20. bölüm · Bana sevmeyi öğret
20. Ona güveniyor
Mina'dan
Karan motoru hızlı sürmüyordu. Ben varım diye, biliyordum.
- Mina: Ya hızlansana Karan. Daha hızlı sür.
- Karan: Sürerimde, korkmaz mısın?
- Mina: Korkmam. Hem niye korkayım? Yanımda sen varsın ya.
Şaşırdı ama gülümsedi. Ona güvendiğimi söylemem hoşuna gitti.
- Karan: Madem öyle, madem bana bu kadar çok güveniyorsun. O zaman sıkı tutun Asi kız.
Ellerimi beline daha sıkı doladım. Sıkıca Karana sarıldım ve gözlerimi kapattım.
- Mina: İyi mi böyle?
Gülümsedi.
- Karan: Çok iyi.
Karan hızlandı. Motoru daha hızlı sürmeye başladı. Bu benim çok hoşuma gidiyordu. Ellerimi iki yana açtım ve gözlerimi kapattım. Karan bu yaptığımı görünce endişelendi.
- Karan: Kızım delirdin mi? Düşüceksin.
- Mina: Düşmem Karan. Hem sen düşmeme izin vermezsin. Verir misin?
- Karan: Vermem.
- Mina: Sende dene hadi. Çok huzurlu hissediyor insan böyle yapınca.
- Karan: Sonra da ikimizde ölelim, dimi?
- Mina: Ölmeyiz ya. Hem ölüceksek beraber ölürüz işte, fena mı?
Bu dediğime güldü.
- Karan: Sen baya manyak çıktın. Ama sevdim bu manyaklığını.
- Mina: Bana diyene bak. Sanki kendisi manyak değil.
- Karan: Birbirimizi bulduk o zaman diyebiliriz.
Birşey demedim. Ama hafif gülümsedim. Karan da benim yaptığım gibi ellerini iki yana açtı ve gözlerini kapattı.
- Karan: Haklıymışsın Asi kız. Çok huzur verici.
- Mina: Dedim ben sana.
Evimin önüne geldiğimizde motordan indim. Kaskı çıkarttım ve yerine geri koydum. Karana bakıp gülümsedim.
- Mina: Teşekkür ederim bıraktığın için.
- Karan: Her zaman Asi kız.
- Mina: Görüşürüz o zaman yarın.
- Karan: Görüşürüz.
Dedim ve eve doğru yürüdüm. Kapıyı açtım, arkama baktım ve Karana el sallayıp içeri girdim.
Aras'dan
Leyayı apar topar götürmemin sebebi bugün öğrendiklerimdi. Dün anlattıklarından sonra babasının annesini kiminle aldatıyor, her şeyi öğrenmek için peşine adam takmıştım. Az önce arayıp bir kadınla kafede olduklarını öğrendim.
- Leya: Nereye gittiğimizi söylemedin hala.
- Aras: Biraz daha bekle prenses.
Vardığımızda arabadan indik.
- Leya: Buraya yemek yemeye gelmedik diye düşünüyorum Aras.
- Aras: Doğru. Onun için gelmedik.
- Leya: Ne için geldik peki?
- Aras: Bunun için.
Dedim ve babasının olduğu yeri gösterdim. Gösterdiğim yere baktığında duraksadı.
- Leya: Baba.
- Aras: Belki benim haddime değil biliyorum ama yardım etmek istedim.
İçeri girmek için adım attı. Kolundan tuttum.
- Aras: Emin misin girmek istediğine?
- Leya: Yüzleşmem gerek Aras.
Göz yaşlarını sildi ve içeri girdi. Bende arkasından gittim. Babasının olduğu masaya doğru yürüdük. Babası Leyayı görmeyi beklemiyordu. Görünce ayağa kalktı.
- Selim: Kızım?
- Leya: Bir kızın olduğu aklına gelmiş galiba.
- Selim: Düşündüğün gibi değil Leya.
Leya güldü.
- Leya: Ne düşündüğüm gibi değil ya? Herşey ortada zaten. Ya sen nasıl yaparsın bunu anneme? Nasıl aldatırsın onu?
