Elif.”

Lina şaşırdı.

“Senin kardeşin mi varmış?”

Aras gözünü fotoğraftan ayıramıyordu.

“Salgından sonra kaybettim. Bu mahalledeydi en son.”

Fotoğrafın altında bir kağıt vardı.

Üzerinde aceleyle yazılmıştı:

> “Aras… buradan geçersen bil ki yaşıyorum.
Şehrin sonundaki İkitelli Parkı’na gel.
Bekliyor olacağım.”

Kağıdın yanında eski bir şehir haritası vardı.

Kırmızı kalemle bir yer işaretlenmişti.

Parkın içi.

Lina fısıldadı:

“Abi… bu yeni mi yazılmış?”

Kağıt sararmıştı.

Ama yıpranmamıştı.

Aras derin nefes aldı.

“Bilmiyorum. Ama bu onun yazısı.”

Lina haritayı aldı.

“İkitelli Parkı… şehrin öbür ucu.”

Aras başını salladı.

“Oraya gitmem lazım.”

Lina ona baktı.

“Yalnız değilsin.”

Aras hafif gülümsedi.

“Biliyorum.”

---

Yol

Yola çıktılar.

Şehir merkeze doğru daha tehlikeliydi.

Enfekteler kalabalıktı.

Ama Lina artık daha kontrollüydü.

Bazen durup gözlerini kapatıyordu.

Hırıltılar uzaklaşıyordu.

Aras bunu fark etti.

“Onları yönlendirebiliyorsun.”

“Tam değil,” dedi Lina.
“Ama biraz.”

Aras ciddi baktı.

“Bu güç… dikkatli kullan.”

“Biliyorum.”

Bir köprüyü geçerken Lina durdu.

“Abi…”

“Ne?”

“Ya tuzaksa?”

Aras bir an sustu.

“Olabilir.”

“Yine de gidiyor muyuz?”

Aras haritaya baktı.

Sonra Lina’ya.

“Eğer gerçekten yaşıyorsa… gitmemek daha kötü.”

Lina başını salladı.

“Tamam. Kınayla gidiyoruz.”

Aras kaş kaldırdı.

“Kınayla mı?”

Lina sırıttı.

“Yani tam gaz, full risk.”

Aras güldü.

“Tamam. Full risk.”

---

Parkın Gölgesi

Akşamüstü şehrin sonuna vardılar.

İkitelli Parkı tabelası devrilmişti.

Ağaçlar büyümüş.

Çimenler yabani.

Ama parkın ortasında duman yükseliyordu.

Birileri vardı.

Lina silahını hazırladı.

Aras’ın eli titriyordu.

“Hazır mısın?” dedi Lina.

Aras yutkundu.

“Hazırım.”

İkisi birlikte parkın içine doğru ilerledi.

Ağaçların arasından bir siluet göründü.

Kadın.

Saçları dağılmış.

Ama yüzü tanıdıktı.

Aras fısıldadı:

“Elif…”

Kadın da onları gördü.

Gözleri büyüdü.

“Abi?”

Lina derin nefes aldı.

“Abi… galiba bu sefer gerçekten umut.”

Ama park fazlasıyla sessizdi.

Fazla düzenliydi.

Ve Lina içinden bir şeyin yanlış olduğunu hissediyordu.

---