6. bölüm / 6
Başlangıç6-Arada
Bölümler 6Şu an: 6-Arada
- 1 1-Her şey böyle başladı963 kelime
- 2 2-İlk iz571 kelime
- 3 3-Boş sayfa810 kelime
- 4 4-Seçmeler1.193 kelime
- 5 5-Eskisi gibi1.521 kelime
- 6 6-Arada867 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pazar sabahı evin sessizliğiyle uyandım. Bir süre yatağımda kalıp tavana baktım. Okul olmadığı için acele etmem gerekmiyordu ama içimdeki huzursuzluk uykunun verdiği ağırlığı çoktan dağıtmıştı.Telefonumu komodinin üzerinden alıp babamı aradım.
Telefon yine kapalıydı.
Ekrana birkaç saniye daha baktım . Babamın birkaç gün ortadan kaybolduğu olurdu. Sonra hiçbir şey olmamış gibi eve döner,işle alakalı olduğunu söylerdi.Bu kez ise günler geçmesine rağmen ondan hâlâ bir haber alamamış olmak, içimde tarif edemediğim bir boşluk bırakıyordu. Sonunda telefonu yatağın üzerine bırakıp kalktım.
Salona geçtiğimde annemi pencerenin önündeki çiçeklerle uğraşırken gördüm. Elindeki küçük sulama kabını saksıların arasında gezdiriyor, ara sıra dışarıya dalıp gidiyordu. Günlerdir odasından pek çıkmadığı için onu burada görmek beni şaşırttı.
Beni fark edince başını kaldırdı.
“Erkencisin.”
“Evet. Uyandım birden.”
Yanındaki koltuğa oturdum. Annem birkaç yaprağı parmaklarının arasında düzeltirken ikimiz de bir süre sessiz kaldık. Evdeki sessizlik bu kez rahatsız edici değildi; sanki ikimiz de konuşmaya nereden başlayacağımızı düşünüyorduk.Sonunda dün geceyi sordu.
“Berk de Emin de çok sevinmiştir.”
“Hem de nasıl. Emin hâlâ kendine gelemiyor.”
Annemin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Şaşırmadım.”
Ben de gülümsedim. Emin'in seçildiğini duyduğu andaki hâli gözümün önüne gelince dudaklarım yeniden kıvrıldı.
Annem sulama kabını pencerenin kenarına bıraktı. Dışarı bakarken yüzündeki dalgınlık yeniden belirginleşti,sanırım bunu dağıtmak için,"Ee gece güzel geçti mi?” diye sordu.
“Güzeldi.”
Başını hafifçe salladı. Ardından bana döndü.
“İyi... Böyle günlerin tadını çıkar Deniz. Daha önümüzde koca bir kış var. Hava güzelken biraz dışarı çık, arkadaşlarınla vakit geçir.”
Sesindeki hüzün, söylediği kelimelerden daha çok şey anlatıyordu.
“Çıkıyorum zaten,” dedim gülümseyerek.
Annem de hafifçe gülümsedi.
“Sen... sen ne demek istediğimi anlıyorsun. Bu yaşlarda düşünmen gereken şeyler..." sesi titremişti. "Neyse,daha çok çık...”
Başımı salladım.
Bir süre yanında oturduktan sonra mutfaktan Tülin'in sesi geldi.
“Ablaaa, yardım etsene!”
Annemle göz göze gelip güldüm.
“Git bakalım.” dedi.
Mutfağa geçtiğimde Tülin ve Ezgi çoktan tezgâhı birbirine katmıştı. Bir tarafta doğranmayı bekleyen sebzeler, diğer tarafta açık bırakılmış çekmeceler vardı. Ezgi bir şey aramak için çekmeceleri açıp kapatırken Tülin nerede olduğunu söyleyip duruyor, Ezgi de her seferinde başka bir yere bakıyordu.
“Abla, domatesleri sen doğrar mısın?” diye sordu Ezgi.
“Ver.”
Bıçağı elime alıp domatesleri doğramaya başladım. Kızların kendi aralarındaki konuşmalarını dinlerken dün gece yeniden aklıma geldi.
Berk ve Emin'in takıma girmesine gerçekten çok sevinmiştim ama artık daha farklı sorumlulukları da olacaktı.Emin'in bütün bunları kafasına takacağını sanmıyordum. Bir şeyi fazla düşünmek yerine üzerine şaka yapmayı tercih ederdi.
Berk ise daha farklıydı.
Efe ve Onur'la aynı takımda olacaklardı...
Bıçağın ucu tahtaya değdiğinde elim bir an durdu.Dün gece Efe'yle konuştuğumuz birkaç dakika da zihnimdeydi.
Uzun zamandır doğru düzgün konuşmamıştık. Buna rağmen karşıma geçtiğinde, aramızdaki o eski rahatlığın bir yerlerde hâlâ durduğunu fark etmiştim.
