4. bölüm / 6
Başlangıç4-Seçmeler
Bölümler 6Şu an: 4-Seçmeler
- 1 1-Her şey böyle başladı963 kelime
- 2 2-İlk iz571 kelime
- 3 3-Boş sayfa810 kelime
- 4 4-Seçmeler1.193 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5-Eskisi gibi1.521 kelime
- 6 6-Arada867 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nil ve Gamze sabahın köründe bize gelmişti. Üçümüz mutfakta birlikte kahvaltıyı hazırlayıp fazla oyalanmadan sofraya oturmuştuk.
Çantalarımızı alıp evden çıktığımızda hava hâlâ sıcak sayılırdı. Hafif esen rüzgâr sokaktaki yaprakları kaldırım boyunca sürüklüyordu.
Nil yanımızda yürürken çantasını omzunda düzeltti.
"Bugün kesin çok kalabalık olacak."
"Seçmeler yüzünden herkes erkenden gelmiştir," dedi Gamze.
"Berk'in yüzünü merak ediyorum," dedim. "Belli etmemeye çalışır ama kesin heyecanlıdır."
Nil gülümsedi.
"Emin de kesin bir şeyler yapıyordur."
Gamze kahkaha attı.
"Çocuk zaten davul çalıyor, şimdi bir de basketbolcu olacak. Her şeye yeteneği çıkıyor."
"Davulu da iyi," dedim. "Geçen gün sokaktan geçerken sesini duyduk, bütün mahalle inliyordu."
Nil güldü.
"Emin'in olduğu yerde sessizlik beklemek zaten hata."
"Bunu ona söyleme," dedim gülerek. "Bir de gururlanır."
Gamze başını iki yana sallayıp gülümsedi.
Okulun bahçesine girdiğimizde spor salonunun önündeki kalabalık daha uzaktan belli oluyordu. Bugünkü seçmeler yüzünden herkes erkenden gelmişti.
Salona girdiğimizde top sesleri, konuşmalar ve tribünlerden yükselen uğultu birbirine karışıyordu.
Efe ve Onur sahadaydı.
Takımda oldukları için bugünkü seçmeler onlar açısından farklıydı. Asıl heyecan, takıma girmek için sahaya çıkacak öğrencilerdeydi.
Efe topu eline alıp birkaç kez sektirdiğinde salondan alkışlar yükseldi.
İrem'in sesi diğerlerinin arasından sıyrıldı.
"Efe!"
Gözde'nin ince sesi hemen ardından duyuldu.
"Onuuur!"
Nil kulağıma eğilip gülerek,
"Bütün salon bağırıyor ama en çok bunların sesi çıkıyor," dedi.
Gamze de gülerek başını salladı.
"Birazdan kimse birbirini duyamayacak."
Ben sadece gülümseyip sahaya baktım.
Seçmeler başladığında salondaki uğultu yavaş yavaş azaldı.
Koç öğrencileri sırayla sahaya çağırıyor, paslaşma ve şut çalışmalarını izliyordu.
Berk sahaya çıktığında sakin görünüyordu. Top eline geçtiğinde ise bütün dikkati oyuna yöneliyordu.
Emin de kısa süre sonra sahaya girdi.
İlk paslaşmalarında ikisinin birbirini tamamladığı hemen belli oluyordu. Berk topu kontrol edip uygun anda pasını çıkarıyor, Emin de aldığı topu hızla oyuna sokuyordu.
Sonraki çalışmada Emin topu sürerek potaya ilerledi. Karşısındaki oyuncuyu geçip şutunu gönderdi.
Top fileden geçti.
Nil'le birlikte alkışladık.
Emin uzaktan bize baktığında elimle ona destek oldum.
Bir sonraki turda Berk'in attığı şut da sayı oldu.
Gamze sevinçle ellerini birbirine vurdu.
"İşte böyle."
Sahadaki tempo giderek yükseliyordu.
Bir sonraki eşleşmede Berk ile Onur aynı takımda yer aldı. Berk topu Onur'a gönderdi. Onur topu alır almaz ilerlemesini bekledi ama Berk birkaç saniye yerinde kaldı. Eskiden ne yapacağını düşünmesine gerek kalmazdı. Şimdi ikisi de aynı anda hareket etmeye çalışınca aralarında kısa bir boşluk oluştu.
