2. bölüm / 6
Başlangıç2-İlk iz
Bölümler 6Şu an: 2-İlk iz
- 1 1-Her şey böyle başladı963 kelime
- 2 2-İlk iz571 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3-Boş sayfa810 kelime
- 4 4-Seçmeler1.193 kelime
- 5 5-Eskisi gibi1.521 kelime
- 6 6-Arada867 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oyun birkaç dakika daha aynı tempoda devam etti. Top bir elden diğerine geçerken bahçedeki uğultu da giderek arttı.
Yanımda Gamze'nin telefonu titredi.
Ekrana baktığında yüzünde bir anda kocaman bir gülümseme oluştu.
"Deniz!”
Başımı ona çevirdim.
“Sınıfım belli olmuş.” dedi heyecanı gözlerinden okunuyordu.Telefonu bana uzattı. Listedeki isminin yanında bizim sınıfımız yazıyordu.
“Aa Bizim sınıftasın.”
Gamze'nin yüzündeki mutluluk görülmeyecek gibi değildi. Bir anda yerinden kalkıp bana sarıldı. Ben de gülerek karşılık verdim.
“Sonunda,” dedi geri çekilirken.
“Sonunda.”
Gamze yeniden yerine otururken gözüm sahaya kaydı. Koç, Berk'in yanına doğru ilerliyordu.
Telefonunu çantasına koyup tekrar sahaya baktı.Berk topu elinde tutarken koç onu birkaç saniye izledi.
“Artık hazırlanmaya başlamana çok sevindim.”
Berk hafifçe gülümsedi. “Ben de hocam.”
Koç başını sallayıp kenara çekildi. Berk de topu yeniden oyuna soktu. Bir süre sonra Onur karşısına geçti.ilk pas Berk'ten geldi. Onur topu aldı, hiç bekletmeden geri gönderdi. Sonra bir tane daha. Top ikisinin arasında gidip gelirken Onur'un yüzündeki gülümseme yavaş yavaş belirginleşti.
Bir sonraki pasında topu Berk'e gönderirken başını hafifçe yana eğdi.
“Al Beko.”
Berk topu yakalarken güldü.
“Ne oldu?”
Onur omuzlarını kaldırdı.“Bir an eskisi gibi geldi.”
Berk birkaç saniye ona baktı. Sonra topu yeniden gönderirken gülümsemesi kaybolmadı.
“Devam et hadi"
“Tamamdır ex dostum.”Onur kendi dediğine o kadar çok güldü ki neredeyse topu elinden bırakacaktı.
Gamze'nin bakışları ise ikisinin üzerinden ayrılmıyordu. Bir süre hiçbir şey söylemedi. Sanki gördüğü şeyi kafasında bir yere oturtmaya çalışıyordu.
Sonunda bana döndü.
“Siz bunları tanıyor muydunuz?”
Nil gözlerini sahadan ayırmadan cevap verdi.
“Eskiden iyi anlaşırdık" dedi "Sonra da yavaş yavaş..." biraz düşündü "koptuk diyebiliriz."
Gamze'nin bakışları yeniden Onur'a kaydı. Yüzündeki merak biraz daha belirginleşti.
“Tüh.”
Birkaç saniye daha sahayı izledikten sonra kendinden emin bir bakış attı.
"Neyse. Ben yine bir yolunu bulurum.”
Ne demek istediğini sormadım. Zaten yüzündeki ifadeden, kafasında bir şeyler kurduğunu anlamıştım.
Oyun yeniden hızlandı. Top birkaç kez el değiştirdikten sonra Efe'nin attığı şut çemberden geçti. Sahadan yükselen alkışlara Emin'in sesi de karıştı. Onur gülerek Efe'nin yanına giderken Berk de birkaç adım sonra onlara katıldı.
Bir süre sonra hepsi yeniden oyunun içine dağıldı.Ben onları izlerken geçmişi düşünmedim.Sadece aralarındaki şeyi fark ettim. Uzun bir aradan sonra aynı sahadaydılar. Birlikte oynuyor, birbirlerine pas veriyor, arada gülüyorlardı. Ama bütün bunların altında, kimsenin konuşmadığı bir mesafe vardı.
Efe sahaya dönerken bir an bizim tarafa baktı. Bakışları üzerimde mi, yoksa arkamızdaki birine mi takıldı anlayamadım. Yine de gözlerimi hemen başka yere çevirdim.
Koç düdüğünü çalıp çocukları yanına çağırdı.
“Cuma günü seçmeler yapılacak. Hazırlanmak isteyen herkes ona göre gelsin.”
Düdük sesi yeniden duyulduğunda zil de çaldı. Bahçedeki kalabalık bir anda hareketlendi.
Nil kendi sınıfına giden koridora yönelirken Gamze'yle biz diğer tarafa geçtik.
Sınıfın kapısına yaklaşmıştık ki sahadan Emin'in sesi duyuldu.
“Deniz! Gamze!”
İkimiz de aynı anda dönüp baktık. “Kız Gamze!"adını söylerken bir taraftan da sırıtıyordu. "Benim sırama oturmak yok! Birazdan geliyorum.”
Gamze gülerek elini kaldırdı.
"Tamam!”
Çantamı sırama bırakıp oturdum. Gamze de kendisine yer aramaya başladı. Yanımda oturabileceğini soyledim fakat o önceliğinin herkesi rahatlıkla görebileceği bir yer olması gerektiğini, bu yüzden alışana kadar affını istedi. Alışana kadar ? Tabii ki hükmedene kadar. Sınıf yavaş yavaş dolarken koridordaki sesler azaldı, bahçenin uğultusu kapının dışında kaldı.
Telefonumu çıkarıp ekrana baktım. Annemden gelen yeni bir mesaj yoktu. Babam da hâlâ eve dönmemişti. Sabah evden çıkarken bıraktığım sessizlik, sanki bütün gün benimle birlikte dolaşmıştı.
Telefonu tekrar çantama koydum. Gamze bir şeyler anlatmaya başlamıştı ama söylediklerinin yalnızca yarısını duyuyordum. Aklım bir yandan cuma günkü seçmelerde, bir yandan da evdeki kapalı odadaydı.
Cuma günü seçmeler vardı.
O zaman bunun sadece bir seçme olduğunu sanıyordum.