Domatesin suyunu tahtadan sıyırıp tabağa aktardım.
“Abla?”
Ezgi'nin sesiyle başımı kaldırdım.
Elimdeki bıçağa bakıp;
“Domatesi doğrayacaksın. Şey...öldürmeye çalışma.”
Tülin de dönüp elime baktı. İkisi birden gülmeye başlayınca ben de dayanamadım.
“Farkındayım.”
Ezgi önüme başka bir domates bıraktı.Mutfak yeniden onların kahkahalarıyla doldu.
Kızlarla kahvaltı yaptıktan sonra biraz sohbet ettik. Tabii ki dün geceyi konuştuk,merak ediyorlardı. Hafta sonları eğer evdeysem birlikte bir şeyler izlerdik. Bu sefer uzun bir film seçmek yerine gözümüzün takıldığı her şeyi izleyip bilir kişiler olarak yorum yaptık. Zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım. Bir süre sonra odama geçip yatağımın üzerine uzandım. Kitabımı açtığımda dışarıdan gelen hafif sesler perde aralığından içeri süzülen ışığa karışıyordu.
Sayfaları çevirdikçe hikâyenin içine girmeye çalıştım. İlk birkaç sayfayı gerçekten okudum. Sonra aynı paragrafın başına yeniden döndüm. Gözlerim satırların üzerinde geziniyor ama kelimeler zihnime yerleşmiyordu.Tam kitabı kapatacakken telefonum çaldı.
Ekranda Nil ve Gamze'nin görüntülü araması vardı.
Aramayı açtığım anda Gamze'nin yüzü ekrana doldu.
“Sonunda!”
Nil'in sesi onun hemen ardından geldi.
“Bir kaç kere aradık telefonu açmayınca evde olmadığını sandık.”
“Kızlarla takılıyordum. Yani evdeyim.”
Gamze gözlerini devirdi.
“Onu anladık.”
Üçümüzün aynı anda konuşmaya başlamasıyla odanın sessizliği kısa sürede dağıldı. Yine dün geceden, okuldan ve pazartesiden bahsederken Gamze'nin enerjisi herkesten önce yükseldi.Bir süre sonra heyecanla Berk ve Emin'in parkta basketbol çalışacağını söyledi.
“Bugün biraz oynayacaklarmış,” dedi. “Ben izlemeye gideyim diyorum.”
Bu bizi de davet etmek demek oluyordu.Kitabımı dizlerimin üzerine bıraktım.
“Ben gelmeyeceğim. Yarın okulda zaten görüşürüz. Bugün biraz dinlenmek istiyorum.”
“Tamam,” dedi Gamze. “Evde sıkıldım zaten.”
Nil bir süre sessizce onu dinledi. Sonra başını kaldırıp Gamze'ye baktı.
“Sen kesin gidiyor musun?”
“Evet.”
Nil dudaklarını hafifçe büzdü. Birkaç saniye düşündükten sonra omuzlarını silkti.
“Belki ben de uğrarım.”
Gamze'nin yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
Ben kitabımın kapağını parmağımla yoklarken ikisini dinlemeye devam ettim.
Biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapattık.
Odam yeniden sessizleşti.
Kitabı tekrar açıp bir kez daha şans vermek istedim.Birkaç satır ilerledikten sonra gözlerim aynı yerde kaldı.
Sayfayı çevirdim.
Bir süre sonra ne okuduğumu hatırlamadığımı fark edip kitabı kapattım.Yatağın üzerine bıraktığım kitabın kapağı yavaşça yerine oturdu.
Dün gece.
Efe.
Aramızdaki birkaç dakikalık konuşma.
Bunların hiçbiri aklımdan çıkmıyordu.Masama geçtim.Defterimi açıp kalemi elime aldım. Boş sayfanın üzerinde bir süre bekledikten sonra, düşünmeden ilk cümleyi yazdım.
Bazen insan, aynı evin içinde yaşadığı insanlara bile yabancılaşabiliyordu.
Kalemim bir an durdu.
Altına yalnızca bir cümle daha ekledim.
Belki de en garibi, bazı insanların uzaklaştığını fark ettiğin hâlde onlara söyleyecek birkaç cümlenin hâlâ içinde kalmasıydı.
Yazdıklarımı okuyup defteri kapattım.Pencerenin önüne gidip perdeyi araladım. Sokak sessizdi.Birkaç evin ışığı yanıyordu. Sağ tarafta kılıç bakkalın önünde kediler Kılıç amcanın onları beslemesini bekliyorlardı. Kendimi yorgun hissettiğim için onları sadece uzaktan izledim.
Dün gece söylediğim birkaç cümleyi düşündüm.Sonra perdeyi kapatıp yatağıma döndüm. Uyursam daha rahat ederdim. Uyursam az da olsa düşünmezdim.