Karşılarındaki oyuncu araya girip topu kaptı.
Onur kaşlarını çatıp Berk'e baktı. Berk ise yalnızca başını eğdi.
Bir sonraki pozisyonda Onur topu geri kazandı ve pası Berk'e verdi. Berk bu kez tereddüt etmeden ilerledi. Kısa bir bakışın ardından yeniden birbirlerini buldular.
Topu birkaç pasla potaya kadar taşıdılar. Onur'un şutu sayı olmadı ama ikisi de durmadan yerlerine döndü.
Bu kısa an, aralarındaki eski uyumun tamamen kaybolmadığını; fakat ona ulaşmanın artık eskisi kadar kolay olmadığını gösteriyordu.
Efe ve Onur da arada oyuna giriyor, yaptıkları hareketlerle diğer oyunculara karşı kendilerini gösteriyorlardı. Salondaki alkışlar her iyi pozisyonda yeniden yükseliyordu.
İrem ve Gözde'nin sesleri de arada bir diğerlerinin arasından sıyrılıyordu.
Seçmelerin sonuna doğru herkes yorulmuştu.
Koç düdüğünü çaldığında salonda bir anda sessizlik oluştu.
Elindeki kâğıda baktı.
İsimleri okumaya başladı.
"Efe."
Ardından birkaç saniye sonra:
"Onur."
Sonra kâğıda tekrar baktı.
"Berk."
Berk'in yüzünde kısa bir şaşkınlık belirdi. Koç belli belirsiz gülümsedi. Berk de mahcup bir şekilde başını salladı.
Birkaç isim daha okundu.
"Emin."
Emin'in yüzü bir anda aydınlandı.
"Teşekkür ederim hocam."
Koç kâğıdı kapattı.
"Hafta sonu iyice dinlenin.Pazartesiden itibaren benimlesiniz." Ses tonu biraz tehditkar geliyordu."İlk antrenmanda herkes zamanında burada olacak."
Hep birlikte başlarını salladılar.
"Tamam koç."
Koç salondan çıktıktan sonra Emin daha fazla dayanamadı.
"Ben seçildim! Seçildim!"
Koşup ona kocaman sarıldım.
"Tebrik ederim!"
Emin mutluluktan beni kaldırıp döndürmeye başladı.
Berk de yanımıza geldiğinde ona sarılmak için biraz kendime gelmeyi bekledim.
"Seni de tebrik ederim kuzen."
"Sağ ol."
Nil de yanımıza gelip ikisine birden sarıldı.
"İkinizi de tebrik ederim."
Emin bu kez Nil'e dönüp kıvırcık saçlarını karıştırdı.
"Sağ ol küçük kız."
Nil saçlarını toparlayıp ona ters ters baktı.
"Bir daha boyumla dalga geçersen görürsün..."
Emin kahkaha atarak ellerini kaldırdı.
"Tamaaaam sakiiin"
Berk, Nil'in hâline bakıp kısa bir kahkaha attı.
"Düşündüm de... senden daha kısa çok az insan vardır."
Nil'in yüzü bir anda kızarır gibi oldu.
"Ya Berk!"
Kendine geldikten sonra bizimkilere dönüp " keyfiniz yerinde diye benimle uğraşmanızı görmezden geleceğim beyler " dedi.
Gamze de kendini hatırlatmak istercesine yüzünde büyük bir gülümseme ile Berk'e sarıldı.
"Tebrik ederim."
"Sağ ol."
Koçun sesi salondan yeniden duyuldu.
"Çocuklar, soyunma odasına geçin."
Herkes soyunma odasına doğru ilerledi.
Takıma girmelerine çok seviniyordum ama bu durumun hayatımıza ne gibi yenilikler getireceğini de düşünmüyor değildim.
Sonunda soyunma odasının kapısı açıldı.
Önce Efe çıktı.
Ardından Onur geldi.
Efe bize doğru bakarak,
"Yarın akşam kutlama var." Dedi biraz heyecanlı bir şekilde. "Kuzenin de artık takımda olduğuna göre siz de gelirsiniz herhalde diye düşündüm."
Bakışları yüzümdeydi.