- Selim: Kızım bi dinle bak. Öylesine birşey. Çok ciddi değil.
- Leya: Dinlemek falan istemiyorum ben seni. Bundan sonra benim senin gibi bir babam yok. Sen bizden çoktan vazgeçmişsin bile. Anneme de söylicem hiç merak etme. En kısa zamanda senden boşanması için herşeyi yapıcam.
Sonra babasının yanında olan kadına baktı.
- Leya: Size de ne diyim ben. Evli bir adamla olmaya utanmıyor musunuz hiç siz ya?
Kadın birşey demedi. Mahçup hissediyor gibiydi.
Leya bana baktı.
- Leya: Beni götürebilir misin burdan? Her hangi bir yere.
- Aras: Tabi. Sen nasıl istersen.
Elimi uzattım. Elimi tuttu ve ordan çıktık. Çıkınca bir banka oturdu ve ağlamaya başladı. Yanına oturdum ve ona sarıldım.
- Leya: Nasıl yapar ya bunu? Bu benim babam mı? Ben onu tanıyamıyorum.
- Aras: Şimdi ne söylesem boş olucak biliyorum ama üzülme nolur artık.
- Leya: Elimde değil. Annemi düşünüyorum ve daha çok üzülüyorum. Ben ona böyle birşeyi nasıl söylerim?
Ellerimle yüzünü avuçladım. Baş parmağımla göz yaşını sildim.
- Aras: Sen çok güçlü bir kızsın Leya. Ve sakın unutma, ben senin hep yanındayım.
Gülümsedi ve bana sarıldı. Bende ona sarıldım.
- Leya: İyi ki varsın Aras. Çok teşekkür ederim yanımda olduğun için.
- Aras: Sende iyi ki varsın prenses. Her zaman yanında olucam, söz veriyorum.
Geri çekilince ayağa kalktım ve konuştum.
- Aras: Hadi gidelim artık. Daha fazla burda kalma.
- Leya: Gidelim.
Arabaya bindik. Onun evine doğru sürmeye başladım.
- Aras: Annene ne zaman söyliceksin?
- Leya: Bu akşam. Artık daha fazla saklayamam.
- Aras: Nasıl istersen.
Evine vardığımızda arabadan indi.
- Leya: Teşekkür ederim, herşey için.
- Aras: Birşey değil prenses. Yarın görüşürüz.
- Leya: Görüşürüz.
Evine gitti. Anahtarla kapıyı açtı ve içeri girdi. Bende o içeri girince arabayı sürdüm ve gittim.
Leya'dan
Akşam anneme herşeyi anlatmıştım. Çok üzülmüştü. Çok ağlamıştı. Ben ona olabildiğim kadar destek oldum. Annem babamdan boşanmaya karar verdi. Babam çok itiraz etmedi. Annem yakında boşanma davasını açacağını söyledi. Babam artık evi terk etmişti. Olanlara hala inanamıyordum.
Sanırım bu korkunç kabusun en iyi yeri Aras oldu. Benim yanımda olması beni çok mutlu ediyordu. Onun desteğine gerçektende ihtiyacım varmış gibi hissediyordum. Kafamda bin tane düşünceyle uyumaya başladım.
Sabah Mina'yla üniversiteye gidiyorduk. Ona olanları anlattım. Bana sarıldı.
- Mina: Kuzum benim ya. Biliyorum üzülme demem çok saçma olucak ama üzülme canım. Senin üzgün olmanı hiç istemiyorum.
- Leya: Böylesi daha iyi biliyorum ama işte. Babam annemi aldattığı için boşanmalarına asla karşı değilim. Ben babamdan böyle birşeyi beklemiyordum. Beni hayal kırıklığına uğrattı.
- Mina: Belki baba konusunda seni anlayamam, hiç babam olmadığı için ama yine de sen üzülme.
- Leya: Kusura bakma kuzum. Senin de yaranı deştim.
- Mina: Yok deşmedin canım merak etme. Neyse hadi hızlanalım. Yoksa geç kalıcaz.
Adımlarımızı hızlandırdık ve üniversiteye vardık.