"Ben... bilmiyorum," diyebildim. Aklıma annemle kardeşlerimin ev de olduğu, babamın ise hâlâ dönmediği geldi. Ama az da olsa gitmezsem bizimkilerden fırça yiyeceğimi de biliyordum.
Efe hafifçe gülümsedi.
Gamze ise Onur'a döndü. Saçlarının ucuyla oynayıp başını hafifçe yana eğdi.
"Eee, nerede olacak bu kutlama?"
Onur ona cevap vermeden önce birkaç saniye dikkatlice baktı. Kaşları hafifçe çatılmıştı.
"Sana bir şey soracağım..." dedi şaşkın bir ifadeyle. "Çok tanıdık geliyorsun." Gözlerini kısmış bir şeyler hatırlamaya çalışır gibi düşünüyordu.
Gamze'nin gülümsemesi büyüdü. Sanki beklediği cevabı sonunda almış gibi başını hafifçe yana eğdi.
"Bilmem..." dedi nazlı bir tavırla. "Tanıyor musun?"
Onur cevap vermek üzereyken arkadan Gözde'nin ince sesi duyuldu.
"Koyuuun! Hadi, bekliyoruz!" Kızlar ters bir şekilde bize doğru bakıyorlardı.
Onur arkasına dönüp,
"Geliyoruz ya Allah Allah"
Efe ise hiçbir şey söylemeden sadece bana baktı.
Sonra Onur'la birlikte diğerlerinin yanına doğru yürüdü.
İkisi gözden kaybolduktan sonra Gamze birkaç saniye bekledi.
Sonra Gözde'nin ince sesini taklit ederek,
"Koyuuun! Hadi, bekliyoruz!"
dedi. Kendimi tutamayıp gülmeye başladım.
Gamze bir kez daha aynı ince sesle,
"Koyuuun!" diye seslendi.
"Kooo - Bir dakika bi dakika" dedi şaşırmıştı "ona niye Koyun dedi ki?"
Nil bu krizi fırsata çevirmek istercesine "Senin gibi araştırmacı gazeteci biri için... bilmemene hayret ediyorum doğrusu..." dedi bu durumdan zevk aldığı belliydi.
Gamze hala şaşkın bir ifadeyle bana döndü.
"Ben neyi kaçırdım tam olarak?"
Oyuna dahil olmayıp ellerimle bilmiyorum işareti yaptım. Bu sefer yüzünü bir hışımla Nil'e döndü. O da daha fazla dayanamadı,
"Koyun ne yazık ki çocuğun..." dudaklarını ısırıyordu. Daha fazla dayanamadı "Soyadı ya önemli bir şey değil" dedi kahkasının arasında.
Tam o sırada Emin yanımıza geldi. Son söylediğimizi duyup,
"İnsanın soyadı böyle olunca lakaba da gerek kalmıyor," dedi.
Nil, Gamze'nin yüzündeki hayal kırıklığını görünce bir kez daha kahkaha attı.
"Yapacak bir şey yok." derken Emin ardından yarın akşamki kutlama hakkında konuşmaya başladı.
"Sahildeki kafede olacakmış. Kaçta buluşacağımızı da netleştirelim."
Gamze hemen konuşmaya dahil oldu.
"Ben ona göre hazırlanacağım zaten. Hâlâ ne giyeceğimi düşünüyorum."
Berk de yanlarında durup onları dinliyordu.
"Ne giysen yakışır. Bu kadar çok düşünme."
Gamze'nin yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Sen böyle deyince insan daha çok düşünüyor."
Berk gülümseyip konuyu uzatmadı. Birkaç saniye sonra bakışları Nil'e kaydı.
"Sen ne giymeyi düşünüyorsun?"
Nil omuzlarını silkti.
"Bakarız bir şeyler."
Cevabı kısa ve biraz mesafeliydi.
Berk birkaç saniye ona baktı bir şey diyecek gibi oldu ama üstelemedi.
Emin ise çoktan Gamze'yle yarın akşamki kutlamayı konuşmaya devam etmişti.
Ben onları dinlerken gözüm bir an salonun çıkışına kaydı.
Efe çoktan gitmişti.
Ama az önce gözlerimin içine bakarak söylediği o cümle hâlâ aklımdaydı.
Yarın akşam kutlama vardı.
Ve nedense bunu düşündükçe içimde küçük bir heyecan oluşuyordu.
